BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kedinin bacağını ayırmak!

Kedinin bacağını ayırmak!

Bazıları (Kedinin bacağını gerdek gecesi ayırmak gerekir) sözünü beğenmiyor. Halbuki bu sözün anlamı, tedbirini zamanında almak gerekir demektir.



Bazıları (Kedinin bacağını gerdek gecesi ayırmak gerekir) sözünü beğenmiyor. Halbuki bu sözün anlamı, tedbirini zamanında almak gerekir demektir. Yoksa kedinin bacağını tutup ayırmak demek değildir. Tedbir işin başında alınmazsa, zamanla olayları önlemenin güç olduğunu bildirilmektedir. Gerdek gecesi hanımı dövmek gerekir diye bir şey yoktur. Çünkü çoluk çocuğu terbiye etmek için dövmek doğru değildir. Ancak yanlış bir iş yapınca, cezalanabileceği hissini vermek gerekir. Peygamberimiz, ev halkının dövülmemesini emrettiği hâlde, terbiye edilmeleri için cezalanacakları, dövülecekleri hissini taşımaları gerektiğini bildirmiştir. Bu hususta peygamber efendimiz, (Ev halkınızı terbiye edebilmek için bastonunuzu onların göreceği yere asın!) buyurmaktadır. (Taberânî) Kur’an-ı kerimde de cenab-ı Hak, (Azabım çok şiddetlidir) diyerek kullarını ikaz etmektedir. O halde son pişmanlık fayda vermez, kedinin bacağını ilk gece ayırmak gerekir. Bazı kimseler de (Haram tatlıdır diyen, haramı beğendiği için kâfir olur) diyorlar. Nefsimiz kâfir olduğu için, nefsimizin her istediği bizim aleyhimizedir. Nefsimiz, helal olandan değil, haram olandan daha çok zevk alır. Nefsimizin hoşuna gittiğini bildirmek için, haram ama bana tatlı geliyor demekle insan kâfir olmaz. Bir kimsenin dünya güzeli bir hanımı olsa, çirkin bir bayanın bacağı açılsa, nefsimiz ona bakar ve ona bakmaktan hoşlanır. Yani haram ona tatlı gelir. Gelmez diyenler, nefsin mahiyetini bilmeyen câhil kimselerdir. Nefsimiz, kötü bir bayana iltifat etmekten zevk alır da, evimizde yemeğimizi pişiren, çocuklarımıza bakan, evimizi düzenleyen, yoldaşımız, sırdaşımız, fedakâr hayat arkadaşımıza iltifat etmekten hoşlanmaz. Bu bakımdan tatlı gelen harama, tatlı geliyor demekle küfre girilmez. Fakat günahını açıklamak doğru değildir. Acı geliyor dersek belki o zaman gerçeği söylememiş oluruz. Kumarın, içkinin başından kalkmayanlar, tatlı gelmese orada dururlar mı? Bilgisayarda çeşitli oyunlardan zevk almasalar, saatlerce onun başında beklerler mi? Sabahlara kadar internette chat yaparlar mı? Kendimizi kandırmaya çalışmanın alemi yoktur. Meleksin, melek gibisin demeyi de beğenmiyorlar. Halbuki caiz olan teşbihler vardır. Bir kimseye böyle söylemekle, onun melek olduğu veya melek gibi günahsız olduğu söylenmiş olmaz. Ona iyi insan dendiği anlaşılır. Mesela biz bir arkadaşa, günahlardan kaçtığı için Melek Kasım diyoruz. Çocuğunu severken, melek kızım demekte de mahzur yoktur. (Vakit nakittir) sözü de tenkit edilerek, bu paraya tapmanın başka ifadesi deniyor. Adam oradaki nakitin ne anlama geldiğini bilmediği için böyle söylüyor. Mesela nakten ödemek peşin ödemek demektir. Vakit nakit demek de, vaktin değerini bilmek, onu boşa harcamamak, vaktinde yani peşin olarak değerlendirmek gerekir anlamındadır. Böyle sözlerin ne mahzuru olur? Bazıları da (Babam öldü, hemen mezarını yaptırdım) diyene kızıyorlar, israftır, dine aykırıdır diyorlar. Alimlere evliyaya türbe yaptırmak bile caizdir. Bunun için atalarımıza dil uzatmak çok yanlıştır. Aynı zihniyet enbiya ve evliya kabirlerin yardım istemeye de, onlar için kurban kesmeye de şirk diyorlar. Allah rızası için kurban kesip sevabını yatırdaki evliyaya bağışlamanın dinen bir mahzuru yoktur. Hele şirk ile zerre kadar ilgisi yoktur. Evliya kabirlerine gidip evliyanın aracı olmasını istemenin şirkle bir ilgisi yoktur. Biz her şeyin yaratıcının ve o evliyaya yardım etme gücünü verenin Allahü telâlâ olduğunu biliyoruz. En cahil bir kimse de, insanın yaratıcı olmadığını bilir. Onun için evliya kabirlerine dua etmeye giden kimselere müşrik demek çok çirkin bir harekettir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT