BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karanlıkta satranç oynamak

Karanlıkta satranç oynamak

Suriye’de yaşananlar ‘şeytan üçgeni’ efsanesine dönüşüyor ve gittikçe belirsizleşiyor. Ve birilerince “yüzü gözükmeyen düşman” ortamına dönüştürülüyor... Irak, İsrail, Lübnan, İran, Rusya ile Çin altıgeni arasına sıkıştırılan Türkiye’ye karanlıkta satranç oynatılıyor...



Suriye’de yaşananlar ‘şeytan üçgeni’ efsanesine dönüşüyor ve gittikçe belirsizleşiyor. Ve birilerince “yüzü gözükmeyen düşman” ortamına dönüştürülüyor... Irak, İsrail, Lübnan, İran, Rusya ile Çin altıgeni arasına sıkıştırılan Türkiye’ye karanlıkta satranç oynatılıyor... Karşısındaki oyuncuların artık kim olduğunu ve ne hamle yaptığını dahi göremeyen Türkiye, suflör eşliğinde satranç oyununu tamamlamaya çalışıyor... Satranç tahtasında ne olup bittiğini ve taşların pozisyonunu sadece suflör biliyor... Batı kendi sessizliğine çekilmiş... Ve bu sessizliği ne içerideki ve ne de dışarıdakiler sorgulamıyor... Amerikalı korgeneral Hertling’ye Türkiye’ye düşen havan mermilerinden şöyle bahsediyor; “Bu mermilerin Suriye güçlerinden mi Türkiye’yi işin içine daha fazla dahil etmek için muhalif gruplardan mı yoksa Suriye’deki PKK’dan mı geldiği noktasında kafa karışıklığı içindeyiz.” Yani sineklerin bile nereye uçtuğunu bilen Amerika, Suriye’deki durumu üç bilinmeyenli denkleme dönüştürerek dünya kamuoyuna sunuyor... * Ve ülkemizdeki istihbaratçılar sabahtan akşama kadar vatandaş telefonlarını dinlemekten başını kaldırıp da biraz etrafında olup bitenlere baksa, kimlerin karanlıkta satranç oynattığını anlayacak... Mavi Marmara gemisindeki gibi sonu hüsrana dönüşürse bu ülke geri dönüşü olmayan uzun bir yola girmiş olur... Çünkü; İsrail’in silahlı müdahale edip etmeyeceği sokaktaki çocuğa dahi sorulsa edeceğini söylerdi. Projeler planlama masasında tartışılırken ihtimaller hesabı gözardı ediliyor... İsrail müdahale edebilir mi? sorusuna karşı tarafa kefil olunarak cevap veriliyor ve deniliyor ki; - İsrail böyle bir çılgınlığı yapamaz! Oysa İsrail adına konuşulacağına masadakilerden biri keşke sorabilseydi; - Ya çılgınlığı yaparsa, biz ne yapacağız? İşte bu soru sorulsaydı B planı olurdu ve geminin oraya gitmesine hiçbir devlet adamı da izin vermezdi... Kendi adımıza değil, başkaları adına konuşmayı, başkalarının işini yapmayı ve kendi fantezilerimize göre dünyayı dizayn etmeyi çok seviyoruz... Ve suflör eşliğinde karanlıkta satranç oynamayı da... Cemil Meriç’in deyimiyle; -Her alev bir avuç küldür!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT