BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İş yerlerindeki kâbus: Mobbing

İş yerlerindeki kâbus: Mobbing

Çağımızın problemlerinden biri de iş yerlerindeki psikolojik taciz... Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi Kurucusu Çağlar Çabuk ile Dernek Başkanı Hüseyin Gün "Hedef seçilen kişi, bezdirme, aşağılama, iş yükleme ve zorbalık gibi taktiklerle mağdur edilip psikolojik tacize tabi tutuluyor" diyor.



SUNUŞ Geçtiğimiz günlerde İstanbul önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi’nin yaptığı “Türkiye’de Mobbing” konulu araştırma raporu kamuoyu ve iş dünyası ile paylaşıldı ve ilginç sonuçlar ortaya çıktı. İnsan hayatının en ciddi kararlarından birisidir meslek seçimi ve işe nerede başladığımız. Kimlerle birlikte çalıştığımız ve zamanımızın çok önemli bir kısmını geçirdiğimiz iş yeri uyumu çalışanlar için çok önemlidir. Zira aksi sonuçları halinde depresyona, intiharlara kadar yaşananların faturası çok ağır olur. İş yerinde “psikolojik taciz” olarak da açıklanan “mobbing” kavramını, ülkemizdeki boyutunu, bu konuda neler yapılabileceğini, Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi Kurucusu Çağlar Çabuk ve Mobbing Derneği Başkanı Hüseyin Gün ile konuştuk. İşte, sevimsiz olduğu kadar gerçek de olan bu konudan sayfamıza yansıyanlar.. Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram olan mobbing nedir? Nasıl kendini gösterir? Hüseyin Gün: En basit haliyle “iş yerinde psikolojik taciz, yıldırma” demektir. Bu süreçte hedef seçilen bireye, çeşitli taktiklerle ısrarla saldırılır. Bezdirme, bunaltma, aşağılama, iş yükleme, işsiz bırakma, itibarına saldırma, sosyal ilişki kurmasını engelleme, zorbalık vb. eylemlerle mağdurun heyecan, cesaret ve azmi kırılarak; kişinin endişe, korku, utanma, dehşet, üzüntü, kaygı, yalnızlık, kendine acıma gibi olumsuz duyguları tetiklenerek moralinin bozulması amaçlanır. > “Türkiye’de Mobbing” konulu bir araştırmanız var. Çalışmanın amacı ve kapsamı hakkında bilgi alabilir miyiz? Araştırma özel sektördeki İnsan Kaynakları profesyonelleri ve yöneticilerin katılımıyla Türkiye genelinde yapıldı. Cevaplar ağırlıklı olarak Ankara, İstanbul ve İzmir’den geldi. Çalışmanın amacı, Türkiye’de mobbing olup olmadığını ortaya koymaktan daha ziyade şirketlerdeki yöneticilerin bu konuda ne kadar bilinçli olduğunu tespit etmekti. Bildiğiniz gibi, 2011 ve 2012’de yapılan yasal değişikliklerle iş yerinde psikolojik taciz hukukumuza girdi. Önce Yeni Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi mobbingi önleme yükümlüğünü işverene yükledi. Ardından yayınlanan Başbakanlık Genelgesi ile tüm kurum ve kuruluşlarda mobbingi önlemek ve mobbing başvurularını değerlendirmek için yeni yapılanmalara gidilmesi zorunlu hale getirildi. > Nasıl bir sonuca ulaştınız? Mobbing kavramı konusunda bir bilinç var mı? Çağlar Çabuk: Maalesef, araştırmanın sonucunda, şirketlerin mobbing konusunda farkındalığı ve bu konuda yaptığı hazırlığın, yok denecek kadar az olduğunu tespit ettik. Yasanın çok yeni yürürlüğe girmesine rağmen mobbing davalarında ciddi artış gözlemleniyor. Bu davalarda patlama yaşanabilir. > Neden böyle düşünüyorsunuz? Çağlar Çabuk: Yaptığımız araştırmaya hemen her sektörden kişiler katıldı. Ortaya çıkan tablo, ülkemizdeki şirketlerin mobbinge hazırlıksız olduğu şeklindeydi. Ancak bu sonuçlardan daha vahimi araştırmaya katılanların yüzde 86’sı mobbing soruşturması için kurumunda uygulanan bir prosedür olmadığı cevabını verirken, kurumunda mobbing prosedürü olduğunu belirtenlerin sayısı ise sadece yüzde 7. “Çalışan şikayet hattı” olan şirket oranı da halen yüzde 24 seviyelerinde. Kurumların, yüzde 48’inde etik yönetmeliğin bulunmadığını yüzde 88’inde de mobbing eğitiminin hiç yapılmadığını söyleyebiliriz. > Özellikle eğitimli kesimde yaygın olduğunu kabul edersek mobbingin altında yatan sizce nedir? Çağlar Çabuk: Güç ve kişilik savaşları, rekabet, farklı olana tahammülsüzlük, mesleki anlaşmazlıklar, daha bunun gibi pek çok neden sıralayabiliriz. Bunlardan bir kaçı veya bir tanesi bile mobbingi tetikleyen sebep olabilir, sistematize edilmiş bir tacizin ilk kıvılcımlarını çakabilir. Hüseyin Gün: Kötü niyetli insanlar, başkalarına eziyet etmekten, aşağılamaktan haz alabilmektedir. Bazen bir personeldeki iş yerine bağlılık, üstün performans, yenilikçi bir yapıya sahip olmak, donanımlı ve başarılı olmak gibi pozitif özellikler bile saldırı gerekçesi olabilmektedir. Bazen iş yerinde değişime öncülük edenler rahatı kaçanlar tarafından da hedef seçilebilirler. > Bazen mobbingi genel iç çatışmalardan ayımak güçleşebilir mi? Çağlar Çabuk: Hem de nasıl? Az elemanla çok iş yapılmasını beklenen işletmelerde, çalışanlar özlük haklarından kaynaklanan kayıplara, karşılıksız fazla mesai yapmalarına bile mobbing diyebiliyorlar. Ayrıca iki kişi arasında bir kez saygı dışı bir münakaşa yaşanmışsa da buna mobbing denemez. Bir olaya mobbing denilebilmesi için kasıt, sistemlilik ve süreklilik taşıması gerekiyor. > Mobbing gerçekleşmesi durumunda şirketlerin takındığı tavır konusunda bir sonuç var mı elinizde? Çağlar Çabuk: Yaptığımız anket çalışmasına katılan yönetici konumundaki kişilerin yüzde 44’ü, mobbinge uğrayan mağdur çalışanın yaptığı şikayet sonrasında, onunla görüşmediğini söylüyor. Yüzde 38’i ise, şikayet edilen kişiden önce, mağdur ile görüşüldüğünü söylüyor. Bakıldığında şikayet edilenlerle görüşme yapılmadığını söyleyen yöneticilerin oranı yüzde 44. Bu oldukça önemsenmesi gereken bir sonuç”. Hüseyin Gün: Biz dernek olarak mobbingi cinayet ve cinayete teşvik olarak görüyoruz. > Çok sert bir tanımlama olmadı mı? Hüseyin Gün: Mobbinge bağlı intiharlar biliyoruz. Özel sektör de, kamuda da bunu görüyoruz. Öğretim üyelerinin rektörün mobbingi nedeniyle intihar ettiğini, bir bakanın danışmanının bile mobbing mağduru olduğunu bize gelen başvurulardan biliyoruz. Türkiye’de geçen yıl antidepresan kullanımı 64 milyon kutuya yükseldi. Bu yükselmede iş hayatındaki mobbing mağdurlarının çok önemli bir payı var. Gördüğümüz vakalar bunu bize ispatlıyor. > Mobbingle mücadelede en başta neler yapılmalıdır? Çağlar Çabuk: Mobbinge karşı mücadeleden söz edebilmek için, mobbingin kurumların etik ilke ve değerleri arasında net olarak tanımlanması gerekiyor. Mobbing şikayetlerinin yapılacağı mekanizmaların ve izlenecek prosedürlerin oluşturulması gerekiyor. Mobbing mağdurları öncelikle ne yapmalıdır, böyle bir durumda ne tavsiye edersiniz? Bir şeylerin ters gittiğini fark ettikleri anda ve çok geç olmadan çatışmayı sonlandırmak için adım atmalılar. Mümkünse çatışma yaşanan kişiyle ortadaki sorunun nasıl ortadan kaldırılacağı yönünde görüşebilirler, bu mümkün değilse ve kişi iletişimi reddediyorsa firmanın birim yöneticiliğine danışmalı, olayları abartmadan değerlendirmeye çalışmalılar. İstanbul’daki panele konuşmacı olarak, Prof. Binnaz Toprak, Aykut Demiray ve Nurcan Önder de katıldı. “Çalışmalarda daha yolun başındayız” Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da mobbingle alakalı önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Panele katılan konuşmacılar önemli tespitlerde bulundu. İşte o tespitler: Nurcan Önder (ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcısı): Mobingle mücadelede henüz yolun başındayız. Kanun hazırlanmadan önce tüm kuruluşların ve sosyal tarafların fikirlerini aldık. 21 Mayıs 2012’de yayımlanan genelgeyle kurulan Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu’nun ilk toplantısını haziran ayında yaptık. Genelge çıkar çıkmaz Alo 170 hattını kurduk. Bu alanda psikologlar görevlendirdik. 4 Ekim 2012 itibariyle mobing şikayet ve ihbar hattına toplam 4028 başvuru oldu. Bunların yüzde 68’i özel sektörden, yüzde 32’si de kamudan geldi. Özel sektörden gelenlerin yüzde 44’ü kadın, yüzde 51’i erkek, kamudan gelenlerin ise, yüzde 51’i kadın, yüzde 49’u erkek. Arayanlara, psikolojik desteğin yanı sıra, hukuki yönlendirme de yapılıyor. Çalıştıkları yeri söyleyen kişilerden yapılan istatistiğe göre de, kamudan, sanayi sektörüne, sağlık ve bankacılık sektörlerinden şikayetler yoğunlukla geldi. Prof. Binnaz Toprak (CHP Milletvekili): Bu ülkede farklı olan herkese müthiş bir tahammülsüzlük var. Bana göre, mobingin en büyük meselesi liyakata riayet edilmemesi. Bir işletmenin, tamamen tarafsız olarak işe alınmış kişilerden oluşması çok önemlidir. Mobingi oluşturan diğer bir sorun da, görev tanımlarını net olarak belirlememektir. Aykut Demiray (Akbank Yönetim Kurulu Üyesi): Eskiden çok otoriterdik, giderek öğrendik ve demokratikleştik. Mobingin anlaşılmış, öğrenilmiş ve devlet tarafından kabullenilmiş olması çok önemli bir gelişmedir. Akbank’da da bu konuda çalışmalar yürütülüyor. Mobing kavramı iyi anlaşılması gereken bir konudur. Hangi eylemlerin mobing olarak tanımlanacağının altı net çizilmelidir. Aksi halde her iki taraf içinde verim kaybı ciddi ölçüde yaşanacaktır. Şirketler, bu meseleyi bilinçli olarak ele alıp, engellemeye çalışmalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT