BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir umut ışışı doşmuştu...

Bir umut ışışı doşmuştu...

Gardiyanın sesini duydukları zaman hepsi de irkildiler:- Ziyaret bitti. Haydi bakalım. Çaresizce baktı karısıyla oşluna Fehmi. Acı bir gülümseme belirdi dudaklarında: - Buna da şükür... Haydi bakalım. Haftaya duruşmada görüşürüz.



Gardiyanın sesini duydukları zaman hepsi de irkildiler:- Ziyaret bitti. Haydi bakalım. Çaresizce baktı karısıyla oşluna Fehmi. Acı bir gülümseme belirdi dudaklarında: - Buna da şükür... Haydi bakalım. Haftaya duruşmada görüşürüz. Buradaki arkadaşlar bir avukat bul diyorlar. Daha kolay olurmuş. Feyyaz beye gitsen de söylesen. Şirketin avukatı var onca. Yardımcı olur mutlaka. Başını salladı Mukadder. Fehmi eşildi Serdar’ın boyunun hizasına kadar. Dudaklarını uzattı tel örgülere doşru. Oşluyla arasındaki soşuk tellere aldırmadan bir öpücük kondurdu yanaşına: - Haydi aslan oşlum, üzülme sakın, annen sana emanet. Hanımına döndü, gözlerinde biriken yaşı saklamaya çalışarak mırıldandı: - Sen de kendine dikkat et Mukadder’im. Geçecek bu günler dedişin gibi. Saşlıcakla kalın. Omuzları düşmüş bir şekilde arkasında bekleyen gardiyanın peşinden gitti. Son bir kez daha dönüp baktı ikisine de demir kapıdan içeri girmeden. Elini kaldırıp salladı. Sonra gözden kayboldu. Mukadder içinin acıdışını hissetti. Oşlunun eline sıkı sıkıya yapıştı: - Haydi aslanım, gidelim artık. Babanı gördük, bak iyi. Ama hiç konuşmadın sen babacışınla... Dönüp küçük Serdar’ın yüzüne baktı. Islaktı küçüşün gözleri. Konuşamıyordu boşazında koca bir yumruk gibi duran hıçkırık yüzünden. Sarıldı oşluna yol ortasında olmasına aldırmadan. Başrına bastı. * * * Feyyaz bey sekreterinin ziyaretçisi olduşunu söylemesiyle fırladı yerinden. Mukadder hanım gelmişti. Adam deli gibi çarpan yüreşinin sesini bastırabilmek için göşsünü tuttu. - Gelsin içeriye. Mukadder başının örtüsünü düzeltip saygıyla, çekinerek girdi büyük, lüks odaya. Oldukça genişti Feyyaz’ın ofisi. Yerler halı kaplıydı. Duvarlarda eski ‹stanbul tabloları vardı. Klasik döşenmişti. Kahverengi ve tonları hakimdi. Tedirgin bir şekilde gülümsedi. Sanki suçlu gibi duruyordu adamın karşısında mahcubiyetinden. - Gel bakalım Mukadder hanım, hayırdır? - Sizi rahatsız ettim efendim. Kusura bakmayın. Dün Fehmi’yi ziyarete gittim. Feyyaz beyle bir konuşsan, bir avukat bulunsa iyi olur dedi. Yardımcı olursanız... Arkasına yaslandı Feyyaz. Eliyle koltuklardan birini işaret etti: - Hele otur bakalım. Bana kalırsa gerek yok avukata falan. Zaten ilk duruşmada çıkacak. Ne lüzumu var? Ben hukukçu arkadaşlarla konuştum. Korkulacak bir şey yok. Sen gönlünü ferah tut. Boynunu büktü kadıncaşız: - Siz bilirisiniz artık. Ben elçilik görevi yaptım. Tabii işin doşrusu sizde. Tekrar teşekkür ederim. Telefona doşru uzandı adam. Bir yandan da konuşmaya devam etti: - Ben muhasebeye söyleyeyim, size para çıkartsınlar. Lazım olur. Mukadder itiraz etti: - Yok beyim, paramız var çok şükür. Geçende verdiydiniz ya... Duruyor. - Olsun, bulunsun yanınızda. Hemen gereken emir verildi. Beş dakika sonra bir tomar parayla girdi içeri gençten bir adam. Bir iki kaşıt imzalattı Feyyaz’a. Bıraktı banknotları masanın üzerinde ve çıktı. - Al bunları Mukadder hanım. Bir daha buralara kadar gelmene gerek yok. Bir şey olursa ben haber gönderirim sana. Bin bir duayla ayrıldı genç kadın odadan. ‹çini bir ferahlık, bir umut ışışı doşmuştu yeniden. Güzel günlere az kaldışına inanıyordu. Feyyaz ise yüreşini burkan o korkunç azaptan kurtulmak için ok gibi fırladı yerinden. Çıldıracak gibiydi. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT