BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevr Dağı’ndaki kutlu mağara

Sevr Dağı’ndaki kutlu mağara

Mekke'nin en yüksek dağı Cebel-i Sevr, Hicret esnasında Server-i âlem ile sadık arkadaşını saklamıştı.



OSMAN SAĞIRLI Mekke’den bildiriyor Cebel-i Sevr, Mekke’nin en yüksek dağı. Hicret esnasında Server-i âlem ile sadık arkadaşını saklayan mübarek dağ. Buraya her geldiğimde ziyaret etmekten manevi olarak keyf aldığım bir mekan. Sabah namazının ardından otelin önünden bir taksi çevirip 5 kilometre uzaklıktaki dağın eteklerine varıyoruz. Güneş kayaların arkasından yüzünü göstermeye başlamış bile. Sevr aşağıdan bakıldığında bir hayli heybetli duruyor. Evet burayı ziyaret etmek haccın farzlarından vaciplerinden değil belki ama, Efendimizin müşriklerin gazabından kurtulmak için bin bir çile ile tırmandığı, yol boyunca kayaların bile dile gelerek selatü selam ettiği bu mağarayı ziyaret etmenin kime ne zararı var? Gerçi onlara sorarsanız burası diğerlerinden farksız bir kaya. Ama bütün çabalarına rağmen hacı adaylarının buraları ziyaretine de mani de olamıyorlar. Yol kıvrım kıvrım ilerliyor. Kah ayak kayıyor, kah basılan sivri taşlarlar bir bir yuvarlanıyor. Afganlar zirveye doğru soluksuz tırmanıyorlar. Yer yer Hintli, Bangaldeşli fakirler taşıyabildikleri kadar su, kum ve çimentoyla yol yapıyorlar. Daha doğrusu “yapıyormuş” gibi yapıyor, gün boyu tek basamakla oyalanıyorlar. Gelene gidene asılıp sözüm ona hayır topluyorlar. 100 metre uzaktan gelen hacı adayını tanıyıp diline göre yardım istiyorlar. Hoş bende çoğu kere yanılıyorlar ama yine de başarılılar. Zirveye ulaşmak dinlenmeden tırmanabilenlerin bile bir buçuk saatini alıyor. Bir saatlik tırmanışın sonunda dönenlerle karşılaşıyoruz. Kimi, “Dayanın az kaldı” diye teselli ediyor, kimi “Bu hızla akşama ancak varırsınız” diye takılıyor. Hacı adayları veryansın ediyor, “Kabeyi gölgeleyecek kuleler yapacaklarına buraya bir teleferik yapsınlar”. Gariban sonuna kadar haklı. Amma velakin Suudlar tabela dikmiş, “Burayı ziyaret etmek şirktir” yazmış! Yani gelmeyin eziyet ederiz diyorlar. Dağın zirvesinde tek katlı ev büyüklüğünde bir kaya görünüyor. İçi kubbe gibi oyuk, ancak sürünerek girebileceğiniz bir deliği var. Hani bir örümceğin ağla kapatabileceği kadar. Örümcekler görünmüyor ama kutlu doruk hâlâ güvercin ağırlıyor. Biri uçuyor, biri konuyor. Mağaranın önünde sıra olmuş hacı adayları sabırla içeri girmeyi bekliyor. Daracık bir delikten geçip kendimi o kutlu mağaranın içinde buluyorum. İçeride bir misk kokusu. Loş ışığa rağmen insanların yüzü nur gibi parlıyor. İki rekat namaz kılmak nasip oluyor. İlk bakışta gözlerime küçücük bir mağara gibi görünen o mübarek mekan, meğer ne kadar da büyükmüş. İçerisi tertemiz bir kaç yanık aşık tesbih elde göz yaşı döküyor. Okuduğum kaynaklardan yılanın çıktığı deliği gözlerim arıyor. İşte tam köşede. Demek ki Efendimiz (Sallallahü âleyhi ve sellem) burada oturdular, Ebubekir Sıddık ise şurada. Güvercin ve örümcekler de burayı setretmiş olmalı. HEYBETLİ DURUYOR Sabah namazından sonra 5 kilometrelik yolculuk başlıyor. Kalabalıklar buraya ulaşmak için gruplar halinde ilerliyorlar.Sevr aşağıdan bakıldığında bir hayli heybetli duruyor. İŞTE HİCRETİN İLK DURAĞI “İlk bakışta küçücük bir mağara gibi görünen o mübarek mekan, meğer ne kadar da büyükmüş. İçerisi tertemiz birkaç yanık aşık tesbih elde gözyaşı döküyor. İçeride bir misk kokusu. Loş ışığa rağmen insanların yüzü nur gibi parlıyor.” 740 rakımlı tepeden ümmete dua Sevr dağının tam zirvesine serilen halı üzerinde Afganistanlı bir grup bir cemaat saf tutmuş öğle namazını eda ediyor. Namaz bitiyor eller semaya doğruluyor. Ne kadar Müslüman varsa hepsine ayrı ayrı dualar ediliyor. 740 rakımlı tepede öğlen güneşi artık kavurmaya başlıyor. Arafat karşımda bütün heybetiyle duruyor. Müzdelife, Mina dağlar arasında. Mescid-i Haram mı? Tam karşınızda ama Zemzem towerın gölgesinde kaybolmuş. Cebel-i Nur ise bir başka güzellikte. Artık aşağı inme zamanı. Yol boyu düşünüyorum Hazret-i Ebubekir Efendimizin göz bebeği Esma Binti Ebabekr Validemiz taa Mekke’den buralara yemek ve suyu nasıl taşıdı. Bir kadın hem de müşrik kuşatmasını yararak bu dağlara nasıl tırmandı? İşte sadakat denilen şey bu olmalı. Görmez: Farklı günlerde bayram yapmak üzücü Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, İslam ülkelerinin bayramı farklı günlerde kutlamasının üzüntü verici olduğunu söyledi. Görmez, "Türkiye olarak, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, Suudi Arabistan'dan bir gün önce bayram yapmış olacağız. Ve biz Arafat'ta iken Türkiye'deki kardeşlerimiz bayram yapmış olacaklar. Bu bütün İslam dünyası için çok üzücü olan bir durum" dedi. Görmez, Bugüne kadar İslam ülkelerinin "takvimde birlik" gerçekleştirememiş olmasının, "bayramlara dahi birlikte girememek ve bayram sevincini birlikte yaşayamamanın" müslümanlar için büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT