BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buruk buluşma...

Bir buruk buluşma...

Her yıl aynı tarihte buluşan öğretmen okulunun aynı dönem mezunları olarak, yirmi üç kişiden azala azala dokuz kişiye düşmüştük.



Her yıl aynı tarihte buluşan öğretmen okulunun aynı dönem mezunları olarak, yirmi üç kişiden azala azala dokuz kişiye düşmüştük. Bu yılki buluşma Regaip Kandiline denk gelmişti. Yemekten sonra çay faslında “ekip şefi” Oğuz, ortaya sordu: - Hepsini anladık da Vedat niye gelmedi yahu? Bu buluşmaların en isteklilerinden biriydi. Giderek tükeneceğiz. Faik cevapladı: - Mazereti varmış abiciğim. Babası hastaymış. Beni aradı, hastanede olacakmış bu akşam. Yemekler yendi, çaylar içildi. Eski günlere gidildi. Kalabalık sohbetin doğal hâli olarak, konudan konuya atlandı. Oğuz saate baktı: - Neyse... Vakit geç oldu. Hüsnü abi imam olsun da bu mübarek gecede cemaatle namaz kılalım. *** Namaz bitti. Eller açıldı, Hüsnü abinin sesli olarak ettiği duaya “amin” derken; Faik fısıldadı: - Vedat’ın babasını da duaya ekler misin? Hüsnü abi hemen ilave yaptı: - Ya Rabbi, Vedat arkadaşımızın babasına da rahmet eyle... Dua bitti, herkes namaz öncesi oturduğu koltuklara dağılırken Faik, Hüsnü abiye “Şifa ver” yerine “Rahmet eyle” dediğini hatırlatacaktı; belindeki kılıfın içinde bulunan telefonu çaldı. - Efendim? - ...... - Yaa... Allah rahmet eylesin abiciğim. Tam da Hüsnü abinin “şifa” yerine “rahmet” istediği sıralarda ölmüştü Vedat’ın babası... Oğuz: - Defin yerini öğren de yarın cenazeye gidelim, dedi. *** Vedat’ın babasının defni için ayakta durmanın zor olduğu Çengelköy yamacındaki mezarlıktaydık. Kenarda bir yerde tek başına çömelmiş, sessiz sessiz gözyaşı akıtan adam dikkatimi çekti. Hem merhumun çok yakını gibi ağlıyor, hem bir yabancı gibi mezardan uzaklarda bir yerde duruyordu. Yaklaştım: - Başınız sağ olsun. Metin olun. Yapacak bir şey yok. Neyiniz olurdu rahmetli? - Düşmanım, dedi. Şok oldum. Ben de çömeldim yanına... - Nasıl? Anlatmak için bu soruyu bekliyormuş gibi burnunu çeke çeke konuştu: - Neredeyse kırk sene oldu. İkimiz de Beykoz Cam Fabrikası’nda işçiydik. Mesai arkadaşlarımız şaka olsun diye (kafasıyla toprak atılan taze mezarı işaret etti) bunu bana karşı doldurmuş. Atölyedeydik. O kızgınlıkla arkadan ense köküme koca bir demirle vurdu. Bayılmışım. Bir hafta hastanede yattım. Fabrika müdürü hemşehrisiydi, hatta köylüsü müymüş neymiş. Olayı kapattılar. Ben kırk yıldır kapatamadım. Ama dün Beykoz’da bir evde tam bunun rahmetli olduğunu duyduğumda, büyük âlim Hüseyin Hilmi Efendi’nin bir kitabından okunan satırları dinliyordum. Diyordu ki, “Sakın kardeşim, bunu ben senden ahirette alırım, orada hesaplaşırız demeyin. Oranın adaleti, mahkemesi buradaki mahkemeye benzemez. Orada hesap başka türlüdür. Alacaklı gidersiniz, borçlu çıkarsınız. En iyisi helalleşin, sen haklısın deyin.” Ben de hakkımı helal etmeye geldim...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106825
    % -0.03
  • 3.5168
    % -0.27
  • 4.1281
    % 0.04
  • 4.5311
    % -0.04
  • 145.254
    % 0.12
 
 
 
 
 
KAPAT