BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sana bir hâtun nasip olacak ki...”

“Sana bir hâtun nasip olacak ki...”

Hazret-i Osmân: “Bir gün teyzem bana dedi ki: Sana bir hâtun nasip olacak ki, ne sen ondan önce bir hâtun görmüş olursun, ne de o, senden önce bir erkek...”



Hazret-i Osmân, Müslüman olmadan önce ticâretle uğraşırdı. Zengin bir tüccar olup, mükemmel ve zarif bir cemiyet insanı idi. Kabîlesi arasında geniş bir çevresi ve büyük îtibârı vardı. İslâmiyet gelmeden önce, hazret-i Ebû Bekir ile yakın arkadaş ve dost idi. Ona karşı içten bir sevgi besler, iş husûsunda da görüşüp konuşurlardı. O da hazret-i Ebû Bekir gibi Câhiliyye Devrinin her türlü kötülüklerinden uzak durmuştur. Hazret-i Ebû Bekir’in teşvikiyle Müslüman olmuştur. Müslüman oluşunu kendisi şöyle anlatır: “Benim, kâhin olan bir teyzem vardı. Bir gün onu ziyârete gitmiştim. Bana hitaben; -Sana bir hâtun nasip olacak ki, ne sen ondan önce bir hâtun görmüş olursun, ne de o, senden önce bir erkek görmüş olur. Güzel yüzlü ve zâhide bir hâtun olup, bir büyük Peygamber kızı olsa gerektir dedi. Ben, teyzemin bu sözüne çok hayret etmişken, sözlerine şöyle devam etti: “BİR PEYGAMBER GELDİ” -Bir Peygamber geldi. Ona gökten vahiy nâzil oldu. Bunun üzerine kendisine; -Ey teyzem, böyle bir sır, şehirde hiç duyulmadı. O hâlde bu sözü açık söyle dedim. O zaman bana dedi ki: -Abdullah’ın oğlu Muhammed’e peygamberlik geldi. Halkı dîne dâvet eder. Çok zaman geçmez ki, Onun dîniyle âlem nûrlanır. Ona karşı gelen kaybeder, helâk olur. Teyzemin bu sözleri, bana çok tesir etmişti. Bu sebeple endişeye kapılmıştım. Ebû Bekir ile aramızda büyük bir dostluk vardı. Birbirimizden hiç ayrılmazdık. Bu meseleyi görüşmek üzere, iki gün sonra, hemen Ebû Bekir’in yanına gittim. Teyzemin söylediklerini Ona söyledim. Ebû Bekir bana; -Yâ Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Hiç görmez, işitmez, bir şeye fayda ve zarar vermez olan birkaç taş, tanrılığa nasıl lâyık olur dedi. Ben de; -Doğru söylüyorsun, teyzemin sözü gerçektir dedim.” Hazret-i Ebû Bekir, hazret-i Osman’a İslâmiyeti anlattıktan sonra Onu Resûlullah efendimizin huzûruna götürür. Peygamber efendimiz hazret-i Osman’a buyurur ki: (Yâ Osman! Hak teâlâ seni Cennete misâfirliğe dâvet ediyor. Sen de icâbet eyle, kabul et. Ben bütün insanlara hidâyet rehberi olarak gönderildim.) Hazret-i Osman, Resûlullah efendimizin yüksek hâlleri ve güler yüzle söylediği sözler karşısında kendinden geçip, büyük bir şevk ve teslimiyetle; “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh” deyip Müslüman olur. Hazret-i Osman, kelime-i şehâdeti getirdikten sonra, Peygamber efendimize, daha önce Şam’a gittiği sırada gördüğü bir rüyâyı şöyle anlatır: “Ya Resûlallah! Biz Muân ile Zerkâ denilen yer arasındaydık, bir ara orada uyumuştuk. O sırada; ‘Ey uyuyanlar! Uyanın! Ahmed Mekke’de zuhûr etti’ diye nidâ eden bir ses işittik. Mekke’ye gelince de sizin Peygamber olarak gönderildiğinizi öğrendik.” Hazret-i Osman Müslüman olduktan sonra, diğer Müslümanlar gibi o da çeşitli işkencelere uğradı. Bilhassa amcası tarafından çok işkence yapıldı. Müslüman olduğu için amcası, onu iple belinden ağaca bağlayıp, yoruluncaya kadar kırbaçla döverdi. O bütün bu işkencelere sabreder hep kelime-i şehâdet okurdu. Müslüman olduktan sonra, Peygamber efendimizin kızı hazret-i Rukayye ile evlendi... ÜÇ DEFA HİCRET ETTİ!.. Hazret-i Osman Müslüman olunca, müşrikler tarafından yapılan işkencelere uzun zaman tahammül edip, Habeşistan’a hicret etmeye izin verilince hanımı hazret-i Rukayye ile Habeşistan’a hicret etti. Böylece Habeşistan’a ilk hicret eden Müslümanlardan oldu. Bir müddet sonra Mekke’ye dönüp, ikinci olarak tekrar Habeşistan’a hicret etti. Tekrar Mekke’ye dönüp, son olarak Medîne’ye hicret etti. Böylece dini uğruna üç kere hicret etti. Netice olarak, hazret-i Osman, Eshâb-ı kirâm arasında en zengin olanlardandı. Hicretin ilk günlerinde su sıkıntısı çekilmişti. Bir Yahûdî tarafından suyu parayla satılan Rûme kuyusunu, kırk bin dinara satın alıp, Müslümanların su ihtiyacını karşılamak için vakfetti. Bedir Savaşı hâriç bütün savaşlarda bulundu. Hudeybiye antlaşmasında Mekke’ye elçi olarak gönderildi. Tebük Seferinde on bin kişilik İslâm ordusunun, bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donattı. Ayrıca bin altın da para yardımında bulundu. Bütün malını İslâmiyetin yayılması, insanların kurtulması, saâdete kavuşması için Allah yolunda harcadı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.491
    % -0.49
  • 4.1702
    % -0.46
  • 4.7181
    % -0.01
  • 145.814
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT