BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korku düzeninin mağdurları

Korku düzeninin mağdurları

Bazı çocuklar evde ailelerine hep yalan söyler. Bu sadece çocuğun problemi değildir. Çocuğunun yalan söylediğini fark eden anne baba bir psikoloğa gidip, “Çocuğumuzun böyle bir derdi var, sebebi ne olabilir?” dediği zaman alacakları cevap anneyi olmasa da babayı hemen savunma konumuna sokar. Çünkü uzman, sebepleri sıralarken biiiir, diyerek başlar:



Bazı çocuklar evde ailelerine hep yalan söyler. Bu sadece çocuğun problemi değildir. Çocuğunun yalan söylediğini fark eden anne baba bir psikoloğa gidip, “Çocuğumuzun böyle bir derdi var, sebebi ne olabilir?” dediği zaman alacakları cevap anneyi olmasa da babayı hemen savunma konumuna sokar. Çünkü uzman, sebepleri sıralarken biiiir, diyerek başlar: Korkan çocuk yalan söyler. Baba aklınca çok otoriterdir ama aynı zamanda müşfiktir. Çocukları için gecesini gündüzüne katmaktadır. Uzman, müşteri ilişkilerini dikkate alarak, “Sen onu külahıma anlat şefkatli baba” demez. Vaziyeti idare eder. Çıkışta babanın ilk tespiti şu olur: Bu adam bi halttan anlamıyor. Biz çocuğu korkutacak ne yapmışız? ..... Bir ülkede kapalı kapılar ardında konuştuğunuz vatan millet konuları aleni konuştuklarınızdan daha fazlaysa.. Ve farklıysa. Her konuda resmî ve gayri resmî iki görüşünüz varsa... Orada insanların bir korkusu var demektir. Asıl soru bundan sonra başlıyor: Bu ülkeyi sahiplenenler bu korkunun farkında mıydı yoksa müşfik baba gibi, “Korkutacak ne yaptık?” havasında mı? Bu, 8 sene öncesinin fotoğrafıydı. Artık insanların korkuları azalıyor. Riyakarlık yapma ihtiyacı azalıyor. Şimdiki insanların korkusu farklı. Dün sıradan insanlar korkuyordu bugün bir düzeni ve dönen çarkı olan insanlar düzenlerinin bozulmasından, çarklarının durmasından korkuyor. Ki, bu da tam korku olarak tarif edilemez. Dünyanın her yerinde görülen menfaate göre şekillenen ilişkiler kategorisinde sayılır. Rejim deyince her ne anlıyorsanız korkular azaldıkça çelişkilerinden arınıyor ama dünün korkakları toplumun başına başka türlü bela oluyor. >> Bu çelişkinin adı var mı? Askere giderken insanlar çocuklarını davul zurna ile gönderiyor. Gidenler, vatani görevdir, seve seve yaparım, diyor. Ama aynı insanlar diğer taraftan gitmemek için, rahat bir yerde yapmak için, torpil arıyor.. Çare arıyor. Görevdekiler sürenin kısalmasını dört gözle bekliyor. İşin bir tarafında bir samimiyetsizlik var.. Bu samimiyetsizliğin bir sebebi de var. Bizde böyle konuların hep üstü örtülür.. Çok zor bir iş mi? Bir araştırma yaptırın.. İnsanlar bu işe nasıl bakıyor, ne düşünüyor, askerlik deyince ne anlıyor, neyi anlatamıyor.. Evinde ne konuşuyor.. Size sağlıklı bir rapor hazırlasınlar.. Kamuoyuna açıklamanız şart değil, oturun siz okuyun.. Siz aranızda tartışın.. Daha sağlıklı karar verirsiniz. Askerler olarak bu işe sivillerin gözüyle bakın, bir şeyiniz eksilmez. Askerlikten kaytarmak için elinden geleni yapıp, yıllar sonra Meclis kürsüsünde vatan hizmetinin faziletlerini anlatan, kırkından sonra askere gitmek zorunda kalan eski vekilin psikolojisini de anlarsınız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT