BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Yeter ki o mutlu olsun...”

“Yeter ki o mutlu olsun...”

İclal bir demet kasımpatını sıkıca kavramış, hızlı adımlarla yürüdü iki tarafı çınar ağaçlarıyla bezenmiş yolda. Doğan beyin arabası kapının önündeydi. Bahçe kapısını hafifçe iterek açtı. Kapıyı çalar çalmaz içeriden yaklaşan ayak sesleri duyuldu.



İclal bir demet kasımpatını sıkıca kavramış, hızlı adımlarla yürüdü iki tarafı çınar ağaçlarıyla bezenmiş yolda. Doğan beyin arabası kapının önündeydi. Bahçe kapısını hafifçe iterek açtı. Kapıyı çalar çalmaz içeriden yaklaşan ayak sesleri duyuldu. Yaşlı doktor açmıştı: - İclal, güzel kızım, hoş geldin... Buyur evladım! Genç kız gülümseyerek girdi içeriye. Salon kapısında beliren Perihan hanıma uzattı elindeki buketi: - Bunları size getirdim. Belki biraz güzellik ve aydınlık katabilirim dünyanıza diyerek. Elimden maalesef başkası gelmiyor. Perihan hanım sevgiyle gülümsedi: - Senin gelmen o aydınlığı zaten getiriyor benim dünyama güzel kızım, hoş geldin ve zahmet ettin. Genç kız terbiyeli bir şekilde ikisinin de elini öptü. Koltuklardan birisine oturdu. Gözlemci bir tavırla süzdü iki insanı. Uykusuz geçmiş bir gecenin izleri vardı ikisinin de yüzünde. Merakla sordu: - Nasılsınız? Doğan bey ellerini iki yana açtı: - Nasıl olalım yavrum, işte, gördüğün gibi. Ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı bilmeden öylece bekliyoruz. Gülümsedi destek olmak istercesine genç kız: - Ben her şeyin düzeleceğine inanıyorum, biraz sabır. Perihan hanım usulca mırıldandı: - Ben de biliyorum sabır gerektiğini. Ama bu beklemek yok mu? İnsan düşüncelerine hakim olamıyor evladım. Neler neler gelip geçiyor kafamızdan. Hep olumsuz düşünceler. Bunlar yıpratıyor insanı. Bir derin uykuya yatıp, her şey hallolduktan sonra uyanmayı çok isterdim. İclal üzüntüyle baktı kadına. Yaşlı bedenleri bunca sıkıntıyı taşıyamıyordu artık. Başını eğdi hafifçe: - Oktay gitti. Dün akşam yolcu ettik onu. Doğan bey başını pencereden dışarıya doğru çevirdi. Bakışları çok uzaklara gitmişti sanki Oktay’ı görmek istermiş gibi. - Hayırlısı olsun. İnşallah yıkılmaz, hayal kırıklığına uğramaz, aradığını bulabilir. Bizim istediğimiz sadece onun mutluluğu. İclal yutkundu: - Ben gitmesini istedim. Epey kararsız kaldı sanıyorum. Ama gidip belirsizlikleri çözmesi gerekiyordu. Böylesi daha iyi oldu inanın. Sonuca daha çabuk ulaşılacaktır böyle. Perihan hanım fısıldar gibi sordu : - Heyecanlı mıydı İclal? Genç kız başını salladı: - Evet, oldukça heyecanlıydı. Onca yolu o ruh haliyle nasıl geçirecek doğrusu merak ediyorum. Bir sessizlik oldu. Kimse konuşacak şey bulamıyor gibiydi. Doğan bey mırıldandı kendi kendine: - Parası vardı değil mi? İclal atıldı: - Evet, verdiğiniz parayı ilettim kendisine. Aynen istediğiniz gibi. Sanki ben veriyormuşum gibi. Şüphelenmeden aldı. Yaşlı doktor ıslanan gözlerini gizlice sildi elinin tersiyle: - Okul için ne düşünüyor İclal? Devam edecek değil mi? İclal başını geriye attı. Gözlerini açtı: - Ne olur sanki her şey bitmiş gibi umutsuz olmayın!. Tabii okulunu bitirecek. O şimdi hayatında birden karşısına çıkan belirsizlikleri açmaya çalışıyor. Bunu da yapmak zorunda. Okuluna da gidecek, hayatına yine eskisi gibi devam edecek. Perihan hanım umutsuzca fısıldadı: - Ama o hayatta biz olmayacağız belki de... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT