BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mübarek zamanları fırsat bilmelidir...

Mübarek zamanları fırsat bilmelidir...

Bir hadîs-i şerîfe göre Zilhicce ayının onuna kadar olan günler de, Ramazân-ı şerîfin günleri gibi ayrı ayrı fazîlet ve kıymete sahiptir...



Kur’ân-ı kerimde övülen dört aydan birisi olan, Hac ve Kurban ibâdetinin yapıldığı Zilhicce ayının fazileti de çok büyüktür. Âdem aleyhisselâmın tövbesinin Muharrem veyâ Zilhicce ayında kabûl edildiği bildirilmektedir. İbni Abbâs hazretlerinin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfe göre Zilhicce ayının onuna kadar olan günler de, Ramazân-ı şerîfin günleri gibi ayrı ayrı fazîlet ve kıymete sahiptir. Hadis-i şerifte; (Zilhiccenin onuncu günü Kurban Bayramı günüdür. Her kim, o gün bayram namâzından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar bir şey yemeyip, kurbanının böbreklerini yerse ve iki rekat namâz kılsa, o kimsenin kurbanının kanı yere düşmeden, kendi günâhı ve ana-babasının günâhları, ehl-ü ıyâl, evlât ve akrabâlarının günâhları sevâba çevrilir) buyuruldu. KURBAN KESİLECEK GÜNLER... Kurban, Zilhicce ayının onuncu günü bayram namâzından sonra başlayıp, onikinci günü güneş batıncaya kadar devâm eden üç gün ve aralarındaki iki gecede kesilen deve, sığır, koyun veyâ keçidir. Bu üç günden önce veyâ sonra kesilen hayvân kurban olmaz. Bir deveyi veya sığırı yedi kişiye kadar birkaç kimse ortaklaşa kesebilir. Kadın da, kendi kurbanını ve vekîl olarak başkasının kurbanını kesebilir. Satın alınan kurbanı diri olarak veyâ satın almayıp, parasını fakîrlere, yardım kurumlarına vermek câiz değildir. Böyle veren, kurban kesmiş olmaz, sadaka vermiş olur. Bu sadakanın sevâbı, onu kurban kesmemek azâbından kurtaramaz. Her kim kurbanının etinden, asli ihtiyacından başka ve nisâb miktârı malı olmayan, namâzlarını kılan fakirlere verirse, kıyâmet günü verdiğinin çok fazlasıyla kendisine ikrâm ve ihsân edilecekdir. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruc tutan, o senenin tamâmını oruç tutmuş gibi fazîlete mazhar olur. Her kim, Zilhicce ayının on günü içinde fakirlere yardım etse, Peygamberlere tâzîm, hürmet etmiş olur. Bu on gün içinde, her kim bir hastayı ziyâret etse, Allahü teâlânın dostları olan kulların hâtırını sormuş ve ziyâret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde yapılan her ibâdet, diğer günlerde edâ edilen ibâdetlerden çok dahâ üstün ve pek fazla sevâba vesîle olur. Bu on gün içinde din ilmi meclisinde bulunan kimse, Peygamberler toplantısında bulunmuş gibi olur. Din ilmini öğrenmek kadın, erkek herkese farzdır. Çocuklarına öğretmek, birinci vazîfedir. Diğer aylarda da oruç tutmayı âdet edinmelidir. Resûlullah efendimiz; (Her kim her ayın Perşembe ve Pazartesi günleri oruç tutsa, Hak teâlâ, o kula, yediyüz sene oruç tutmuş gibi sevâb verir) buyurmuştur. Eyyâm-ı beyd denilen günlerde oruç tutmak da çok faziletlidir. Eyyâm-ı beyd, Arabî, kameri ayların 13., 14. ve 15. günleridir. Peygamber efendimiz hazret-i Alî’ye hitaben; -Yâ Alî! Cebrâîl aleyhisselâm gelip bana dedi ki, yâ Resûlallah! Her ayda oruç tut! Ben dedim ki, yâ Cebrâîl kardeşim, hangi günlerde tutayım? Cebrâîl aleyhisselâm cevâben buyurdular ki: Her kim beyd günü oruç tutarsa, Hak teâlâ, o tuttuğu orucun birinci gününe on yıl, ikinci gününe otuz yıl, üçüncü gününe yüz yıl oruç tutmuş gibi sevâp lütfeder buyurunca, hazret-i Ali; -Yâ Resûlallah, bu günlere niçin Eyyâm-ı beyd denildi diye suâl eder. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz; -Hazret-i Âdem Cennetten çıktığı zamân, vücûdu birdenbire karardı. Cebrâîl aleyhisselâm gelerek, Âdem aleyhisselâma dedi ki; “Yâ Âdem! Vücûdunun eskisi gibi beyâz olmasını istersen, her ayın 13., 14. ve 15. günlerinde oruç tut!” Âdem aleyhisselâm, bu tavsiyeyi yerine getirmekle vücûdu tâm olarak, eskisi gibi beyâz olmuştur buyururlar. Bu üç güne bu sebeple Eyyâm-ı beyd denilmiştir. İNANARAK İBÂDET EDENLERE... Netice olarak, mübârek gecelerde, günlerde yapılan ibâdetlere karşılık olarak vâdedilen sayısız ecirler, sevaplar, bu ibâdetlerin kudsiyyetlerine, şereflerine inanarak, tâzîm, hürmet ederek ve inanarak yapanlara verilecektir. Böyle zamanlarda yapılan ibâdetler, cenâb-ı Hakkın emirlerini yerine getirmek, bu vesîle ile Ona yaklaşmak ve hakîkî kul olmak şerefine dayandığı için çok büyük kıymet taşırlar. İnsanların bir ibâdetine karşılık, bire on, bire yediyüz, bire sonsuz ecir verileceği ise, Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT