BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Debbâğ Abdurrahman

Debbâğ Abdurrahman

Buyurdu ki: “Ehl-i Sünnet vel-Cemaat itikadına sarıl. Ehl-i Bid’at ile oturup kalkma. Onların yanına gitmek, onlara kıymet vermek olur.”



Debbâğ Abdurrahman hazretleri, Tunus’un Kayravan şehrinde yetişen Hadîs, fıkıh, tasavvuf ve târih âlimlerindendir. 605 (m. 1208) senesinde Kayravan’da doğdu. 699 (m. 1300) senesinde aynı yerde vefât etti. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki: “İnsanın ilme olan ihtiyâcı, yemeye, içmeye olan ihtiyâcından daha fazladır.” “Kim, Kur’ân-ı kerîm mahlûktur (yaratılmıştır) derse, onun arkasında namaz kılma, onunla yolda beraber olma.” “Ehl-i Sünnet vel-Cemaat itikadına sarıl. Ehl-i Bid’at ile oturup kalkma. Onların yanına gitmek, onlara kıymet vermek olur.” “Mü’minde, küfürden sonra, yalandan daha kötü bir haslet yoktur. Çünkü yalan en şiddetli bir nifak alâmetidir.” “Dinine bağlı olmayan bir kimse ile arkadaşlık etmek hakkında ne dersin?” diye sorulunca, “Böyle kişilerle beraber olma, çünkü o, sana pis veya haram bir şey yedirebilir” buyurdu. Yine, ölümü isteyen kimse hakkında sorulunca, “Dinine zarar geleceği korkusundan, ölümü istemekte bir mahzur yoktur. Fakat, yoksulluk, ihtiyâç, eziyet ve buna benzer şeylerden, dolayı ölüm temenni edilmez.” “Lokman Hakîm oğluna buyurdu ki: Ey oğul! İyi meclisleri seç. Allahü teâlâ’nın ism-i şerîfinin anıldığı bir meclisi, bir topluluğu görürsen oraya otur. Eğer âlim isen, oradakiler senin ilminden faydalanırlar. Eğer, âlim değilsen, oradakiler, sana bir şeyler öğretir. Eğer, Allahü teâlâ oraya rahmetini ihsân ederse, orada bulunanlarla beraber sana da isâbet eder. Ey oğul; Allahü teâlânın anılmadığı yerden uzaklaş. Oraya oturma. Çünkü, sen âlim isen, oradakiler senin ilminden istifâde etmezler. Âlim değilsen, cehâletini daha da arttırırlar. Bildiklerini de unutursun. Eğer Allahü teâlâ, oradakilere azâbını gönderirse, onlarla beraber sana da isâbet eder. İnsanların kanlarını döken kimseye gıpta etme. Çünkü Allahü teâlânın nezdinde, onu da öldürecek birisi vardır.” “Ben nefsimden râzı değilim. Çünkü o kendi ayıpları ile değil de başkasının ayıpları ile uğraşıyor. İnsanların şaşılacak halleri vardır. Başkalarının günahlarından korkarlar, fakat kendi günahlarından sanki emîn gibidirler.” Ömer bin Abdülazîz, ömrünün sonlarına doğru Abdulhamid bin Abdurrahmân’a yazdığı bir mektûbunda şöyle buyurdu: “İslâmda, adâlet ve ihsân çok mühim bir mes’eledir. Kendi nefsine çok dikkat et Ona Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yaptır. Şunu iyi bil ki, günahın küçüğü yoktur. Sakın bu günah küçüktür diye onu hafif görme.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT