BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nurlu dağın, gül kokulu mağarası HİRA

Nurlu dağın, gül kokulu mağarası HİRA

Peygamber Efendimizin mübarek bedenlerinin değdiği Cebel-i Nur'daki Hira mağarası 14 asır sonra hâlâ buram buram gül kokuyor. Hacı adayları, burada namaz kılabilmek için saatlerce süren zorlu bir tırmanış gerçekleştiriyor.



OSMAN SAĞIRLI Mekke’den bildiriyor Peygamber Efendimizin mübarek bedenlerinin değdiği Cebel-i Nur’daki Hira mağarası asırlar sonra hâlâ buram buram gül kokuyor. O kokuyu tarif etmek ne mümkün! Server-i Kâinatın izinde bir adım dahi olsa yürümek isteyen hacı adayları ve umreciler her taşına bu şuurla basıyor, her adımda Efendimizin kokusunu arıyor. Hacca genç yaşta gelmek lazım... Hira’ya çıkarken yaşlı bir amcanın dudaklarından dökülüyordu bu sözler. Sarp kayalar, dimdik yokuş gözünü korkutmuş, bir eli bükülmüş belinde kısık gözlerle zirveyi kestiriyor. Titreyen sesiyle bir selavatı şerife okuyup bastonuna yaslanıyor son bir gayretle Efendimizin izinden yavaş yavaş tırmanıyor. İman kuvveti, Peygamber aşkı bu olsa gerek! Cebel-i Nur’dan bahsediyoruz. Biz Türklerin tabiriyle Hira’dan. Bu mübarek beldede her yer görülmeye değer. Ancak Peygamber Efendimizin gözlerinin gördüğü, ayaklarının değdiği yerler daha başka. Niye mi? Hira’yı anlatalım siz karar verin. Mekke’de Hazreti İbrahim’in tebliğ ettiği dine tabi olan bazı kimseler (Hanifler) recep ve ramazan gibi aylarda Hira’da inzivaya çekiliyorlardı. Muhammed aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib de bunlardan biridir. O da zaman zaman Hira’daki mağaraya çekilip kendini ibadete verirdi. Kainatın Efendisi de rivayete göre 35 yaşlarındayken ramazan ayında dedesi gibi bu mağaraya gidip orada inzivaya çekilmeye başlar… Yine rivayete göre nübüvvetin ilk altı ayında neredeyse zamanlarının büyük kısmını burada geçirir, Hira’dan her inişinde Hane-i saadetten önce Mescid-i Haram’a giderek Kâbe-i Muazzamayı tavaf ederlerdi. Zaman zaman Hazreti Hatice validemizi de beraberlerinde götürürlerdi. Yalnız gittiklerinde ise Efendimizden 15 yaş büyük olmasına rağmen Hatice validemiz elinde yiyecek o dağı tek başlarına çıkarlardı. Efendimiz kırk yaşına girdiği 610 senesi Ramazan-ı şerifin 17’si. Kadir gecesi yine Hira Mağarasında itikaf ve ibadetle meşguldür. Gece sehere yakın bir vakitte bir an mağara nurla dolar, karşısında Cebrail Aleyhisselam! İnsan şeklindedir, üzerinde atlas bir cübbe... Çok sevimli bir o kadar da güzel kokuludur. Ve ilk emir: “İkra!” (Oku!) Peygamber Efendimiz, “Ma ena bi-kari!” (Ben okuma bilmem) diye cevap verirler. Cebrail aleyhisselam Efendimizi kucaklar, kuvvetle sıkar ve “Oku!” der. Efendimiz “Okumuşluğum yok!” diyerek cevaplarlar. Cebrail, aleyhisselam, bir kere daha sıkar ve tekrar “Oku!” diye seslenir. Efendimizi üçüncü defa sıkıp bırakır, “Oku! Bütün mevcudatı halk eden Rabbinin adıyla!” Vahiy bu, hece hece aklında... “Ya Muhammed sen Allah’ın resulüsün, ben Cebrail’im” Efendimiz, mübarek başını ne yana çevirse Cibril-i emini görür. Sesi yerden, gökten, dağdan, taştan gelir. Eve döner, “Beni örtün!” buyururlar. Alâk Suresi’nin ilk beş ayeti de burada nazil olmuştur. Sadece Vahiy değil Cebel-i nuru vazgeçilmez kılan, ilk vahye muhatap olduğu gibi “Şakku’s Sadr” (Efendimizin göğsünün yarılıp yıkanması) ve “Şakku’l Kamer” (ayın ikiye yarılması) mucizeleri de bu dağın şahitliğinde gerçekleşmiştir. Efendim işte bu sebebledir ki, Kâbe-i muazzamanın 5 km doğusunda sarp bir dağ içinde, 621 metre yükseklikteki Hira mağarası Hacı adayları ve umrecilerin her saat akınına uğruyor. Özellikle gün batarken manzara pek güzelleşiyor ve tatlı bir rüzgar esiyor. Akşam ve yatsı vakti çevreden dalga dalga ezan sesleri geliyor. İlk vahyin geldiği mağaranın içi o kadar geniş değil, namaza durabileceğiniz kadar yüksek ve secdeye kapanabileceğiniz kadar derin. Her ne kadar mağara denilse de aslına bildiğimiz mağaralardan değil, birkaç kayanın üst üste gelmesi ile teşekkül etmiş. Kaldı ki, 1900’lü yıllarda, yıkılma tehlikesine karşı Habibullah’ın Harem-i şerifi gördüğü nokta da taşla kapatılmış. Bu mağarada iki rekat namaz kılabilmek, Server-i Kâinatın izinde bir adım dahi olsa yürümek isteyen hacı adayları ve umreciler her taşına bu şuurla basıyor, her adımda Efendimizin izini kokusunu arıyorlar. Anlayacağınız, 14 asır sonra Peygamberimizin gül kokusunu ciğerlerinize kadar solumak istiyorsanız, rampa ne kadar dik, mağara ne kadar yüksek, yaşınız da kaç olursa olsun o tepeye tırmanırsınız, yeter ki bereketlenmek isteyin. NE BÜYÜK SAADET Peygamber Efendimize ilk vahyin geldiği Hira mağarası, Kâbe-i muazzamaya 5 km uzaklıkta, 621 metre yükseklikteki sarp bir dağın içinde yer alıyor. Mağaranın içi geniş değil, namaza durabileceğiniz kadar yüksek ve secdeye kapanabileceğiniz kadar derin. Ancak burada iki rekat namaz kılıp vuslata eren Müslümanlar, mutlulukların en güzelini yaşıyor. Suudiler bir gün sonra bayram yapacak Suudi yetkililer bu yıl ilk defa bayramın Türkiye'den bir gün sonra, cuma günü "Hacc-ı ekber" olarak idrak edileceğini açıkladı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104160
    % 0.15
  • 3.4878
    % -0.58
  • 4.1838
    % -0.13
  • 4.7351
    % -0.46
  • 145.532
    % 0.06
 
 
 
 
 
KAPAT