BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Korkut Ata Devleti gerek

Korkut Ata Devleti gerek

Yabancı devlet esiri olmanın çilesini yaşamış Azerbaycan. Devletsizliğin, dinsiz kalmanın, vatanı ile birlikte çiğnenmenin, Oğuz iken Oğuz’dan, Türk iken Türk’ten sayılmamanın kahrını çekti Azerbaycan...



Yabancı devlet esiri olmanın çilesini yaşamış Azerbaycan. Devletsizliğin, dinsiz kalmanın, vatanı ile birlikte çiğnenmenin, Oğuz iken Oğuz’dan, Türk iken Türk’ten sayılmamanın kahrını çekti Azerbaycan... En sonunda, şahsi iç kültüründen ruh cengaverliğinden soğutulduğu için emperyalizmin pençesinde kalmıştır. Kurt iken, köpeklerin en uyuzuna çiğnetilmiş bir Azerbaycan’dır. “Yurduma diyerek gittiğim, pek heyecanlı değişim günlerini yaşadığım” şimdi dönüp de üzerinde daha derinden düşündüğüm Azerbaycan üzgündür. Ama en güzel, serazât hayata lâyık iken acaba neden bu hale getirilmiştir? Bu yurdun Karabağ gibi cennet bölgeleri, acaba niçin kendisinden pek az sayıda Ermeni tarafından işgal edilmiştir? Evet soruyorum işte: Türklüğü ile o kadar övündüğümüz Oğuz şanı ile üç kıt’a üzerinde dünya impartorluğu kuran asil ve yiğit milletimizin Azerbaycan’daki kolu nasıl olmuştu da bu esaretlere, bu felâketlere düşürülmüştü? Eski felâketleri şimdilik, bırakalım da, maddi kuvveti bir avuç bile olmayan son Ermeni işgallerine, böyle acı yıkıcı hallerle nasıl katlandığını araştıralım... Bunun cevabını bulmak için Ruslar devrinde bile Ermeniler’in ne ölçüde milliyetçi, bizimkilerin okumuşlarının ise ne kadar yabancı hayranı ve kendisininkinden başka kültürlere, örflere, gelenek ve modalara kapılmış olduğunu hatırlayalım. Tanınmış devlet adamlarımızdan Samet Ağaoğlu, tâ 1966’da babası Ahmet Ağaoğlu’nun yurdu Karabağ’dan başlayarak Sovyet Rusya’yı ve bilhassa bize komşu bölgelerini ziyarete gidiyor. O yıllar komünizmin en ağır yaşandığı Azerbaycan’ı geziyor. Moskova’dan tutarak, Semerkant’a hattâ Sibirya’ya kadar uzanan bu seyahat sonunda “Sovyet Rusya İmparatorluğu” kitabını yazıyor. Daha o yıllarda Ermenistan(Erivan) bir milliyetçilik zirvesindedir. Tabiî bu Ermeni şovenliği Ruslar tarafından kışkırtılmaktadır. İşte hâlâ çok canlı olan o kitaptan Ermeni başkenti Erivan’ı anlatan birkaç satır: “Mendillerin, çay takımlarının, sokak reklamlarının, binaların, ne mümkünse hepsinin üstünde tepesi karlı Ağrı dağının resmi: ‘Bizim Ararat’ sözleri, Ararat hasreti. Tanıştığımız kişilerin hepsi sözü döndürüp dolaştırarak siz Ermenileri kestiniz noktasına getiriyorlar.” “-Neden sizin harflerinizi (alfabe) de Azeriler gibi Ruslaştırmadılar?” diye sorduğumuzda, gururla: “Biz Ermeniler, tarihin en eski zamanlarından beri, kendi alfabemize sahibiz” cevabını veriyorlar. Gerçi Ermeniler, Ruslar’ın koruması altında, bilhassa Türkler’e karşı şımartıldıkları için, böyle, milliyetçilik ve hatt⠓Koyu Hıristiyanlık” yapmış olabilirler. Fakat ondan ibaret değil, ünlü şairimiz Bahtiyar Vahapzade’den öğrendiğime göre: Türkler, eskiden olduğu gibi bugün de yabancı okullara çocuk göndermekte birinciler. Aydınların bir kısmı hâlâ Rusça konuşmayı üstünlük sayıyorlar. Türkçe okutan mekteplere de pek yüz vermiyorlar. Kendi alfabelerine, dinlerine, kültürlerine de canverircesine bağlı bulunuyorlar. Umumî bakış, bizim Karabağ’da ve çok yerde böyle acılara düşme sebeplerimizden birisi işte kendi varlığımıza, dilimize, törelerimize karşı lâubaliliğimizdir. İşte ondan olacak, Azerbaycan’ın, yakında Karabağ’ı ve her yeri kurtaracak olan sorumlu ve yetkililere kavuşacağını ümid ediyoruz. Dede Korkut’un manevi hükümdarlığına bağlanarak bu kara düğümü inşallah çözeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT