BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben bu yükü taşırım, sen git

Ben bu yükü taşırım, sen git

Cuma namazı için mahalle camisinin önündeydik. Mehmet Ramazan Abi bana: - Böyle üzerinde isim yazan şeyler giyme, namazın bereketi kaçar, dedi.



Cuma namazı için mahalle camisinin önündeydik. Mehmet Ramazan Abi bana: - Böyle üzerinde isim yazan şeyler giyme, namazın bereketi kaçar, dedi. İnsanoğlu böyledir; milletin içinde ikaz ettiği için bozulmuştum ona... 1996 yılıydı; o gün üzerimdeki tişörtün ön tarafında “Chigago 95” yazıyordu. NBA’in son şampiyonu o efsane kadro (Jordan, Pippen, Rodman, Grant, Harper) anısına muhtemelen girişimci bir Türk tarafından imal edilmiş, bana da hediye gelmişti. Mehmet Ağabeyi sonraki birkaç görüşümde soğuk bir şekilde selamlaştık. Tişört meselesinde kendimi savunmaya kalkmam onu üzmüştü muhtemelen... Öyle sanıyordum. Yani lüzumsuz alınganlığım yüzünden, yirmi yıllık sıkı dostluğumuz sekteye uğramıştı. *** 8 Mayıs 2011 gününün akşamüzeri hayatımın büyük şoklarından birini yaşadım. Gazetenin baskıya gideceği son dakikaların telaşlı koşuşturmasının tam ortasına kor gibi bir cümle düştü: - Mehmet Ramazan Ağabey vefat etmiş, dedi biri... - Nasıl? Nesi vardı ki, diye sordu bir başkası... Onu yakından tanıyanlardan biri cevapladı: - Lösemiydi; gözümüzün önünde hızla eridi. *** Ben o üzgün ve hüzünlü suratın, aramızdaki küçük gerginlikten kaynaklandığını sanıyordum. Meğer... *** Gazetedeki görev değişikliği yüzünden odamız da değişti. Bir masa getirdiler. Oturdum. Sağını solunu bezle siliyordum. Çekmecelerini de silmek üzere açtım; kutusundan çıkarılmamış iki deste kartvizit vardı, “Mehmet Ramazan” adına... Aaa, bu masa onundu... Heyecanlandım; damarlarımdaki kan ısındı sanki... Kalemleri, çakmağı, toplu iğneleri, hurma çekirdekleri... Ve bir iki fotoğraf... En üstte en kıymetli ağabeyinin, sonra oğlunun ve... ikimizin fotoğrafı... Yıllar öncesine ait, kol kola, birbirimize gülerken çekilmiş fotoğrafın arkasını çevirdim, yazdığı cümle ayakta iken koltuğa oturttu beni: “Can arkadaşım, ahretliğim” yazıyordu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT