BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Muhammed Kurtubî

Muhammed Kurtubî

Zamanın birinde yaşayan bir râhib, sara hastalığına yakalanan kimseleri tedâvi ediyordu. Bir gün zamanın hükümdarının kızı hastalanır...



Muhammed Kurtubî hazretleri, müfessirlerin (tefsîr âlimlerinin) büyüklerindendir. Aslen İspanya’nın Kurtuba (Cordoba) şehrindendir. 671 (m. 1272) târihinde Mısır’da vefât etti. “Tezkire bi umûril-âhıre” adlı eserde buyuruyor ki: Ölüm hâli: Dünyâdaki ölümü yaklaştığı vakit, insanın yanına dört melek gelir. Bunların biri, rûhunu sağ ayağından ve biri sol ayağından, biri sağ elinden, biri de sol elinden çekerler. Çok defa, rûhu gargara hâline gelmezden evvel, “Âlemi melekûti”yi görmeye başlar... Ölüm hâlindeki fâcir kimse, rûhunu, sanki bir iğne deliğinden çıkıyor ve gök yere bitişiyor ve kendisi arasında kalıyor zanneder. Rûh çekilirken, İblîs, yardımcılarını o kimseye musallat eder. Ona derler ki: “Ey filan! Sen ölüyorsun. Biz, bu hâlde seni geçtik. Sen Yahudi veya Nasrânî (Hıristiyan) dîninde olarak öl. Bu din, Allah indinde makbûl olan hak dindir.” O zamanda cenâb-ı Hakkın şaşırmasını dilediği kimse şaşırır, işte bu; “Ey bizim Rabbimiz! Dünyada iken bize îmân verdiğin gibi, ölürken de kalblerimizi şaşırtma” meâlindeki Âl-i İmrân sûresinin sekizinci âyet-i kerîmesinin haber verdiği hâldir. Bu konu ile ilgili bir kıssa şöyledir: Zamanın birinde yaşayan bir râhib, sara hastalığına yakalanan kimseleri tedâvi ediyordu. Bir gün zamanın hükümdarının kızı hastalandı. Hükümdâr, kızını o rahibe gönderdi. Kız manastırda tedâvi olurken, mel’ûn şeytan gelerek rahibe; “Sen bu kızla zinâ et. Çünkü bu kız şuurunu kaybetmiş” diye vesvese vererek, rahibi zinâya sürükledi. Muradına kavuşan şeytan, daha sonra rahibe yine; “Senin yaptığın bu çirkin işin kız farkına vardı. Halkın arasında seni rezîl ve rüsvâ etmesinden korkulur. En iyisi sen kızı öldür ve şu kum yığınlarının içine gömüver. Hükümdârın adamları gelince onlara; ‘Hükümdârın kızı iyileşti ve gitti’ dersin” diye talimât verdi... ŞEYTANA SECDE ETTİ!.. Râhib, şeytanın isteklerini yeise kapılarak yerine getirdi. Kızı öldürüp, şeytanın gösterdiği kum yığınının içine gömdü. Bu arada şeytân, hemen hükümdârın yanına giderek, durum böyle böyle oldu. Râhib, kızın iyileşip gitti derse, ona inanma oradaki kum yığınını kazdır. Kızının cesedini bulursun, dedi. Hükümdâr şeytanın dediklerini yapınca, kızının cesediyle karşılaştı. Rahibin öldürülmesi için emir verdi. Tam râhib idâm edileceği sırada, şeytan onun yanına gelerek; “Ey Râhib! Bana secde edersen seni bu durumdan kurtarırım” dedi. Râhib onun sözlerine kanarak şeytana secde etti. Şeytan onu kurtaramayarak, bırakıp gitti...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT