BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devletin kapıları yüzümüze kapatıldı

Devletin kapıları yüzümüze kapatıldı

Kıdemli Tabip Binbaşı iken 1997'de TSK'dan uzaklaştırılan Doğan, fişlendiği için sadece özel sektörde iş bulabilmiş.



ÖZEL HABER SALİH BİLİCİ KBB Uzmanı Dr. Mehmet Doğan, Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesi’nde başarılı bir Kıdemli Binbaşı tabip iken 1997 yılında Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla ordudan ihraç edildi. Tek derdi devletine, vatanına, milletine borcunu ödemek olan Doğan, emekliliğine 6 ay kala ordudan uzaklaştırıldı. Şimdi İstanbul’da özel bir hastanede hekimlik hayatını sürdüren Doğan, kendilerine yapılan haksızlığın daha iyi anlaşılması için Balyoz davasına bakılmasını istedi. Doğan “Balyoz iddianamesine giren fişleme dosyalarına bakıldığında bizim neden ordudan atıldığımız daha iyi anlaşılıyor. İnsanların zihni berraklaştı. Biz ordumuzu, devletimizi seven başarılı askerlerdik. Tek suçumuz muhafazakâr olmaktı” dedi. EMEKLİLİĞİNE 6 AY VARDI Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesi’nde Kıdemli Tabip Binbaşı olarak görev yaparken emekliliğine 6 ay kala YAŞ kararıyla Ordudan atılan Dr. Mehmet Doğan, uğradığı haksızlıktan sonra manevi olarak büyük sıkıntı çektiklerini söyledi. DEVLET KAPILARI KAPATILDI Hukuksuz bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) atıldığını anlatan Mehmet Doğan, doktor olduğu için hemen iş bulduğunu, maddiyattan ziyade manevi olarak çok yıprandığını söyledi. Doğan o günleri şöyle anlattı: “O zamanki dehşet ortamında, yasal hiç bir engel olmamasına rağmen devlet hastanelerinde işe girmek söz konusu bile olamadı. Yaşım müsaitti, yabancı dil, bilimsel yayın gibi yeterli niteliklere sahip olmama rağmen akademik bir yola da devam edemedim.” ÇOCUKLARIM İÇİN ZOR OLDU Özellikle eşinin ve çocuklarının mağdur olduğunu anlatan Dr. Mehmet Doğan, “Çocuklarımız böyle bir travmayı kaldıracak yaşta değildi. Oğlumun sınıf arkadaşı kendisinden bir şey istemiş. Parmak kadar çocuk, isteğini yerine getirmesi için oğluma şantaj yapmış: “Bak babanın ordudan atıldığını herkese söylerim” demiş. Akşam eve ağlayarak gelen oğlum nedenini sordu. Bak oğlum ‘biz hırsızlık yapmadık, yüz kızartıcı bir suç işlemedik. Sadece inancımızı yaşadığımız için bunlar başımıza geldi’ dedim. 11 yaşındaki çocuğuma TSK’dan neden atıldığımı izah etmek zorunda kaldım” diye konuştu. Doğan o yıl Anadolu Lisesi sınavını kazanan oğlunun bu hakkını yakarak kısa sürede Erzurum’dan ayrılmak zorunda kaldıklarını söyledi. Görev yaptığı sürede gerek astlarına, gerekse hastalarına karşı hep adil ve tarafsız davranmaya özen gösterdiğini anlatan Mehmet Doğan, işi ile inançlarını asla karıştırmadığını belirterek “Birlikte çalıştığım, yıllarca sicil verdiğim mesai arkadaşlarım da bunun şahididir” dedi. Bütün yaşadıklarına rağmen adil olmak gerektiğinin altını çizen Doğan, Balyoz davasının Yargıtay aşaması için “İnşallah herkes için adil bir karar çıkar. Herkes hak ettiği kadar ceza alır. Kimseye haksızlık yapılmasın. Masum olan bir kişi bile ceza almasın” dedi ve ekledi: “Ancak herkes şunu düşünmeli; binleri aşan subay-astsubayı hiç bir gerekçe göstermeden meslek hayatında bir defa bile savunma ya da ceza almadan ‘disiplinsizlik’ gibi muğlâk ve tamamen iftira niteliğinde suçlamalarla kapının önüne koyanların amacı neydi? Bu gün yargıya müdahale, baskı, hakaret gibi ahlak ve yasa dışı fiillerde yarışan basın yayın organları bir tek kelime ile bu kanunsuzluğa karşı durdular mı?” BİZİ DARBEYE ENGEL GÖRDÜLER Dr. Mehmet Doğan, “Ordudan atılmanızın tek nedeni muhafazakâr olmanız mıydı?” sorusunu şöyle cevapladı: “Gün gelip eline emanet olarak verilen silahı vatandaşına doğrultma hazırlığı yapanlar, o gün geldiğinde tereddüt edecek, verilen insanlık ve yasa dışı emirlere itaat etmeyecek, ya da çatlak sesler çıkarma ihtimali olanları önlerinde engel olmaktan çıkarmak için bunu yaptılar. Bu hukuksuzluğa uğramamak için istifa ve emeklilik hakları olup erkenden ayrılanların sayısı çok, ama belirsizdir. Daha önemlisi atılan ve ayrılanlardan çok vatanına, milletine, hukuka ve adalete bağlı çok sayıda subay ve astsubay ise bu işlemlerle sindirilmiş, korkutulmuş oldu.” Balyoz davasında mahkeme kararını insani ve siyasi saiklerle eleştirenlere bir hatırlatma yapmak istediğini anlatan Mehmet Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bize bu zulmü reva görenler savunmamızı almadılar, bütün hukuk yolları bize kapalıydı. Hiç bir yasal dayanak olmadığı halde kamuda hiç bir işe alınmamamız hususunda her türlü baskıyı kanunsuz bir şekilde sanki sürek avına çıkmış zalim avcı gibi sürdürdüler. O zaman bu değerli basın mensupları neredeydiler?” Doğan, darbelerin bir daha yaşanmaması için bu tür davaların önemli olduğunu belirterek, “Eğer daha önce darbeciler yargılansaydı 12 Eylüller, 28 Şubatlar yaşanmazdı.” Albay Kahramanyol: Önce attılar sonra tehdit mektupları gönderdiler “Bana ‘konuşma’ şeklinde tehdit mektupları yazıldı, kamu kurumlarına da ‘işe almayın’ talimatları verildi. Emekli Tabip Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol da YAŞ mağdurlarından. Kahramanyol boşandığı eşi Nurcan Akçay adına gönderilen mektuplarla “irticacı” damgası vurularak YAŞ kararı ile TSK’dan uzaklaştırıldı. Nurcan Akçay, 28 Şubat soruşturmasında Özel Yetkili Savcıya verdiği ifadede eski eşini irticacı gösteren mektupları emekli generaller Çevik Bir ve Hurşit Tolon’un yönlendirmesiyle yazdığını iddia etmişti. Sahte mektuplarla Kahramanyol’u TSK’dan uzaklaştıran darbeciler, bununla yetinmeyerek Tabip Albay’ın iş bulmaması için özel ve kamu kurumlarını tehdit etti. Kahramanyol’un akademisyen ve doktor olarak işe alınmaması için bütün üniversite rektörlüklerine bir uyarı mektubu gönderildi. HAYATIMIZI KARARTTILAR Darbecilerin kirli oyunları sonucu hayatının en kötü günlerini yaşayan Kahramanyol, o günleri şöyle anlattı: “Bana tehdit mektupları geldi. Biz sana müsamaha gösteriyoruz ama sen çok konuşuyorsun tarzındaydı bu mektuplar. Benim oğlum Askeri Lise imtihanına girdi, yazılı sınava girdi, mülakat için eve mektup gelmedi. Oğlum gitti, araştırdı. Zarfın üzerinde ‘evde kimse bulunamadı’ diye yazıyor. Halbu ki mektup bize hiç gelmedi. Böyle sahtekârlıklar yapıldı.” “YAŞ kararlarının yargıya kapalı olması büyük bir ayıptı. Bu kurula üye olan insanların YAŞ kararlarına imza atma vicdansızlığını göstermiş olması da ayrı bir ayıptı” diyen Kahramanyol, “İnşallah Yargıtay’dan Balyoz davasıyla ilgili adil bir karar çıkar. Çünkü emri alanlar da cezalandırıldı. Bazılarını tanıyorum. Ama işin başında olup da suç işleyen darbeciler mutlaka cezalandırılmalı. Bu memlekette darbecilik ve ihtilalciliğin sonu getirilmeli” şeklinde konuştu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5255
    % -0.35
  • 4.1259
    % -0.63
  • 4.5333
    % -0.35
  • 144.338
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT