BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnız tiyatroda mı?

Yalnız tiyatroda mı?

Geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinde “İletişim ve Tiyatro” konusunda konuşan Tiyatro Sanatçısı Müşfik Kenter, stand-up’çılardan şikayetle: “Herkese küfrediyorlar.



Geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinde “İletişim ve Tiyatro” konusunda konuşan Tiyatro Sanatçısı Müşfik Kenter, stand-up’çılardan şikayetle: “Herkese küfrediyorlar. Sahneye çıkıp seyirciye hakaretler yağdırıyorlar ama seyirci yine onları seyretmeğe gidiyor. Hiç hoş bir durum değil ve nereye gittiğini de bilmiyorum” diyor. Ve stand-up’çıların tiyatroyla hiçbir ilgisi olmadığını iddia ediyor. Bu sözler basına yansıyınca stand-up’çılar ayağa kalkıyor. Görünüşe bakılırsa bu sözleri kimse üstüne alınmak istemiyor. Stand-up, bizdeki geleneksel meddahın çağdaş şeklidir. (Ne kadar modernleştiği dilimize dayatılan yabancı isimden belli değil midir? Öyle ya, adam kendisine meddah dese müşteri toplayabilir mi? Stand-up’çı ne kadar çekici, ne kadar marka değil mi ama?) Meddahlar (pardon, stand-up’çılar) ne yaparlar? Doğaçlama anlatım tarzıyla ilginç hikayeler anlatırlar. Hikayelerini günlük olaylarla, mizahla, taklitle, hatta müzikle daha ilgi çekici hale getirirler. Kim ne derse desin, sahnede tek kişilik bir oyun sergilerler. Tam değilse bile yaptıkları iş, tiyatro ile ilintilidir. Dolayısıyla, Müşfik Beyin: “Stand-up’çılığın tiyatro ile hiçbir ilişkisi yoktur” görüşüne tam olarak katılmıyorum. Tiyatromuzun duayeni, seyircinin tiyatroya yeteri derecede ilgi göstermediğinden bahisle şöyle diyor: “Son otuzbeş yıldır tiyatroda çok şey değişti. Artık Türk Tiyatrosu izleyicisi sanatçıyı besleyemiyor. Ne parasal anlamda, ne duygusal anlamda.” Bu görüşe de katılamıyorum. On-onbeş yıl önceye kıyasla daha hevesli, daha dinamik bir seyirci kitlesi oluştuğu kanaatindeyim. Çünkü hangi tiyatroya gitsem dolu görüyorum. Duygusal anlamda da seyircinin tiyatrocunun arkasında olduğuna bizzat şahit oluyorum. Eğer bu bir tesadüfse, izleyici gerçekten tiyatroya rağbet etmiyor, tiyatrocuyu doyurmuyorsa bunu medyanın insanları yönlendirmekteki cinliğinde aramak lazım. Maalesef toplum olarak medyanın etkisi altındayız. O, hangi yöne bizi kanalize ediyorsa o tarafa yöneliyoruz. Zevklerimiz, taleplerimiz ona göre şekilleniyor. Kaliteyle birlikte zevkler de aşağı çekiliyor. Bu da yozlaşmaya sebep oluyor. Yalnız tiyatroda değil, her alanda... Çatışmalı, birikimsiz, kendi benliğinden uzaklaştırılmış bir seyirci Kenter’in dediği gibi küfürlere, hakaretlere aldırış etmiyor. Gülüyor ve alkışlıyor. Yozlaşma kabul ve rağbet görüyor... En düşündürücü, üzücü taraf da bu... İMKB’nin sanat gecesi Geçtiğimiz Perşembe akşamı İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının FBV III Global Gelişen Borsalar Konferansı ve Fuarı Münasebetiyle TC Kültür Bakanlığı sanatçılarınca Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi salonunda ilk defa gerçekleştirilen “Uygarlıklar Beşiği Anadolu 2000”gösterisini izledim. Dört dörtlüktü. Böylesine muhteşem bir sanat şöleninin gerçekleştirilmesine öncülük eden Kültür Bakanı İstemihan Talay’a ve Borsa Başkanı Osman Birsen’e teşekkür ediyor, emeği geçen bütün sanatçıları kutluyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT