BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karıncayı incitmemek ve adalet...

Karıncayı incitmemek ve adalet...

Başbakan Tayip Erdoğan, "ADALET" temasıyla toplanan İstanbul Küresel Forumu'nda, özellikle dış dünyada geniş yankı bulabilecek açıklamalarda bulundu ve dikkat çekici mesajlar verdi.



Başbakan Tayip Erdoğan, "ADALET" temasıyla toplanan İstanbul Küresel Forumu'nda, özellikle dış dünyada geniş yankı bulabilecek açıklamalarda bulundu ve dikkat çekici mesajlar verdi. "Adaletin sadece bireylerin huzuru ve güvenliği için değil, toplum düzeninin (kamu düzeni İ.K.) ve yönetimlerin bekası bakımından da hayati öneme sahip bir kavram olduğunu biliyoruz..." diyen Erdoğan, Kanuni Sultan Süleyman'ın karıncalarla ilgili olarak Şeyhülislâm Ebussuud Efendi'ye sorduğu manzum soru ve cevabını, salondaki coşkulu alkış sebebiyle tekrar etti. Başbakan'ın konuşma metninde farklı şekilde yer aldı, ama esası şöyledir: Padişah soruyor; "Dırahta (ağaca) ger ziyan etse karınca/Mahzuru var mıdır ânı kırınca?" Şeyhülislâm cevap veriyor: "Yarın Hakk'ın divanına varınca/Süleyman'dan hakkın alır karınca!" Budur hakiki adalet... İnsan dediğimiz "eşref-i mahlûkât"ın, hayvanatın ve nebatatın ve dahi cemâdâtın, yani canlı-cansız bütün varlıkların hakkını gözeten bir adalet... Fakat heyhât!.. Bu adalet yeryüzünden göçeli çok oldu. Erdoğan, Suriye'de masum insanların tavuk gibi boğazlanmasını kös kös seyreden Batı Dünyasına, bu Forum vesilesiyle bir kere daha seslenerek, gerçeklerden kaçınmanın neticesini hatırlatmaya çalıştı. "Bölgemizde ve tüm dünyada etkileri derinden hissedilen çok yönlü ve güçlü bir değişim, dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Bunun yanında beşinci yılına giren küresel ekonomik krizin, özellikle Batı'da derinleşen siyasi, sosyal ve ekonomik yansımalarına şahitlik ediyoruz..." dedikten sonra, Batı'nın artık tek merkez olmadığına dikkat çekti. Bununla bağlantılı olarak, dünyada giderek daha fazla siyasi, ekonomik ve sosyal sorumluluklar alan ülkelerin, uluslararası kuruluşlarda buna göre temsil yetkisine kavuşması ve karar alma süreçlerinde de mütenasip ağırlığa sahip olması gerektiğini dile getirdi. Özellikle Suriye'deki katliamlara sessiz kalan, artık çağın şartlarına cevap veremeyen siyasi yapısıyla, beş daimi üyenin elinde âdeta rehin durumda bulunan BM Güvenlik Konseyi'ni hedef alarak sert eleştirilerde bulunan Başbakan'ın şu sözleri, küresel güçlerin hiç de hoşuna gitmeyecek!.. "Kimse Birleşmiş Milletlerin adil bir anlayış üzerine bina edildiğini söyleyemez... Beş tane daimi üye... On tane geçici üye. On tane geçici üyenin bir anlamı var mı? Yok! Beş daimi üyenin biri çıkıp 'hayır' dediği zaman mesele bitiyor zaten. Orada karar çıkarmak mümkün değil. Öyleyse Birleşmiş Milletler niye? BM'nin adalet üzerinde reforme edilmesi şart... Bunun çözülmesi lazım. Eski düzenin hamileri, sorumluluğu diğer ülkelere yüklemeye çalışırken, karar alma mekanizmalarını kontrollerinde tutmaya devam ediyorlar..." Başbakan Batı'nın asırlardır devam eden ağırlığının gevşediğini ve dünyanın artık Kuzeyi ve Güneyiyle, Doğusuyla çok merkezli bir yapıya kavuştuğunu belirttikten sonra, mevcut durumda "YÜKSELEN GÜÇ" olarak tanımlanan Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Endonezya gibi ülkeler açısından, uluslararası sistemdeki bu adaletsiz işleyişin sürdürülebilir olmaktan çıktığına dikkat çekti. BM başta olmak üzere, beynelmilel kuruluşların yapılarının değişme zamanının geldiğini, tekrar kayda geçirdi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT