BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anasının 'Tazegül'ü

Anasının 'Tazegül'ü

Son buluşmalarında annesi, “Rüyamda gördüm, sen şampiyon olacaksın” demişti. Servet, tüm rakiplerini yendi, altın madalyayı boynuna taktı ve annesinin kabrine koştu.



Röportaj - HÜSAMETTİN ACAR Servet Tazegül; bir destanı 2 aya sığdıran adam. Öyle bir destan ki, hastane, spor salonu ve kamplar arasında mekik dokurken, ilmek ilmek düğümleri atılan, Londra sokaklarından tüm dünyaya dalga dalga yayılan bir destan... 22-23 yaşlarında bir delikanlı. Sevgili annesi Gültan Tazegül’ün acısını kalbinin derinliklerinde hapsetmiş ve dahi 60 küsur sporcudan 50’ye yakını sapır sapır dökülürken, Almanya’dan İzmir Karabağlar’a doğru uzanan asude bir yolculuğun hüzünlü yaprakları arasında bir destan yazmak. Ve üstelik genç bir delikanlının kaldıramayacağı, yükünü çekemeyeceği gel-gitler içinde yazılan bir destan... Homeros, İlyada ve Odysseia’yı 12 yılda, Finliler Kalevala’yı, Almanlar Nibelungen’i çeyrek asırda yazaken, Atalarımız, Türk Yurdu’nu kurmak için demir dağları eritirken, Orta Asya bozkırında Dede Korkutları, Bilge Kağanları dillendirirken; Servet Tazegül, atalarından almış olduğu ve damarlarında dolaşan asil kanıyla, canıyla, alın teriyle; Bruce Lee’yi kıskandıracak çevikliği ile olimpiyat madalyasını adeta koparırcasına Türk insanının gönlüne nakşetti. Sanki Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya yıllar önce Servet gibi gençlere seslenmişti: Sen de geçebilirsin yardan, ANA’dan, serden, Senin de destanını okuyalım ezberden. Haberin yok gibidir taşıdığın değerden, Elde sensin, dilde sen; gönüldesin baştasın; Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın... Servet’le, Üsküdar’daki Kız Kulesi’nin önündeki bir küçük adacıkta buluştuk. Gün batımına hazırlanan güneş, aziz İstanbul’un emsalsiz siluetinde anlatılmaz bir gurup oluştururken; Londra’da hızını alamayan Servet’imiz, Türkiye okurları için kâh Bruce Lee, kâh Vank Yuu, kâh Karate Kid oldu havada. Gölgesi ile yarışan bu altın çocuğun saliselik hareketlerini ancak Ali Kemertaş gibi usta bir foto muhabiri yakalayabilirdi. Tekvando Federasyonu’nun değerli Başkanı Metin Şahin ve Servet Tazegül ile birlikte adımladık Üsküdar sahillerini. Başkan Şahin, darbe alma riskine rağmen Servet’in amansız tekmelerine konu mankeni oldu. Bizimle birlikte en az 2-3 saatini geçiren Başkan Şahin’e ve Üsküdar Belediyesi’nden Mehmet Ergün’e teşekkür edelim ve sözü Servet Tazegül’e verelim. SÖZÜMÜ TUTTUM -Bir yanda anne acısı, bir yanda kamplar, turnuvalar ve sonrasında olimpiyat madalyası. Bunu nasıl başardın? “Anneme madalya sözüm vardı. Zaten benim şampiyon olacağımı, tüm kardeşler ve babam Beyler Tazegül ile birlikte yediğimiz son yemekte söylemişti annem. ‘Rüyamda gördüm, sen altın madalya alacaksın‘ demişti. İnandım, savaştım ve kazandım... Sağ olsunlar Başbakanımız, Federasyon Başkanım Metin Şahin ile hocam Ali Şahin ve takım arkadaşlarımın hepsi bana yardımcı oldu. Beni yalnız bırakmadılar. Bu madalyada onların da payı vardır. Bana hiçbir şeyin eksikliğini hissettirmediler. En sıkıntılı, en buhranlı günlerimde hep yanımdaydılar.” BU BENİM ALIN TERİM -Kendinden çok emindin maçlarda, istediğin zaman puan alıp öne geçiyordun, inisiyatif sende idi hep? “Birincisi kendime çok güveniyordum. Rakiplerimi çok iyi etüt etmiştim. Birçoğu ile Avrupa ve Dünya şampiyonalarında karşılaşmıştım. Onlar da iyiydi, ama ben en iyisiydim. Oyunlardan kısa bir süre önce sakatlık geçirdim ve 15 gün idman yapamadım. Sağ bileğimde yırtık tespit edilmişti. Fiziksel ve moral olarak tam hazır değildim. Biliyorsunuz, atlattığım sıkıntılara rağmen, idmanımı aksatmamaya çalıştım. Bu benim emeğimin, alın terimin ve azmimin karşılığıdır.” MADALYALARI 3’LEYECEĞİM -Yaşın 23... Bahri abin (Tanrıkulu) Londra’da 35 yaşında idi. Sen kaç yaşına kadar dövüşeceksin? “Şu anda çok iyi durumdayım. Yakında çalışmalara başlayacağım. Bu kadar tatil bana yeter. Hedefim, Allah bir sakatlık, bir kaza vermezse 2 olimpiyat madalyası daha kazanarak 3 olimpiyat altın madalyalı bir şampiyon olmak. Üçüncü olimpiyatta yaşım 32 oluyor. Yani, ileri bir yaş sayılmaz. Şimdilik düşüncem böyle. Bazı şeyleri zamana bırakmak lazım....” -Rakiplerin karşısında zorlanıyor musun? “Benim form durumum önemli. Eğer ben iyiysem, o an rakibim kim olursa olsun, benim için fark etmez. Kendime güveniyorum; çünkü bir sporcunun ulaşabileceği en üst düzeyde kondisyona ulaştığımda sorun yok. Mesele o noktayı yakalamak ve o çizgiyi devam ettirmek. Rakiplerim beni zorlamıyor. Karşılaşmaları da büyük bir oyunun parçası gibi görüyorum. İdmanlardaki gibi rahat, her zaman kazanacakmışım gibi kendimden eminim...” GURUR DUY ANNECİĞİM -Londra Olimpiyatları şampiyonu olarak Türkiye’ye geldiğinde ilk ne yaptın? “Biliyorsunuz, rahmetli annemin mezarı İzmir Karabağlar’da. Kars kökenliyiz ama akrabalarımın çoğu İzmir’e yerleştiği için, annem de orada yatıyor. İlk olarak madalyam ile sevgili annemin mezarını ziyaret ettim. Bildiğim tüm duaları okudum, ona bağışladım. (Bak anneciğim... Sana madalya sözü vermiştim... Sevgili oğlun olimpiyat madalyası ile geldi. Oğlunla gurur duy ve rahat uyu...) dedim. Şimdi içim çok daha rahat... Kuşlar gibi hür, bulutlar kadar özgürüm...” ARTIK BİNLERCE ANNEM VAR -Sanırım olimpiyat madalyası ile birlikte Türkiye’nin sevgilisi oldun. Maddi anlamda birçok sıkıntıyı da aştın. “Çok şükür, devletimizin şampiyonlara vermiş olduğu ödül çok iyi. İşadamı Ali Ağaoğlu, Sabancı Grubu ve birçok belediye büyük katkılarda bulundu. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Ben annemi kaybettim ama binlerce, on binlerce anne kazandım. Onların sevgisi bana yetiyor. Türk Milleti’ne bu mutluluğu, bu sevinci yaşattığım için kendimle gurur duyuyorum. Bu bir destansa, evet; ben bu destanı yazmaya devam edeceğim.” Tekvandoyu zirveye taşıyan Başkan Metin Şahin de Servet Tazegül’ün zor hareketlerinde sahne aldı. FOTOĞRAFLAR ALİ KAMERTAŞ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT