BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zekâ öğrendikçe gelişir

Zekâ öğrendikçe gelişir

Zekâ oluşumunda genetik yapı ve çevresel faktörler etkilidir. Zekânın büyük bir bölümü ilk on yaşına kadar tamamlandığı için erken çocukluk döneminde sunulan zengin öğrenme ortamları bireylerin gelecekteki başarısının temelini oluşturur.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ marmara.edu.tr 0 212 639 68 81 Üç yaşında bir çocuğum var. Zekâ gelişimini desteklemek için bir anne olarak neler yapabilirim? Bu konuda beni bilgilendirebilirseniz memnun olurum. (Meltem Camcı,-İstanbul) Saygıdeğer okuyucumuz, ebeveynlerin çoğu 3 yaşında bir çocuk için zekâ gelişiminin çok erken olduğunu düşünür ve bu yönde herhangi bir çaba içine girmez. Oysa beyin fonksiyonlarımız hakkında yapılan araştırmalar, beyin yapısındaki gelişimin üçte ikilik bölümünün 0-4 yaş arasında tamamlandığını göstermektedir. Dolayısıyla erken çocukluk dönemi, zihinsel potansiyelin ortaya çıkarılması açısından kritik öneme sahiptir. Bir bebek, beyninde 180 milyar sinir hücresiyle dünyaya gelir. Bu hücreler nöronlarla (sinir hücreleriyle) birbirine bağlanmıştır. Bir sinir hücresi, çevresindeki diğer hücrelerle ne kadar çok bağlantı kuruyorsa, yani sinaps meydana getiriyorsa zihinsel gelişim o kadar aktif demektir. Anne ve babadan kalıtım yoluyla bebeğe geçen genlerin belirlediği bağlantı sayısı 50 milyon civarındadır. Bu bağlantı miktarı, çevrenin olumlu etkisiyle trilyonlara varan sayıya kadar ulaşabilir. Başka bir ifadeyle çocuğa çevresel uyaran açısından ne kadar zengin bir ortam sunulursa onun beynindeki sinaps sayısı da o kadar fazla olur. Peki, anne-baba olarak okul öncesi dönemde çocuklarımızın zekâ gelişimini desteklemek için neler yapabiliriz? > Öncelikle sağlıklı yiyecekler yemesini sağlayabiliriz. Zihinsel gelişim için sağlıklı beslenme şarttır. Özellikle ilk çocukluk döneminde beynin gelişimi, alınan besin miktarı ve değeri ile yakından ilişkilidir. > Çocukla günlük olaylar hakkında konuşmalı, ona sorular yöneltmeli ve bu soruları cevaplaması için zaman tanımalıyız. Ancak bu sorular, “evet” veya “hayır” şeklinde cevaplanacak kapalı uçlu sorular değil, çocukları düşünmeye sevk edecek açık uçlu sorular olmalıdır. > Çocuğumuza her gün düzenli olarak yüksek sesle kitap okuyabiliriz. Kitap okumak; çocuğun üreticiliğinin artmasında, ifade becerisi ve hayal gücünün gelişmesinde etkin rol oynar. Okunan şeyin sadece çocuk kitabı olması şart değildir. Bir dergi veya gazete de olabilir. > Çocuğun televizyon seyretme alışkanlığını yaşına uyumlu olacak şekilde sınırlayarak eğitici nitelikteki programları seyretmesini sağlayabiliriz. > Çocukluk döneminde oyun oynamak zekâyı geliştiren önemli bir etkinliktir. Oyun yoluyla çocuklar araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme becerilerini kazanır. Şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekân ve uzaklık gibi birçok kavramı oyun oynarken öğrenirler. > Oynadığı oyuncak ve objelerin çocuğun zekâsını geliştirici ürünler olmasına özen gösterebiliriz. Bu tür oyuncaklar, farklı zihinsel işlevler gerektirdiği için akıl yürütme yeteneklerini harekete geçirir. Örneğin anne baba olarak çocuğumuza erkekse araba, kızsa bebek gibi standart oyuncaklar almak yerine, onun zekâsını geliştirici oyuncakları tehcih edebiliriz. > Çocuğu sosyalleştirecek ortamlara götürerek onun diğer insanlarla iletişim kurmasını sağlayabiliriz. Örneğin onunla markete, alışverişe ve oyun parkına gitmek gibi günlük basit etkinlikler, çocuğun sosyal uyaran almasına ve sosyal becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur. > Son olarak düzenli spor yapmak; insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi beyin gelişimi ve hafızaya da olumlu katkılar sağlar. Çocukluk döneminde nesneleri tutma-atma, emekleme, yürüme, koşma, zıplama, atlama gibi hareketler yoluyla çocuklar fiziksel kontrollerini sağlar ve özgüven duygularını geliştirir. Bununla birlikte sportif hareketlerin, çocukların liderlik özellikleri kazanmalarını, sorumluluk almayı öğrenmelerini ve karakter gelişimini pekiştirdiği birçok kaynakta yer almaktadır. PENCERELER Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com Hakkında bilmediğiniz 3 şey: SÜRÜNGENLER Dünyanın en büyük kara kaplumbağası 405 kg ağırlığındaydı > Bütün sürüngenler omurgalıdır. Hepsinin derisi pul ya da boynuzsu plaklarla kaplıdır. Çoğu sıcak ülkelerde yaşar fakat soğuk yerlerde yaşayanları da vardır. Günümüzdeki sürüngenler dört gruba ayrılır: Yılan ve kertenkeleler, kaplumbağalar, timsahlar ve tuatara. Sürüngenlerin çoğu besinlerini gözleriyle bulur. Sürüngenlerin pek çoğu renkleri görebilir. Bu onlara böcek ve diğer hayvanları görmede yardım eder. Bazı sürüngenler renkleri ile karşı cinse kur yapar. > Günümüzde yaşayan en büyük sürüngen bir cins tuzlu su timsahıdır. Boyu 3.5-4 m arasındadır. 1823 yılında Filipinler’de öldürülen bir tuzlu su timsahının boyunun 8 m ve ağırlığının da 2 ton olduğu söylenmektedir. > Komodo Ejderhası, 3 metrelik boyu ve 140 kilogramlık ağırlığıyla yeryüzünün en büyük kertenkelesidir. En büyük deri sırtlı kaplumbağanın boyu yaklaşık olarak 2 m ağırlığı ise 360 kilodur. Fakat 1961 yılında Kaliforniya kıyılarında 858 kg ağırlıkta, deri sırtlı bir kaplumbağaya da rastlanmıştır. 1847’de Hint Okyanusu’ndaki Aldabra Adası’nda yakalanan 405 kg ağırlığındaki kara kaplumbağası ise en büyük kara kaplumbağasıdır. KARMA SÖZLÜK -?Sözlüklerden seçmeler... Sokakta köpek çetesiyle karşılaşacaklara öğütler > Çete işaretini bilmek en kestirme yoldur. Yok eğer bunu bilmiyorsanız da yoldan geçen ilk arabanın peşinden havlayarak koşmak iş görebilir. (alaskardan) > Rüşvet teklif edin, aralarına katılmayı karşılığında pis işlerini ayak işlerini yapacağınızı taahhüt edin, bir şekilde dumura uğratmaya çalışın ama sonuçta işin onların inisiyatifine kalmış olduğunu da bilin. (okidoz) > Bağırarak onları korkutmayın, bu kadar gaddar olmayın. Peki n’apın? Hemen 911’i arayın. Yetkililer gelene kadar onları lafa tutun. (circissian) tweetçi twitter.com/twtci Salim Dalgın +Goodmorning student -Goodmorning teacher +How are you today ? -Fine thanks and you +Thanks sit down +Yasin tahtayı bir silsene çocugum... Sözlük Habitat: Karadeniz şivesinde “bir tadar mısın?” anlamına gelen kelime. ömer söztutan Dedi ki; “-Kimse kimseye; kendi kendine verdiği zararı veremez...” Şişman Kız Tavşan zıplıyor 8 yıl yaşıyor, köpek koşuyor 12 yıl yaşıyor ama kaplumbağa durduğu yerde 200 yıl yaşıyor? Sar oradan iki dürüm abicim sen. Hami Koç İhlas Koleji’nden mektup hami.koc@tg.com.tr Atladığımız satırlar Geçtiğimiz günlerde İzmir’de öğretmenini öldüren 15 yaşındaki çocuğun haberiyle sarsıldık. Konuyla ilgili pek çok haber yayınlandı. Bu haberlerin çoğunda, çocuğun babasından dayak yediği ve annesine şiddet uyguladığı yazıyordu. Bu hadise, hemen her yazımızda dikkat çekmeye çalıştığımız tehlikenin ve kötü gidişatın bir sonucudur. O çocuğun aklına öğretmenini öldürme fikrinin nasıl geldiğini, bu fikri eyleme dönüştürme sürecindeki temel dinamikleri çok iyi analiz etmek lazım. Böyle durumlarda, cinayeti işleyen çocuğun bebeklik fotoğraflarına bakmak çok etkili bir yöntemdir. Beşiğinde masum bir şekilde gülümseyen bir bebeğin, yıllar sonra kana susamış bir caniye dönüşmesindeki sebepler zinciri iyi incelenmezse pansuman tedbirlerden öteye gidemeyiz. Psikologlara göre şiddet duygusu en çok ailede körükleniyor. Şiddet gören çocukların şiddete başvurma eğilimleri daha yüksek oluyor. Ancak babasından dayak yiyen her çocuğun cinayete teşebbüs edebilecek bir ruh durumuna ulaşması da çok mümkün değil. Öyleyse çevresel faktörlere yoğunlaşmak lazım. Özellikle Amerika’da okulu basarak öğretmenlerini öldüren çocuk katillerin haberlerine neredeyse alışır gibi olduk. İşte bu yüzden bütün dünyada değerler eğitimi kavramı dalga dalga yayılıyor. Sanayi devriminin izlerini taşıyan, maneviyattan uzak bir zihniyetle tasarlanmış eğitim programları bütün dünyada can çekişirken eğitim ve öğretim kavramları arasındaki fark, insanların zihninde daha da belirginleşiyor. İhlas Eğitim Kurumlarının eğitim politikalarından bahsederken hep aynı şeyi vurguluyoruz. Biz, öncelikle anne babasına ve sonra bütün insanlara saygılı insanlar yetiştirmek istiyoruz. Kurumlarımızda görev yapan herkese önce iyi insan, sonra akademik başarı istediğimizin altını çiziyoruz. Eğitimde bu anlayışa sahip olmak için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sahip olduğumuz bu muhteşem kültürü oluşturan hayatların her dakikasında, yazılan kitapların her satırında zaten bu anlayış var. Hayatın her alanıyla ilgili söylenmiş veya yazılmış her şey tek bir cümleye bağlanıyor. İyi insan olmak... Amerikalı bir pedagogun yazdığı kişisel gelişim kitabını okurken her cümleye itaat ediyor, kendi tarihimizi okurken işimize gelen cümleleri seçiyoruz. Ön yargılar ışığımızı kestiği için, el yordamıyla tutunduğumuz satırlarda kayboluyoruz. 600 yıllık Osmanlı tarihinin köklü arşivlerini, ders almak yerine hata bulmak için açan bazı tarihçilerimiz yüzünden, eğitimcilerimiz de yanlış kaynaklardan besleniyor. Biz galiba kendi geçmişimizi okurken atladığımız satırların cezasını çekiyoruz. Ağız tadında bir hafta diliyorum aziz okuyucularımız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT