BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tokların ‘Açlık’ mücadelesi

Tokların ‘Açlık’ mücadelesi

ABD’nin başkenti Washington’da bugün ve yarın pek endişeliyiz. Bir tarafta Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu IMF’nin yıllık mutad ilkbahar toplantısına katılan 135 ülkenin ekonomiden sorumlu üst düzey temsilcileri, diğer tarafta da onları protesto eden binlerce insandan oluşan kalabalık gösterici grupları...



ABD’nin başkenti Washington’da bugün ve yarın pek endişeliyiz. Bir tarafta Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu IMF’nin yıllık mutad ilkbahar toplantısına katılan 135 ülkenin ekonomiden sorumlu üst düzey temsilcileri, diğer tarafta da onları protesto eden binlerce insandan oluşan kalabalık gösterici grupları... Aslında Washington, protestolara ve her çeşit gösterilere alışık bir şehir. Ama bu seferki protestocular korkutuyor. Zira geçen kasım ayı sonunda Seattle’daki Dünya Ticaret Örgütü WTO’nun toplantısı sırasında yapılan gösteriler, çok şiddetli olmuş ve geniş tahribata yolaçmıştı. Aynı protestocuların şimdi de Washington’da toplanmaları, ABD başkentinde olağanüstü güvenlik tedbirleri alınmasına sebep oldu. Tedbirlere ilaveten ayrıca polis dahil herkes, ‘aman protestocular şiddete yönelmesin’ diye dualar da ediyor. Gerçekten garip ve düşündürücü bir manzara.. Bir tarafta dünya ekonomisini belirleyenler-belleyenler ve globalleşme türküleri çağıranlar, diğer tarafta da bunları lanetleyip, protesto edenler.. Esasında protesto edenler ile protesto edilenlerin ifade ettikleri sloganlar ve hedefler aynı. Yani ortak hedefler doğrultusunda çalışırken, birbirleriyle çatışma halindeler. Aynı dili konuşup da anlaşamamak Her iki taraf da ‘açlık ve yokluk’ ile mücadeleyi esas alıyor. Açlığı önleme mücadelesi veren bu karşıt gruplar ayrıca bunu kendileri için de istemiyorlar. Çünkü onlar toklar!. Tok karnına, açların haklarının mücadelesini yapıyorlar. Her iki taraf da ‘refah’, ‘daha fazla iş’, ‘daha fazla aş’ diyor. Hepsi de çevrenin korunmasını, zengin fakir uçurumunun kalkmasını, sömürünün bitmesini istiyor. Herkes insan haklarını, hayvan haklarını savunuyor. En ilginç bir başka ortak nokta ise, hem protestocuların hem de protesto edilenlerin aynı dili konuşmaları.. Herkes İngilizce konuşuyor.. Pekiyi bu kadar ortak noktası ve konuları olanlar, niye birbirlerini hiç ama hiç anlamıyorlar? Niye anlaşamıyorlar? Anlaşamamak ne kelime, bu kadar ortak noktaya rağmen birbirleriyle taban tabana zıtlık sergiliyorlar. Mesela her iki taraf da ölümden ve öldürmekten bahsediyor. Dünya Bankası, IMF, WTO, “Açlığa ve yokluğa ölüm!” diyor. Protestocular ise, “IMF, WTO öldürüyor; bunlara ölüm!” diye bağırıyor.. Eh bu kadarcık da farkları olsun demeyin. Zira buna takmış vaziyetteyim. Aynı telden böylesine farklı seslerin çıkmasının sebeplerini bulmaya; beni rahatsız eden bu durumdan kurtulmaya çabalıyorum. Lütfen mazur görün. Önce protestoculara kulak veriyorum. ‘Globalleşme bir oyundur. Zengin ve güçlülerin, zayıfları sömürmesinin yoludur!’ diyorlar. Sonra da protesto ettiklerinden birisi olan Michael Moore’u dinliyorum. Michael Moore, Dünya Ticaret Örgütü WTO’nun direktörü. Önceki gün Gazetemizin Washington Bürosu’nun da içinde bulunduğu binada Ulusal Basın Klübü’nde konuştu. Yeni Zelanda’lı bir işçi çocuğu Michael Moore... ‘Globalleşmenin önemini ve bunun için ABD’nin liderlik rolünü’ anlatıyor. Moore protestoculara şöyle cevap veriyor: “Dünya ticareti 1950 yılından beri tam 15 misli arttı. Globalleşmenin lokomotifi ABD geçen yıl dünyaya 960 milyar dolarlık ürün ve hizmet ihraç etti. Dünyada nereye gitsem birçok kişi bana, ‘WTO’nun, ABD ticaret emperyalizminin ve kapitalizminin bir aracı olduğunu’ söylüyorlar. ABD hariç her yerde bu kanaatlerini de çekinmeden bana ifade ediyorlar. ABD globalleşmenin lokomotifi WTO sadece global ticaretin kurallarını belirlemiyor. Çevreden sosyal meselelere, işçilik ve işçi haklarından çocukların çalıştırılmamasına, tüketici haklarının korunmasına ve rekabetin sağlanmasına kadar birçok önmeli konuyla da ilgileniyor. Üyesi 135 ülke arasındaki farklılıkların giderilmesi ve ülkeler arasında ortak bir ticaret mekanizmasının kurulmasına gayret sarfediyor. Başkan Roosevelt’in söylediği şuydu: ‘Eğer dünya barış içinde ve mamur olacaksa, bunun sağlanmasında ABD’nin liderliğine, gücüne, merhamet ve inayetine ihtiyaç vardır!’ ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan beri 50 yıldır dünyanın bu çağrısına cevap verdi. Bugün endüstri ötesi bir toplum dönemine girdi dünya. Bunun adı enformasyon çağıdır. Bilgi bugün en büyük güçtür. Artık hiçbir şey eskisi gibi ya da alıştığımızın aynısı olmayacak. Bu çağda; internet, artık her konuda belirleyici olmaya başladı. Bu internet çağında da, ABD tekrar liderliği eline almış durumda!” Tokların egemen olduğu WTO’nun direktörü Michael Moore’un değerlendirmelerine ve globalleşme ile açlığı protesto eden tok göstericilerin görüşlerine aktarmağa, -eğer sizi sıkmazsak ve nasipse- haftaya devam ederiz. Ama şimdiden size birkaç ipucu soru.. Lütfen bir düşünün bakalım... Siz globalleşmeye ve dijital yaşamaya meraklı mısınız? Hazır ve hazırlıklı olabilecek misiniz? Bu merakınız, internetleşmeye ve globallaşmeye yetecek mi?..
Reklamı Geç
KAPAT