BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başkanın kim olacağını kararsızlar belirleyecek

Başkanın kim olacağını kararsızlar belirleyecek

İSTER Obama ikinci dönemine başlasın, ister Romney başkan seçilsin, yönetecekleri devlet ciddi problemler yaşıyor. 2008 krizi öncesindeki seviyesine bir türlü dönemeyen ABD ekonomisi önümüzdeki başkanlık döneminin de en önemli meşguliyet alanını teşkil edecek.



ABD’de yapılacak başkanlık seçimine bir hafta kaldı. Kamuoyu yoklamalarında iki adayın başa baş gittikleri görülüyor. Barack Obama ile Mitt Romney arasındaki yarışın sonucunu kararsızların verecekleri oylar belirleyecek. Milyonlarca seçmenin takip ettiği televizyon münazaralarında Romney’in dış politika konusunda Obama’ya nazaran daha müdahaleci bir tavır takınması, dört yıllık aradan sonra Cumhuriyetçilerin tekrar iktidara gelmeleri durumunda Orta Doğu bölgesinde bugünkünden daha derin krizlerin yaşanabileceği endişesini doğuruyor. Obama, Bush’un iki dönemlik başkanlığından sonra takip ettiği dış politikayla bilhassa Orta Doğu’da nispi bir rahatlamaya sebep olmuştu. Her ne kadar, öngörülemeyen Arap Baharı çerçevesinde bölgede yönetim değişiklikleri meydana gelse, hatta Libya’ya ABD’nin de dâhil olduğu bir NATO harekâtı gerçekleşmiş olsa da, kendisinden önceki dönemle mukayese edildiğinde, Obama döneminde ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik askerî eylemlerinde büyük bir azalma olduğu açıktır. Obama’nın söz verdiği gibi ABD askerlerini Irak’tan çekmesi, İsrail’in bütün taleplerine rağmen İran’ın nükleer tesislerini hedef alan bir saldırıdan uzak durması ve Filistin meselesinde, Filistinlilerin de haklarını dikkate alan bir politika takip etmesi Bush dönemine göre önemli değişiklik alanlarıdır. Romney ise, iktidara geldiği takdirde, Bush döneminde yarım kalan bazı işleri tamamlamaktan söz ediyor. Libya’daki ABD büyükelçisinin öldürülmesi olayından hareketle, Obama’yı terörle mücadelede başarısız olmakla itham eden Romney, bir yandan “terör şebekelerine” karşı uluslararası alandaki askerî operasyonları artıracağını söylerken, diğer yandan da İran’ın nükleer silahlar üretmesine asla izin vermeyeceklerinin altını çiziyor. Romney’in Filistin konusunda, tamamen İsrail aşırı sağının çizgisinde bulunduğuna hiç şüphe yok. Esad rejiminin devrilmesi için Suriye’ye askerî bir müdahalede bulunulması seçeneği ise ne Obama’nın ne de Romney’in öncelikleri arasında yer alıyor. Anlaşılan her ikisi de, ABD’nin ancak 8 yılda kurtulabildiği Irak benzeri bir duruma yeniden düşmesini istemiyor ve Suriye’de rejim değişikliğinin bu ülkenin kendi iç dinamikleriyle gerçekleşmesini arzu ediyorlar. İster Obama ikinci dönemine başlasın, ister Romney başkan seçilsin, yönetecekleri devlet ciddi problemler yaşıyor. 2008 krizi öncesindeki seviyesine bir türlü dönemeyen ABD ekonomisi önümüzdeki başkanlık döneminin de en önemli meşguliyet alanını teşkil edecek. Bütçe açığıyla ve işsizlikle mücadele için daha yapılması gereken çok şey var. Kamu harcamalarının azaltılması için atılan adımlar askerî alanda da bir daralmayı beraberinde getirmişti. Obama, bu eğilimi sürdürebilmek için ikinci döneminde de, mümkün olduğunca az silahlı eyleme girişecektir. Romney seçilir ve daha aktif bir askerî politika takip etmeye başlarsa, bu durumda bütçedeki “delik” büyüyecek, ekonomide yeni büyük krizlerin kapısı aralanacaktır. Bugün çok uzak bir ihtimalmiş gibi görünse de, ABD ekonomisinin bir süre daha kriz yaşaması halinde, başta Kaliforniya olmak üzere bazı zengin eyaletlerde federal birlikten çıkma yönündeki taleplerin artabileceği unutulmamalıdır. Eyaletler arası dengesizlik, sosyal huzursuzluğa ve siyasal istikrarsızlığa da sebep olabilir. Türkçemize “eyalet” olarak tercüme edilmiş olsa da, aslında resmî isminden de anlaşılacağı gibi ABD, “birleşik eyaletlerden” değil, “birleşik devletlerden” oluşmaktadır. Bir bakarsınız, bazı Amerikalı stratejistlerin çizdiği “gelecekteki Orta Doğu” haritasının bir benzeri bizzat ABD için çiziliverir. Önümüzdeki 50 yıl içinde Kaliforniya ve Teksas’ın bağımsızlık ilan etmeyeceklerinin hiçbir garantisi yoktur. Diğer yandan, Obama da, Romney de ülkelerinin Çin’in büyük meydan okumasıyla karşı karşıya olduğunun farkındadır. Küresel liderliği her geçen gün biraz daha yıpranan ABD’nin, 21. yüzyılın ortalarında hâlâ bu makamda oturmaya devam edip etmeyeceği, ABD başkanının izleyeceği politikaların başarısına bağlıdır. Türkiye Obama’nın takip ettiği bölge siyasetinden memnun gözükmektedir. Her ne kadar başta terörle mücadele ve Suriye konusu olmak üzere bazı anlaşmazlık noktaları olsa da, Bush döneminin hatıraları halen tazeyken, Ankara Cumhuriyetçi bir iktidar yerine Obama’nın devam etmesini tercih eder.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT