BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üşütme karşısında ‘tıp’ çaresiz kalıyor

Üşütme karşısında ‘tıp’ çaresiz kalıyor

SOĞUK algınlığını ilaç tedavi etmiyor artık. Tıp hâlâ bundan medet umuyor. Bu konuda atalarımızın gribe ve soğuk algınlığına karşı tavsiye ettiği sebzeli, tavuk sulu çorbanın etkili olduğunu gösteren bilimsel araştırmalar yayınlandı. HAP veya şurup olarak alınan vitaminlerin gribe bir faydası yok. Bizde nezle oldum grip oldum diyen hemen C vitamini alır. Günde 1 mandalina 1 portakal, yeşillikler yemekle yeteri kadar C vitamini alırız. İlaç yerine doğal olan tercih edilmeli.



Sunuş Malum kış kapıda, soğuk ve yağışlı günler yaklaşıyor. Hasta olmamak için tedbirler, hastalık halinde yapmamız gerekenler, ilaçlar, alternatif tıp, grip aşısı, çocuklar, antibiyotikler hepsi ve daha fazlası... Pnömolog, Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’yı muayenehanesinde ziyaret ettik, sorularımızı yönelttik. Hocamız da ayrıntılı, bilinenin aksine yapayı değil doğalı tavsiye ederek cevapladı. Hocamızın ne dediklerine bakma zamanı şimdi... Sağlıklı, mutlu pazarlar... G.K.Z. Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Gurbet Kalay Zorba’nın sorularını cevapladı. Kendinizi bir paragrafta anlatın desek, hangi dönemlerinizi ön plana çıkarırsınız? 9.1.1955 yılında Kayseri’de doğdum. Diş hekimi-şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ın oğluyum. 1973- İstanbul Erkek Lisesi ve 1979-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’da profesör oldum. 1981’de Feryal Hanım ile evlendim; oğlum Umut 1982, kızım Bestegül 1991’de dünyaya geldi. 2008’de üniversiteden emekli oldum ve özel muayenehanemde çalışıyorum ve serbest yazarlık yapıyorum. Kış mevsimine girdiğimiz şu günlerde hastalıklar neden artıyor? Bu mevsimde en çok solunum yolları enfeksiyonları, halkımızın nezle, grip, soğuk algınlığı gibi isimlerle bildiği hastalıklar, burunda olduğu zaman rinit, boğazda olduğu zaman farenjit, ses tellerinde olduğu zaman larenjittir. Artmasının sebepleri, havanın değişkenliği, sıcaklıktaki ani düşüşler, kapalı mekânlarda uzun süre kalmadır. Virüsler hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması ve hatta konuşması sırasında havaya saçılır ve bunları soluyan insanlar da virüsü alırlar. El temizliğinde kullanılan anti bakteriyel jelleri öneriyor musunuz? El temizliği için en etkili ve uygun yol, akar su altında ellerin beyaz sabunla yıkanmasıdır. Anti bakteriyel diye bilinen çeşitli jel, losyon veya sabunların temizliğinin, su ve sabunla yapılana göre hiçbir üstünlüğü olmadığı gibi, anti bakteriyel kimyasal maddelerin kanserden alerjilere, hormon bozukluklarından dirençli mikropların ortaya çıkmasına kadar pek çok olumsuz tarafı vardır. Ateş ve buna bağlı antibiyotik kullanımına ne diyeceksiniz? Yakın zamanlara kadar soğuk algınlığına bağlı olarak gelişen orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit gibi hastalıklarda mutlaka antibiyotik kullanılırdı. Yeni yapılan birçok çalışma bunun bile gerekli olmadığını ispatladı. Artık hekim üç gün beklemeyi ve düzelmezse antibiyotik başlatmayı tercih ediyor. Bu enfeksiyonlarda ateş yükselmesi vücudun bir koruyucu mekanizması. Vücut bu artan ısı sayesinde virüslerin üremelerini durduruyor. Şimdi siz bir çocuğa birazcık ateşi var diye hemen ateş düşürücü verirseniz, çocuğun ateşi düşer ama bu arada virüsler daha kolay üreme şansı bulur. Bu da hastalığın ağırlaşmasına ve komplikasyonlara yol açar. Yapacağımız şey şudur. Şayet çocuk ateşten dolayı çok hâlsiz, düşkün ve huzursuz değilse, eskisi gibi hareketli ise ve yiyip içiyorsa ateş düşürücü vermeye hiç gerek yok. Ama çocuk uyukluyor, yemiyor içmiyorsa ateşi de 38.5’in üzerinde ise çocuk soyulmalıdır. Başına, kol ve bacaklarına ıslak havlular konabilir, ılık duş aldırılabilir. Ateşli çocuğa bol sıvı verilmelidir. Bunlara rağmen ateş sürüyorsa ancak o zaman doktoruna danışarak ateş düşürücü şuruplar kullanılabilir. Peki, hocam vitaminler, bağışıklığı kuvvetlendiren ilaçlar için ne diyeceksiniz? Bunlar da mı gereksiz? Hap veya şurup olarak alınan vitaminlerin çok özel durumlar dışında bir faydası yoktur. Çok özel durum, ciddi beslenme bozuklukları, ishal gibi durumları kastediyorum. Bizde birçok insan nezle oldum grip oldum diye hemen C vitamini alır. Günde 1 mandalina 1 portakal, yeşillikler yemekle yeteri kadar C vitamini alırız. Antioksidanların, hastalıklarda bir faydası olmaz. Omega 3 hapı almak yerine balık yemenin işe yaradığı belirlendi. Alternatif tıbba gelelim, öneriyor musunuz? Ben bu birbirinden tamamen farklı onlarca yöntemi reddetmiyorum. Bunlar içinde binlerce yıldır kullanılagelenler de var. Soğuk algınlığı tedavisi için ilacı unutun. Tıp bu hastalık için 21. asırda, hâlâ geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan tedavi yöntemlerinden medet ummakta. Daha bundan birkaç sene önce atalarımızın soğuk algınlığı ve gribe karşı tavsiye ettikleri havuçlu, patatesli, kerevizli, soğanlı, maydanozlu tavuk sulu çorbalarının gerçekten de etkili olduğunu gösteren bilimsel bir araştırma yayınlanmıştı. Tıbbın ‘üşütme’ karşısında ne kadar çaresiz, ne kadar eli kolu bağlı olduğunu anlayın. ‘Grip aşısı, üreticileri için çok kârlı bir iş, adeta bir zengin maden yatağı: Her sene yapılan grip aşıları, diğer birçok aşının aksine milyar dolarlık küresel ticarettir.’ demişsiniz. Grip aşısı yapılmalı mı, yapılmamalı mı? Çocuklarımız boşuna mı grip aşısı oluyor? Grip aşılarının sanıldığı kadar etkili olmadıkları giderek daha iyi anlaşılmaya başladı. Yakın zamanlara kadar bunların gribe karşı 65 yaşından genç, sağlıklı insanlarda yüzde 90 oranında koruma sağladığı bilinirdi ama dikkatli analizler bunun doğru olmadığını aşıların bu gruptaki koruyuculuğunun yüzde 60’ın da altında olduğunu ispat etti. Aşı, sadece içeriğindeki virüslere karşı koruma sağlıyor. Hastalık yapan virüs aşıdakinden farklı ise aşı gene işe yaramıyor. Sadece gripten dolayı ağır hastalık geçirme ve ölme ihtimalleri yüksek olanların aşı olmaları faydalı olabilir. Çocuklara gelince. Grip aşısının 2 yaşından küçük çocuklarda etkili olduğunu gösteren yeterli delil yok. 2 yaşından büyük olanlarda ise koruyuculuk yüzde 60’ın altında ama bu çocukların zaten aşı olmaları gerekmiyor. ‘Akılsızca ilaç kullanımı’na karşıyım Hocam sizin ilaçlara karşı olduğunuzu da biliyoruz. Hasta olursak hiç ilaç içmeyelim mi, alternatif tıbba mı başvuralım ya da ne yapalım? Bu doğru değil, ben ilaçlara veya aşılara değil bunların yanlış ve gereksiz kullanılmasına karşıyım. Milyonlarca insanın hayatta kalmaları ve sağlıklı olmalarının ilaçlar sayesinde olduğunun birebir şahidiyim, ben bir doktorum. Ben de hastalarıma gerektiği zaman elbette ilaç veriyorum ama günümüzde ilaç endüstrisinin çeşitli pazarlama oyunlarının etkisiyle gereksiz ilaç kullanımı inanılmaz boyutlara ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü bile bugün kullanılan ilaçların yüzde 50’sinin gereksiz olduğunu söylüyor, Sağlık Bakanlığı akılcı ilaç kullanımı için faaliyetler düzenliyor. Demek ki gerçekten bir ‘akılsızca ilaç kullanımı’ var. Ben işte bu gereksiz, yanlış ilaç kullanımına karşıyım. Hem de şiddetle karşıyım. Öksürük şurupları için ne diyeceksiniz? Öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları tüm dünyada en çok satılan ilaçlardan ama bunların etkinlikleri de belli değil emniyetleri de. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) bir heyeti 356 sayfalık bir rapor yayınlayarak 6 yaşından küçük çocuklara ‘öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarının yasaklanmasını’ tavsiye etti. HASTALANMAMAK İÇİN! Bu tedbirleri mutlaka uygulayın Bugünlerde pek çok kişi hasta. Kimi öksürükten boğuluyor, kimi nezle olmuş burnu akıyor, hapşırıyor, kimi ateşlenmiş yorgan-döşek yatıyor. Hastalanmamak veya yakalandık diyelim, nasıl bir yol izlemeliyiz? Nelere dikkat edelim? Bunları size madde madde sayayım isterseniz; BESLENME: A, C ve E vitaminlerinden zengin soğan, sarımsak, havuç, limon, portakal, mandalina, greyfurt, yeşilbiber, marul ve salatayı sofranızdan eksik etmeyin. Bitkisel yağları tercih edin. Haftada bir iki kez balık yiyin. DÜZENLİ UYKU: Düzenli uyku vücudumuzu enfeksiyonlara karşı güçlendirir. Günde ortalama 8 saat uyuyun. Erken yatın, erken kalkın. UYGUN GİYSİ: Ne çok kalın, ne de çok ince giyinin, yani ne üşüyün ne de terleyin. GÜNEŞ: Güneş ışınlarının vücudun savunma sistemini güçlendirici etkileri vardır. D vitamini oluşumunu artırır, kalsiyum metabolizmasına destek olur. ILIK DUŞ: Mümkünse her gün ılık duş alın. Duş, vücuda dirilik, enerji ve güç verir. Terleyerek vücudunuzu toksinlerden arındırabilirsiniz. Vücudun bir sıcak bir soğuk suya maruz kalması kan dolaşımını canlandırır. AĞIZ SAĞLIĞI: Dişlerinizi ve diş etlerinizi günde en az iki kere fırçalayın. Her gün birkaç kez ağzınızı soğuk suyla gargara yapın. Diş macunlarının ispatlanmış bir faydası yoktur. SPOR: Spor insanı hem dinlendirir, hem sinir sistemini rahatlatır ve hem de bağışıklık sistemini güçlendirir. Spor yapan kişiler enfeksiyonlara daha dirençlidirler. SİGARADAN UZAK DUR: Sigara ve alkol vücudumuzun sinsi düşmanlarıdır. Bağışıklık sistemini çökertirler, enfeksiyon ve alerjilere zemin hazırlarlar. ODA HAVASI: İdeal oda ısısı 20 derece ve ideal nem de yüzde 45-50 olmalıdır. Odalarınızı her gün havalandırın. TOKALAŞIN: Nezle ve gripli kişilerden uzak durun, öpüşmeyin, kucaklaşmayın BOL SIVI: Kışın bol bol su, maden suyu veya ayran için. Su, vücudu birçok zehirden temizler, böbrekleri daha iyi çalıştırır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105353
    % 0.41
  • 3.476
    % -0.49
  • 4.1764
    % -0.13
  • 4.7125
    % -0.01
  • 147.055
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT