BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Şirket erozyonu” nasıl önlenir!

“Şirket erozyonu” nasıl önlenir!

Ekonomik hayatımızın temel taşları; tedarik-üretim-pazarlama faaliyet üçlüsünün gerçekleştiği ‘Şirketler’dir. Bu üç sürecin yanında istihdam ve dolayısıyla ‘gelir dağılımı’ probleminin çözümü bu birimler üzerinden olmaktadır.



Ekonomik hayatımızın temel taşları; tedarik-üretim-pazarlama faaliyet üçlüsünün gerçekleştiği ‘Şirketler’dir. Bu üç sürecin yanında istihdam ve dolayısıyla ‘gelir dağılımı’ probleminin çözümü bu birimler üzerinden olmaktadır. Burada devlet ve özel sektör şirketi ayrımı yapmadan bu kuruluşların ülkenin ‘millî serveti’ olduklarını belirttikten sonra, bu servetin korunması için neler yapılması konusunu biraz incelemek istiyorum. Malum devlet şirketlerin kurulması ve faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için hukukî altyapıyı hazırlar. Kuruluştan sonra da faaliyetlerini devam ettirmeleri için gerekli yol, haberleşme ve benzeri fizikî altyapıyı inşa eder. Daha sonra başarılı olan ve büyüme istidadı gösteren şirketlere malî kaynak temini için kredi, teşvik, destekleme sistemleri tesis eder. Şirketler kendilerine milletin verdiği vergiler kullanılarak tahsis edilen bu muazzam imkânları kullanarak faaliyetlerini devam ettirirler. İşte bundan sonra faaliyetlerin sürdürülmesi için ‘yönetim bilgi ve kabiliyeti’ne ihtiyaç vardır. Burada yapılan hatalar şirketlerin kısa dönemde yok olmalarına sebep olur. Bu ‘yok oluş’ sadece şirketin öz kaynaklarını değil şirketin yıllarca kullandığı millî serveti ve daha önemlisi yıllar boyu biriktirilen tecrübe, bilgi ve diğer ‘entelektüel sermaye’ unsurlarını alır götürür. Bu ise millî bir mesele olarak yıllardır kafa yorduğumuz ‘toprak erozyonu’ kadar önemsenmesi gereken kayıplara sebep olur. O zaman bir şirketin kuruluşundan itibaren ‘yönetim kalitesinin’ artırılması konusuna özen gösterilmesi gerekir demeli ve bu konuyu daha fazla önemsemeliyiz. Son yıllarda bu konuda büyük gayretler olduğu söylenebilir. Ancak bu ‘yönetim bilgisi desteğini’ daha küçük şirketlere doğru yaymak için çözümler aramalıyız. Büyük gayret ve fedakârlıklarla fizikî ve teknik altyapılarını kurduğumuz üniversitelerimizin ilgili bölümlerini, bu problemin çözümü konusunda cesaretlendirecek hukukî, idarî ve pratiğe dönük kolaylaştırıcı tedbirlerle desteklemeli, yılların ‘uzatmalı’ konusu ‘Üniversite-İş hayatı’ iş birliğini gerçekleştirmeliyiz. ..... Not: Geçen yazıda yaptığım matematik hatasını hoşgörmenizi dilerim!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT