BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Duâ hakkında birkaç kelime daha...

Duâ hakkında birkaç kelime daha...

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde “Duâ edin, kabûl edeyim” buyuruyor. Bunun için duânın kabûl edileceğinden şüphe etmemelidir...



Geçen haftaki 2 makâlemizde, “Duânın Ehemmiyeti” ve “Duânın Kabûl Olması İçin Lüzûmlu Bazı Şartlar” üzerinde durmuştuk. Tabîî ki “Du┠konusu pek mühim ve çok geniş bir konu. İnşâallah ileriki makâlelerimizde tekrâren bu konuya temâs ederiz. Ama bugün, mevzûumuzla alâkalı birkaç kelime daha söylemek istiyoruz. Evliyânın en büyüklerinden İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurmuştur ki: “Duâ ordusunun askerleri, gazâ ordusu askerlerinin rûhu gibidir. Gazâ ordusunun askerleri, onların kalbleri, bedenleridir. O hâlde gazâ ordusunun askerleri, duâ ordusu olmadıkça iş başaramaz. Âl-i İmrân sûresinin 126. âyetinde ve Enfâl sûresinin 10. âyetinde meâlen; “...Yardım, ancak [ve yalnız] Allah’tandır...” buyuruldu. Bu yardıma, duâ ordusu vâsıtası ile kavuşulur.” Büyük âlim Ebû Saîd Muhammed el-Hadîmî de buyurmuştur ki: “Gazâ ordusu, duâ ordusunun yardımına muhtâcdır. İhlâs ile yapılan duâ muhakkak kabûl olur.” Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri, duâsı makbûl bir zât idi. İnsanlar, duâsını alabilmek için uzak yerlerden gelirlerdi. Bir gün birisi gelip: “Efendim, son nefeste îmân selâmetiyle gidebilmemiz için duâ buyurun” dediğinde; “Her kim farzları edâ ettikten sonra, duâ ederse duâsı kabûl olur. Sen farzdan sonra duâ ederken, bizi de hâtırlarsan, biz de seni hâtırlarız. Bu durum hem sizin, hem de bizim için duânın kabûl olmasına vesîle olur” buyurdu. EŞKIYADAN KURTULAN TALEBE Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretleri, sefere çıkan birkaç talebesine, “Sıkışınca benden yardım isteyin” buyurdu. Yolda talebesini, eşkıyâ yakaladı. Onlar, kurtulmaları için Allahü teâlâya duâ ettiler; fakat kurtulamadılar. Talebeden birisi “Yâ Ebel-Hasan, imdat!” dedi. O talebeyi eşkıyâ göremedi. Diğerlerinin nesi varsa aldılar. Seferden dönünce hocalarına, “Biz Allahtan yardım istediğimiz hâlde soyulduk. Fakat şu arkadaşımız, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?” dediler. O da, “Siz Allahü teâlâyı, harâm giren, harâm çıkan bir ağızla, çağırdınız. Bu ise, Ebül-Hasen ile tevessül eyledi. Ebül-Hasen, kul hakkına dikkat eder, harâm yemez, gıybet etmez, harâm işlemez. Allahü teâlâ, bunun sesini Ebül-Hasene duyurdu. Ebül-Hasen de, bunun kurtulması için duâ etti. Duâsı kabûl oldu. Ben sadece vâsıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi” diye cevap verdi. Allahü teâlâ, evliyâsının duâlarını kabûl edeceğini Kur’ân-ı kerîmde bildirmektedir. Mâide sûresinin yirmiyedinci âyetinde meâlen, “Allahü teâlâ, ancak takvâ sâhiblerinin ibâdetlerini, duâlarını kabûl eder“ buyuruldu. Hadîs-i şerîfte de, “Saçları dağınık ve kapılardan kovulan öyle kimseler vardır ki, bir şey için yemîn etseler, Allahü teâlâ onları doğrulamak için o şeyi yaratır” buyuruldu... Cuma günü ve gecesi, ezân vakti, ezân ve ikâmet arasında, her günün seher vakti, gecenin ikinci yarısı, Receb’in ilk gecesi, Şa’bân’ın onbeşinci gecesi, Bayram geceleri, Arefe günü [Zilhicce’nin 9. Günü], Ramazân gün ve geceleri, iftâr zamanı, her günün zevâl vakti, Cuma günü öğle ile ikindi arası kıymetli vakitlerdir. Bu vakitleri ganîmet bilmelidir. Hastalık hâli, âile ve vatanından uzak kalındığı zaman, farz namazlardan sonra, İhlâs sûresi okunduktan sonra, yağmur yağarken, düşmânla karşı karşıya gelince, oruçlu olduğu zaman, kalbinde incelik hissettiği anda duâ etmelidir. Çünkü kalbdeki incelik, rahmet kapısının açık olduğuna işârettir. Rabbimiz, seher vakti, “Duâ eden yok mu kabûl edeyim!” buyurur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Dertli mü’minin duâsını ganîmet bilin.” “Beş vakt farz namazdan sonra yapılan duâ kabûl olur.” “Gecenin son üçte birinde, dünyâ semâsını rahmetiyle dolduran Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfâr eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duâsını kabûl edeyim.” “Oruçlunun duâsı reddolunmaz.” “Üç duâ vardır ki, bunların kabûl edileceğinde şüphe yoktur. Mazlûmun [bed]duâsı, misâfirin duâsı ve babanın evlâdına duâsı.” KABÛL EDİLECEĞİNE İNANARAK... Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde “Duâ edin, kabûl edeyim” buyuruyor. Bunun için duânın kabûl edileceğinden şüphe etmemelidir. Şartlarına riâyet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Allahü teâlâya, kabûl edileceğine tâm inanarak duâ ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ, gâfil bir kalb ile yapılan duâyı kabûl etmez.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT