BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarih yazan hakem!..

Tarih yazan hakem!..

Ben “hakemler için yazmayı sevmem”, o işin “uzmanları” vardır; onlara bırakırım ve de TV’lerde “Al geri, yavaşlat, bakın çizgilere” gibi komutlarıyla ekranlara gelen görüntülere bakar, “Helâl olsun hakeme” ya da “Böyle karar olur mu” der, geçerim!..



Ben “hakemler için yazmayı sevmem”, o işin “uzmanları” vardır; onlara bırakırım ve de TV’lerde “Al geri, yavaşlat, bakın çizgilere” gibi komutlarıyla ekranlara gelen görüntülere bakar, “Helâl olsun hakeme” ya da “Böyle karar olur mu” der, geçerim!.. Amma, “hakemlerin kararları”, bir takımın puan ya da puanlarının “köküne kibrit suyu döküyorsa”, işte orada durur, düşünmeye başlarım; “Yazayım mı, yazmayayım mı?..” Geçen hafta, gene çarşamba günü Fırat Aydınus ile “iki hafta üst üste Mersin İdman Yurdu maçına verilen” yardımcı hakemlerinin, çocukların bile “ofsayt” diyecekleri bir pozisyonu atlayıp “Kasımpaşa’nın golünü vererek”, son dakikalarda Akdeniz ekibinin “2 puanını iç etmeleri” üzerine yazmıştım, bugün de “tarihi değiştiren” bir hakem için yazacağım; “İlker Meral!..” Bursaspor, “rakibinden daha iyi futbol oynadığı” bir maçta, “tarihinde ilk defa Trabzon’da Trabzonspor’u mağlûp etme” başarısını göstermişti. Maçtan sonra Bursasporlu futbolcular ve daha sonra TV ekranlarında ve ertesi sabahki gazetelerde maçı yazan ve yorumlayanların üzerine basa basa durdukları “en önemli konu” buydu!.. Ne var ki, “iyi futbolunun hedefi beraberlik olan” Bursaspor’un “yazdığı tarihin altındaki imza”, Trabzonspor’un son dakikada attığı “nizami golü” iptal eden ve Bursaspor’u “beraberlikten galibiyete terfi ettiren” hakem İlker Meral’indi!.. Futbol tarihimize “şöyle veya böyle nedenler” ile geçen bir çok hakemimiz var ama, İlker Meral gibi “bir takıma tarih yazdıranı” yoktu; o da oldu!.. Zekeriya Alp başkanlığında Merkez Hakem Kurulumuz da “bu ilk ile” iftihar edebilir; bravooo!.. Şimdi geliyorum, “bir başka önemli” konuya; “bu golü” son dakikada “Beşiktaş atsa”, dahası “ya Galatasaray atsa”, dahasının da dahası “hele hele Fenerbahçe atsa” ve de “bu bal gibi gol, faule teşebbüs eden oyuncunun lehine çalınan bir düdükle iptal edilse”, bilmem ki daha maç biter bitmez TV ekranlarında ve ertesi sabah gazete sayfalarında neler olurdu?.. Zira bu pozisyonda, Trabzonsporlu oyuncu, rakip oyuncuya arkası dönük olarak topa müdahalenin nizami olduğu bir ayak yükseltiş ile arkadaşına yumuşak bir pas verirken, Bursasporlu oyuncu beline kadar eğdiği kafasını, Trabzonsporlu oyuncunun hakimiyetindeki topa uzatmaya çalışıyordu. Uzun lâfın kısası, bu oyuncunun pası, arkadaşı tarafından haftanın en güzel gollerinden biri olarak ağlara gönderilmemiş olsa, mesela avuta atılsa, bu pozisyonda hakemin, Trabzonspor lehine endirekt serbest vuruş vermesi gerekirdi. Dahası da var; pozisyonda Trabzonsporlu oyuncunun ayağı rakibinin arkadan soktuğu kafaya değmiyordu bile, belki saçlarını okşuyordu; o kadar!!! Hemen hemen “benzer” bir tarih, pazartesi gecesi Saracoğlu Stadı’ndaki Fenerbahçe maçında da yazıldı; ama “o tarih yazılışının altında” sadece “Antalyasporlu futbolcu ve teknik adamların imzası” vardı!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT