BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Benim sünnetime sarılınız!”

“Benim sünnetime sarılınız!”

Sünneti özürsüz terk etmek mekrûhtur. Bir kimse, herhangi bir sünneti özürsüz terk etmeyi sevap sanarak, o sünneti terk ederse, bid’at olur...



Eshâb-ı kirâm ve tâbiîn zamânından sonra, Resûlullah efendimizin izni olmadan, dinde yapılan eklemelere ve noksanlıklara yani ibâdet olarak yapılan, sevâp olduğu düşünülen değişikliklere, bid’at denir. Dinde reform yapmak da, bid’attir. Âdetlerde yapılan değişiklikler, bu bid’atin dışında kalmaktadır. Hadîs-i şerîflerde kötü olduğu bildirilen, dindeki bid’atler, dinde yapılan reformlardır. Bunlar, ibâdetlere yardımcı değil, ibâdetleri değiştirmekte, bozmaktadırlar. İ’TİKÂTTA VE İBÂDETTE BİD’AT Bid’at; i’tikâtta ve ibâdetlerde olmak üzere ikiye ayrılır. İ’tikâtta olanlar, ya ictihâd ile yapılır. Yani âyet-i kerîmelerden ve hadîs-i şerîflerden çıkarılır. Yâhut, akıl ile, düşünce ile beğenilerek yapılır. İctihâd yapabilmek için derin âlim yani müctehid olmak lâzımdır. Müctehid, i’tikât, îmân bilgilerinde ictihâd yaparken yanılırsa, affolmaz, suçlu olur. Yanlış anladığı inanılacak şey, dinde açıkça bildirilmiş ve câhillerin bile işitip bildiği, yayılmış bilgilerden ise, bu ve buna inananlar kâfir olur. Açık bildirilmiş, fakat herkesin işitmemiş olduğu bilgilerden veyâ açık bildirilmemiş bilgilerden ise, kâfir olmazlar. Bid’at sâhibi, dalâlet ehli yani sapık olurlar. Bu yanlış inanışları, adam öldürmek ve zinâ gibi büyük günâhlardan da dahâ büyük günâhtır. Resûlullah efendimizin ibâdet olarak yaptığı ve ara sıra bıraktığı şeylere Sünnet-i hüdâ veyâ Müekked sünnet denir. Bunları ara sıra yapmayanlara azâb bildirilmedi. Hiç terk etmediği ve terk edenlere azâb yapılacağını bildirdiklerine Vâcib denir. Ara sıra yaptığı ibâdetlere Müekked olmayan sünnet veyâ Müstehab denir. Âdet olarak yaptıklarına Sünnet-i zevâid veyâ Edeb denir. İyi şeylere sağdan, fenâ şeylere soldan başlamak ve buralarda yerine göre sağ, sol elleri kullanmak edebdir. Âdetlerde değişiklik yapmak, bid’at değildir. Vera sâhiplerinin yapmaması iyi olur. Zira Peygamber efendimiz; (Benim sünnetime ve benden sonra, hulefâ-i râşidînin sünnetlerine sarılınız!) buyurmuşlardır. Sünnet sözü, yalnız olarak söylenildiği zamân, İslâmiyetin bildirdiği her şey demektir. Dînin sâhibi olan Resûlullah efendimiz, âdetlerde bir şey bildirmedi. Çünkü Resûlullah efendimiz, insanlara dinlerini bildirmek için geldi. Dünyâda muhtâç oldukları şeylerin yapılmasını öğretmek için gelmedi. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâ işlerinizi yapmasını siz daha iyi bilirsiniz!) buyuruldu. Dünyânıza faydalı olan şeyleri bulup yapmanız için benim bildirmeme lüzûm yoktur demektir. Dînî vazîfelerinizi, ibâdetlerinizi bilemezsiniz. Onları benden öğreniniz demektir. Bunun için âdetler, İslâmiyetin dışında kalmaktadır. İslâmiyyetin dışında olan şeylerde yapılan değişiklikler bid’at olmaz. Minâre, mektep, kitâp gibi sonradan yapılmış olan şeyler bid’at yani dinde reform değildir. Bunlar dîne yardımcı şeylerdir. İslâmiyet bunlara izin vermiş, hattâ emretmiştir. Böyle şeylere Sünnet-i hasene denir. İslâmiyetin yasak ettiği şeyleri meydâna çıkarmaya Sünnet-i seyyie denir. Bid’atlerin yani dinde reformların hepsi, sünnet-i seyyiedir. Sünnet-i hasene yani dîne yardımcı şeylerin Eshâb-ı kirâmın ve tâbiînin zamânlarında yapılmaması, onların bu faydalı şeylere ihtiyâçları olmadığı içindi. Onlar, İslâmiyeti yaymak için cihâd ediyor, İslâmiyeti dünyâya yayıyorlardı. Onların zamânlarında bid’at sâhipleri çıkmamış veyâ çoğalmamıştı. Kıyâmete kadar sünnet-i hasene meydâna çıkarmak câizdir ve sevâptır. BİD’AT İŞLEMEK HARAMDIR Netice olarak, ibâdette bir bid’ati yapmak, bir sünneti terk etmekten daha fenâdır. Bid’at işlemek harâmdır. Sünneti özürsüz terk etmek mekrûhtur. Bir kimse, herhangi bir sünneti özürsüz terk etmeyi sevap sanarak, o sünneti terk ederse, bid’at olur. Bir inanışın, bir işin veyâ bir sözün sünnet veyâ bid’at olduğu bilinemediği zaman, bunu yapmamak lâzım olur. Çünkü, bid’ati terk etmek lâzımdır. Sünneti yapmak lâzım değildir. Lâzım olmayan şey yapılmazsa kazâ olunamaz. Bunun için beş vakit namâzın kılınmamış sünnetleri kazâ olunmaz. Allahü teâlânın harâm ettiği şeylerden bir zerresini yapmamak, insanların ve cinnin bütün ibâdetlerinden daha sevaptır. Bunun için, güçlük olan yerde vâcib de terk edilir, fakat harâm işlenemez.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT