BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizimkiler

Bizimkiler

* Ömer Abi’nin evine hırsız dadanmış... Çok kızdı; “-Hırsızla benim ayakkabı numaram aynı galiba... Binada bir sürü daire var, sadece benimkileri çalıyor...”



* Ömer Abi’nin evine hırsız dadanmış... Çok kızdı; “-Hırsızla benim ayakkabı numaram aynı galiba... Binada bir sürü daire var, sadece benimkileri çalıyor...” ... * Fıkra gibi... Serdar’ın bilgisayar, kredi kartları ve telefon şifresi hep aynıymış... Unutmasın diye de bir yere not edip, saklamış... Lazım olduğunda aramış aramış ama bulamamış... Sonunda masanın üstüne bantlanmış bir şekilde çıktı... Dört tane “1”miş meğer... ... * Acıkınca “Bir şeyler yiyelim” dedik... Emin, “Dardanel balığı alalım” teklifinde bulundu... Murat “Dardanel balığının mevsimi değil ki, başka bir balık olsa neyse” diye karşı çıktı... >> söz der ki; “-Utanan kimseden zarar gelmez... Ama utandığını söyleyen kişi, yapacağı patavatsızlığa kılıf arıyordur...” (...Sosyal fobiyi atmadan önce söylediği müthiş S.Ö.Z.leri) >> krampon SON DAKİKA: Antrenmanda İbrahimoviç’i taklit etmeye çalışan Burak Yılmaz, kolunu kırdı... “sonforvet” ... FELİX Baumgartner; İbrahimovic’in attığı golü yorumladı: “Uzaydan atladım, böyle ilgi görmedim...” “bonussimao” CEZASI biten Engin Baytar konuştu: “Şimdi hakemler düşünsün...” “zabrisever” ... QUARESMA’nın Portekiz’de karakolluk olmasının ardından, Beşiktaş kulübünün telefonlara bakmadığı öğrenildi. “bonussimao” >> hayata dair Şüpheye düştüğün ya da kendine ağır geldiğin zamanlarda şu yolu dene; Hayatında gördüğün en fakir ve çaresiz insanın yüzünü aklına getir... Atacağın adımın ona herhangi bir faydası olup olmayacağını sor... O bununla bir şey elde edebilecek mi?... Bu onun hayatının ve geleceğinin kotrolünü ele almasını sağlayacak mı?... Başka bir deyişle ülkemizdeki milyonlarca fakir ve ruhları aç olan insanın kendi iradelerini ele almalarına imkân sağlayacak mı?... İşte sonrasında vesveselerinin ve nefsinin eridiğini göreceksin... (...Gandhi) >> itiraf reyonu (...isim: m.yavuz kurtuluş ...şehir: istanbul ...yaş: bilinmiyor) “Mehmed Yavuz Dişçide” serisinin ikinci perdesini yayınlıyoruz... Her zamanki gibi Doktor Şule Arvas Hanım’ın muayenehanesine giden Mehmed Yavuz dişçi koltuğuna yatınca fobisinden dolayı yine gerilmeye başladı. Doktorun aslında normal olan tavırlarından, daha önce yayınlanan itirafın intikamını alacağı hissi uyandı kendisinde... Sinir dolgularını yerleştiren doktora şüpheyle sordu, “O renkli şeyler neydi? Hep içeride mi kalacak?...” Doktor soğukkanlılıkla cevapladı, “Elbette kalacak, onlar sinirlerin dolguları!” Mehmed Yavuz habire ajanlı majanlı filmler izlediğinden olsa gerek paranoyakça sordu, “Çip falan takmıyorsunuz bana öyle değil mi?...” Doktor bu açık üç şekerli arkadaşı bildiğinden işi espriye vurdu. Mehmed gitgide terliyordu. Derken tedavinin tam ortasında sekreter kız çakmağı çakmasın mı?... Yaşadığı onca stres ve bunalımdan sonra iyi gider diye, bi cigara da ben içeyim diyecek oldu, o da nesi, doktor demir bir çubuğu çakmağın ateşinde kızdırmaya başladı. Aha dedi Mehmed, dağlayacak valla bunlar kesin şebeke. Meğer kanal tedavisinde kullanılan bir yöntemmiş. Bunu da aklından türlü türlü hinlikler geçip gittikten sonra öğrendi. Ne diyelim, cahilliğin böylesi!.. (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) >> TEMEL’iN YERi Temel evlenmiş ve maçlara gidemez olmuş... Bunun sebebinin Fadime olduğunu anlayan Dursun, Temel’e taktik vermiş; “-Maçtan bir saat önce Fadime’yi alacaksın karşına, güzel şeyler söyleyeceksin... Canım, cicim diyeceksin... Her şeyim sensin, sensiz yapamam, çocuklarımın anası, evimin prensesi diyeceksin... Tamam mı?...” Biraz durup düşünmüş Temel; “-Yok be Dursun... Zaten bizim takımın bu sezon oynadığı futbol, bu zahmete değmez...” >> tuzaktan kumanda (...TV 8 / Telegol) GÖKMEN ÖZDENAK: 15 sene ben saklandım, hastalığım vardı askere gitmedim... ERMAN TOROĞLU: Mağarada mıydın 15 yıl?... GÖKMEN ÖZDENAK: Rapor aldım olum... >> bir film diyaloğu (...500 Days Of Summer filminden) “-Bazı insanların birbirlerine âşık olması gerekir... Ama bu; beraber olacakları anlamına gelmez...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT