BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bana ne!” deme lüksümüz ve hakkımız var mı?

“Bana ne!” deme lüksümüz ve hakkımız var mı?

Duyarlı olan herkes aynı infialde. Yapanın yanına kalıyor. Oturma zamanı değil. “Çarptı kaçtı” bu kadar mı kolay olmalı?



“Ateş düştüğü yeri yaktıktan” sonra, sıra “neme gerek” diyenlere gelir. 8 Ekim 2012 Tarihli Türkiye Gazetesi’ndeki bir haberde; “Lüks cip tersten geldi mobilete çarptı, kaçtı. 17 yaşındaki 2 gençten biri öldü, diğeri ağır yaralı, ölümle pençeleşiyor. İkisi de 17 yaşında...” deniyordu. İkinci bir haberde de “Küçük Kadir 8 yaşında. Oyun oynarken, beton mikseri eziyor ve kaçıyor. 8 yaşındaki çocuk öldü” deniyor. Babası olayı görüyor. Babanın hâli kelimelerle anlatabilir mi? Bu “kaçmaları” gerçekten “önemsiyor” musun, yoksa “bana ne” mi diyoruz?.. Trafik kazalarında kaçana, kendi teslim olana verilecek cezanın 2 katı ceza verilsin, yakalanma bedeli (masraflar) alınsın, yakalanma geciktikçe her yıl cezalar belli bir oranda artsın. Bak nasıl tıpış tıpış geliyor! Eğer böyle bir ceza varsa, halk bilgilendirilsin. Medya gündeme getirsin. Şahıs da kaçmasın. Kaçıyorsa, kaçmanın cezası ya yok, ya da önemsiz. Yine aynı gazetedeki bir başka haberde, “Teröristler Beyoğlu’nda araç yaktılar, bomba attılar kaçtılar...” deniyor... Bu terör işi, bu işi azaltacak olan akraba ve mahalleli tespit edilirse, akrabalara mahalleye para cezası kesilsin. Bu para ile araç alınıp, sahibine verilsin. O bölgede çalışan emniyet kuvvetlerine, suçluyu yakaladığında ödül (prim) verilsin. Suçlulara verilecek ceza, yakalanma geciktikçe, her yıl belli bir oranda artsın. Yakalama geciktikçe, emniyet kuvvetlerine verilecek prim aynı oranda düşürülsün. Akraba ve mahalleli, mahallesindeki teröristten sorumlu tutulmalı... Her gün aynı olaylar. Adalette problem var! Yetkililer bu konulara çözüm bulmalı. Duyarlı olan herkes aynı infialde. Yapanın yanına kalıyor. Oturma zamanı değil. “Çarptı kaçtı” bu kadar mı kolay olmalı? Canlar yanıyor. Şimdi bu hususlarda da “One minute” deme zamanı.. Mehmet Tiryaki (Çorum Sosyal Sorumluluk Derneği Başkanı) >> Ne tam öğretmen olabiliyoruz ne de tam anne Çoğu kişi, öğretmenlerin çok az çalışıp, çok para kazandıklarını ve bol bol tatil yaptıklarını düşünüyor. Aynı kişiler, acaba şu soruları da hiç soruyorlar mı kendilerine? Kendileri, geç gelen veya sınıfta gürültü yapan öğrenciyi uyardıkları için, tehdit edilmişler mi? Güya başkentte çalışan biri olarak, sabah 6’da evden çıkıp, “anne gitme” diye ağlayan bir çocuğu arkalarında bırakıp, şehrin en güneyinden en kuzeyine 2 saat otobüs yolculuğu ile gidip, 7 saat ders anlatıp, hiç oturmadan haftada 2 gün nöbet tutup, tekrar 2 saatlik otobüs yolculuğuyla sefil olduktan sonra eve gelmiş; sonra da çocuğunun, “sen hep öğrencilerini seviyorsun, beni hiç sevmiyorsun, benim yanımda değilsin, sabah erkenden gidiyorsun, aksam geliyorsun” şeklindeki sitemlerine maruz kalıp, ellerinden bir şey gelmediği için ağlamışlar mı? Aslında 7 saat çalışmak için hiç 4 saat yol gitmişler mi? Yargısız infaz yapmak çok kolay. Biz kendi çocuklarımızdan çok, onların çocuklarıyla vakit geçirip, onların çocuklarına şefkat gösteriyoruz. Tabii ki her öğretmenin evinin yanına okul yapılamaz. Zaten kimse bunu beklemiyor. Biz sadece il içinde çalışıp da günde 100 km yol gitmek istemiyoruz. 4 saatimizi otobüslerde heba etmek istemiyoruz. Ne tam öğretmen olabiliyoruz ne de tam anne ... Sadece yorgun yolcularız... S. G. >> Özel hava yolu şirketimize yakıştıramadıklarım Ben, yıllardır çeşitli hava yolu şirketlerinde kaptan pilot olarak çalışmaktayım. Geçtiğimiz günlerde, bir sefer için Paris’e gittim. Dönüşte özel bir hava yolu şirketimizin uçağıyla, yolcu olarak gelmem icab etti. Kısa zamanda birçok yere sefer yapma başarısını göstererek, hava yolu taşımacılığında âdeta yıldızlaşan bu özel hava yolu şirketimizdeki bazı uygulamalar beni hayal kırıklığına uğrattı. İlk başta, bütün personelin taktığı rozet dikkatimi çekti. Ulusalcıların sembolü olmuş, politik taraf olma özelliği perçinlenmiş bu rozeti, global şirket olma ve bütün insanlara hizmet etme iddiasında olan bir kuruluşa yakıştıramadım. En azından taşıdıkları insanların çoğuna saygısızlık oluyor. Yadırgadığım ikinci konu, ikram meselesi. Türk örf ve ananelerine ters olarak, bir su, bir çikolata bile ikram etmiyorlar. Benim bildiğim, bu tür uygulama sadece bir İngiliz hava yolu şirketinde bulunmakta. İngilizlerin bu şirketini örnek alacaklarına, örf ve ananelerimize uygun hareket etmek, bu büyüklükteki bir şirketimize daha çok yakışırdı. Bunun maddi bedeli de fazla değil, zaten en küçük otobüs firmaları da karınca kararınca bir ikramda bulunuyor. Söz konusu olan düşünce tarzı... Umarım bu şirketimiz hatalarından döner, bu ülkenin şirketi olmaya daha çok layık olur... Bir Pilot >> Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT