BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Önemli olan yanlışı düzeltmek

Önemli olan yanlışı düzeltmek

Uyumuşum, uyandığımda evin içi zifiri duman idi. Ocağın altı açık, yana yana yemek kömür olmuştu. Ocağın yanındaki sahanda ise kızartma yağı vardı. Allahtan oraya sıçramadı. 15 -20 dakika daha uyanmasaydım belki hiç uyanamıyacaktım.



Rumuz, “Yaralı kalp”in yaşadıklarını yazmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Önce pansuman ve muayene, sonra ifade, alkol muayenesi derken git oraya git buraya, ayakta duracak halleri de kalmamıştır. Ama madem ki şikayetçi olmuşlardır, prosedür uygulanacaktır. Neticede onca yorgunluklarına rağmen istenilen işlemleri takip etmişler ve sonuçta yirmi milyona yakın para harcamışlardır. Artık savcılığa ardından da mahkemeye çıkacaklarını zannederken bir de bakarlar ki zanlılar serbest bırakılmıştır. Sebep olarak da, işyeri hane sayılmadığı için bu saldırının da haneye tecavüz olarak değerlendirilmeyişi söylenmiştir. Neticede üç kişi yediği dayakla kalmıştırtır. Bu yaşananlarla birlikte, altı aydır eşinden ve çocuklarından ayrı kalan okuyucu, çok kötü bir haldedir. Duygularını ise şöyle dile getirir: “Bu dünyada bir şeye özenmeyeceksin. Zenginim ama mutsuzum. Bu güne kadar eşime ve çocuklarıma, mahkemenin ön gördüğü nafakayı da ödüyorum. Altı aydır tek başımayım. Elimden geldiği kadar bütün ev işlerini kendim yapmaya çalışıyorum. Yemekleri ise, yemek kitaplarına bakarak pişirmeyi deniyorum. Eğer eşim ve ailesinin keyifleri olup da çocuklarımı gönderirlerse, elimden geldiği kadar onlarla ilgileniyorum. Yemek, tatlı, kurabiye yapıyorum. Geçenlerde hayatımda ilk defa kurabiye yaptım. Çok beğendiler. Onları imkanım kadar gezdiriyorum birşeyler alıyorum. Ama geçtiğimiz Ramazan bayramında göndermediler. Oturdum, “Herkesin eşi çocukları yanında bir ben yalnızım” diye ağladım. Kurban bayramında ise arefe günü geldiler iki gün kaldılar. Bu çektiğim acı ve sıkıntılar karşısında eşim bir telefon edip de “Nasılsın?” demedi. Çocuklara da, “Beni her akşam arayın” diyorum ama sadece ihtiyaçları olduğu zaman arıyorlar. Örneğin dün aradılar. Herhalde geçmiş olsun diye olsa gerek. Yediğimiz dayakla kaldık. Kendi işyerimizde haklı olduğumuz halde, güvendiğim devletin güvenlik kademesinin en üst makamı olan savcılık, onları serbest bıraktı. Hangi kanunun hangi maddesine göre olursa olsun bu uygulama, bu durum bana çok koydu. Onurum kırıldı, gururum incindi, canım yandı. Güvenim kayboldu. Eve zor gittim. Yemeğim yoktu, yapamadım. Bu arada Allah razı olsun, ne babam ne kardeşim çağırdı. Canımın acısından sabah dörde kadar uyuyamadım. Bu arada ocağa yemek koymuştum. Uyumuşum, uyandığımda evin içi zifiri duman idi. Ocağın altı açık, yana yana yemek kömür olmuştu. Ocağın yanındaki sahanda ise kızartma yağı vardı. Allahtan oraya sıçramadı. 15-20 dakika daha uyanmasaydım belki hiç uyanamıyacaktım. Gerçi böylesi benim için daha iyi olacaktı. Hiç olmazsa haksızın elini kolunu sallaya sallaya gezdiği, masumun yediği dayak yanına kar kaldığı bir dünyada kahrolarak yaşamaktan kurtulacaktım. İntihar etmeyi, hap içmeyi çok düşündüm. Ama Allah’dan korktum. Bir çare bulamıyorum. Yaşım 37. Bu yaştan sonra, Türkiye’deki yasalarla bu mahkeme ne zaman biter. Artık bilemiyorum. Benim dünyada kimseye zararım yoktur. Kavgacı bir insan değilim. İçkim, kumarım, gece hayatım, kahve hayatım, karı kız peşinden koşmam yoktur. “ İşte okuyucunun yaşadığı olaydan sonra içine düştüğü ruh hali. Devletine, devletinin adaletine, hukuka olan güveni sarsılmış ve intihar etmeyi bile düşünmeye başlamış mutsuz bir vatandaş. Öte yandan işte ortada var olan bürokrasi. Bize düşen bu yaşanmış örneği yayınlamak. Yetkililerden beklenen ise, bu örnekten yola çıkarak diğer vatandaşların da aynı akıbete uğramaması için bu ve benzeri durumlarda izlenecek ve vatandaşın güvenini sarsmayacak şekilde gereken iyileştirmelerin yapılmasını sağlamak.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT