BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşsizlikle savaş...

İşsizlikle savaş...

İşsiz insanları istihdam edecek şirketler için vergi indirimi ve iyi uygulanacak sübvansiyonlar olmalı.



Yazının başlığının ilk bakışta garip göründüğünü biliyorum. İşsizlikle neden savaşmalıyız? İşsizlikle savaş nasıl olur? ABD’de yüzde 7.8 olan resmî işsizlik rakamı üzerine çok tartışma yapılıyor. Eğer iş aramayı çoktan bırakmış olanları da hesabı katarsak bu oran yüzde 14’e veya üzerine çıkıyor. İspanya yakın zaman önce işsizlik oranının yüzde 25 olduğunu açıkladı. Yunanistan’daki işsizlik oranı kriz sebebiyle bir süredir çok yüksek seviyede seyrediyor. İtalya, İrlanda ve Portekiz’deki işsizlik oranları, hele bir de bu ülkelerin birkaç yıl önce ne kadar iyi durumda olduğu düşünülürse, tam manasıyla şok edici seviyelerde bulunuyor. Bu ülkelerde genç işsizlerin oranı çok daha kötü seviyelerde. ABD’de işsizlik oranının en yüksek olduğu grup, Afrika kökenli Amerikalı gençler. AB’de işsizlik oranının en yüksek olduğu grup ise azınlıklar ve yeni gelen göçmenler. Libya’daki resmî işsizlik oranı yüzde 30 seviyesinde. Bu oran çok daha kötü olabilirdi. Mısır’da işsizlik yüzde 20-25 aralığında olabilir. Cezayir’deki işsizlik oranı yüzde 30-40 aralığında olabilir. Fas’taki resmî işsizlik oranı yüzde 10’un altında, ama bu rakam pek inandırıcı değil. Tunus’taki işsizlik oranı yüzde 20’ler civarında olabilir. Kuzey Afrika’daki gençlerin işsizliği korkunç bir durum meydana getiriyor. Bu ülkelerdeki tüm çalışanların işsizlik oranı, gençlerdeki işsizlik oranına göre daha düşük. Mısır’daki işsizlik oranı Libya’nın nasıl kalkınacağına bağlı. İhtilal öncesi çok sayıda Mısırlı Libya’da çalışıyordu. Libya ne kadar yavaş kalkınırsa, Mısırlıların çalışabileceği iş sahası o kadar az olur. Milyonlarca Mısırlı gurbetçi olarak yurt dışında çalışıyor ve ailelerine para gönderiyor. Çok sayıda Libyalı, Tunuslu ve Cezayirli de gurbette çalışıyor. Fas iş gücünün yaklaşık yüzde 20’si AB’de iş bulmaya çabalıyor. Basra Körfezi Arap gençleri için büyüyen bir istihdam kaynağı değil. Körfez ülkelerindeki işçilerin çoğu Asya’dan, özellikle de Güney Asya’dan geliyor. Körfez ülkeleri kavgacı ve dik kafalı Kuzey Afrikalı Araplar yerine, daha uysal Asyalıları istihdam ediyor. Kuzey Afrikalı Arap gençler için AB potansiyel refah umuduydu. AB şimdilerde kendi halkının vahim işsizlik problemleriyle boğuşuyor. Bahsettiğim Kuzey Afrikalı işçilerin çoğu düşük ya da orta seviyede kalifiyedir ve iyi eğitimli değildir. AB’de işsiz olanların çoğu da aynıdır. ABD’de resesyondan ve krizden en çok etkilenen kesim de yine eğitim ve beceri düzeyi düşük ve orta seviyede olanlardı. Her 3 bölgedeki işsizlerin çoğu epey bir süredir işsiz olabilir. Bu durum Kuzey Afrika’daki, AB’nin bazı bölgelerindeki ve hatta Amerika’nın şehirlerindeki istikrar için hiç iyi değil. Üç bölgenin de mevcut işlerde ve gelecekte açılabilecek iş sahalarında çalışma yeterliliğine sahip işçiler yetiştirmek için eğitim konusunda ciddi adımlar atma zamanı geldi. Üç bölgede de insanlara öğretilenle, işin gerektirdiği bilgiler arasında ciddi kopukluklar var. Özel sektörün devreye girip, daha girişimci olmasına ve ekonomiyi harekete geçirmek için daha çok risk almasına büyük ihtiyaç var. Her üç bölgedeki hükümetler, devletlerin geleceğin kazananı olarak seçtiği sanayi ve piyasalarda iş sahası açma konusunda bariz zaaf gösterdi. Hükümetler genelde bu konuda yetersiz kalıyorlar. İşsiz insanları istihdam edecek şirketler için vergi indirimi ve iyi uygulanacak sübvansiyonlar olmalı. Ayrıca işsizliği yok etme konusunda mükemmel bir şekilde uzmanlaşmış, bu işten para kazanan alanlar olmalı. Bu garip gelebilir, ama bir insan işsizken iş bulduğunda bir ekonomik hastalık yok edilmiş olur. İşsizlikle mücadelede yabancı yatırımlar da faydalı olabilir. Özellikle Kuzey Afrika’da bazı iyi fırsatlar olabilir. Birçok yerde yatırım yapılmamasının sebebi para olmadığı için değil, böylesi yatırımların o bölgelerde çok riskli olarak görülmesinden kaynaklanıyor. Onaylanmış iyi bir iş planı olan şirketlere, bu fırsatları gören ve deneyimi olanlar yardım etmeli-bu uluslararası organizasyonlar, çok uluslu ya da ulusal şirketler olabilir. Bu ülkelerdeki finans, ulaşım ve iletişim altyapılarını tamir etmek ve daha iyisini inşa etmek de uzun vadede işe yarar. Tabii ki, işsizlikle savaş konusunda yapacak daha çok şey var. Önümüzdeki birkaç hafta bu konuda yazacağım. İşsizliğin istikrarsızlık ve suç dahil birçok şeye yol açabileceğini düşünürsek, bu ekonomik hastalığa odaklanmaya değer. Ailelerin iyiliği için, özellikle de işsizlerin çocukları için, kazanılması gereken bu savaş hakkında daha çok kafa yormalı ve çaba göstermeli. Bu savaş gerçek anlamda da kazanılabilir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT