BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zor beklenti

Zor beklenti

Başbakan Bülent Ecevit, iki adayı olduğunu ya ağzından kaçırdı veya kamuoyu oluşturmak için mahsustan öyle yaptı. Kontrolsüz konuşma ihtimali uzak. Tecrübesi yüksek bir politikacı kolay kolay böyle bir hata işlemez. Belli ki İhsan Doğramacı ve Şükrü Elekdağ isimlerinin halk nezdinde tartışılmasını istiyor.



Başbakan Bülent Ecevit, iki adayı olduğunu ya ağzından kaçırdı veya kamuoyu oluşturmak için mahsustan öyle yaptı. Kontrolsüz konuşma ihtimali uzak. Tecrübesi yüksek bir politikacı kolay kolay böyle bir hata işlemez. Belli ki İhsan Doğramacı ve Şükrü Elekdağ isimlerinin halk nezdinde tartışılmasını istiyor. Bu tartışmalar bir yönü ile referandum işlevi görecektir. Kamuoyu temayülü kimden yana olur? Doğramacı mı, Elekdağ mı? Sol çevrelerin İhsan Doğramacı’ya hoş bakmayacakları belli. YÖK münasebeti ile kendisini az hırpalamamışlardı. O kadar ki bir ara İhsan Doğramacı yapayalnız kalmıştı. Bütün basında tek destek gördüğü sütun Ayhan Songar’ınki idi. Merhum Songar, bir başına kalmasına rağmen dostuna vefa göstermeye devam ediyordu.... Şükrü Elekdağ, geniş kitlelerce daha az biliniyor. Kendisi de bunun farkında olmalı ki haftalık yazıları ile davet edildiği tv programlarına icabeti muntazaman devam ettirmekte. Doğramacı, iyi bir organizatör, cesur bir müteşebbis olduğu gibi Elekdağ da iyi bir diplomat, iyi bir tahlilci, Türkçesi temiz bir münevver... Her ikisi de siyasetçi değil. Eşit gibi görünseler de Doğramacı daha şanslı olabilir. Kerküklü bir Türkmen olması MHP’ye sempatik gelecektir. Zaten şu noktada bu partinin hassasiyetleri çoğalmıştır. Taban çok dikkatli bir beklenti içinde. Bu defa parti merkezinin ciddi şekilde varlığını hissettirmesi isteniyor. Ecevit, bundan habersiz olamaz. Belki de Doğramacı ile önlerini kesip ortağından bir teklif gelmeden o meseleyi halletme yoluna baktı. Burada Washington’un kimi imâ ettiği de önemli. Türkiye’nin ABD eski büyükelçisi olması hasebiyle Washington, Elekdağ’ı kendine daha yakın bulabilir. Eğer bu ikisinden biri yahut meclis dışından bir başka kişi cumhurbaşkanı seçilirse milletvekillerinin yıpranacakları olayın bir başka boyutudur... Dışarıdan aday bulup seçmek gayrı meşru olmasa da parlamentonun yara almayacağı savunulamaz. “Peki meclis neye yarar?” suali ondan sonra daha yüksek sesle sorulacaktır. Yine de her şey bitmiş değil. Ecevit’in aklından geçen iki adayı direkt veya dolaylı bir biçimde açıklaması ile bütün imkânlar kapanmış olamaz. Bakarsınız uzlaşmaya dönük pazarlıklar sonucu bir milletvekili Cumhurbaşkanı seçilir. Hadise kolay değil. Partiler, etkili çevreler, asker, Avrupa-Amerika çekişmesi...seçilecek isme karar vermede rol alacaktır. Adaylık sürecinin başlaması ile 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefat tarihinin çakışması bu işe ayrı bir renk kattı. Millet, o muhteşem cenaze namazında Özal’ı üç kelime ile takdim etmişti: Sivil, demokrat ve dindar cumhurbaşkanı. O, öyleydi. Yerine gelenler de öyle olabilir mi? Bu üç güzelliğin bir kişide buluşması o kadar zor ki... Turgut Özal’ın kötü mirasçıları her şeyi har vurup harman savurdular. Halk, “sivil, demokrat ve dindar” diyor ama halkı kaale alan kim? Halka başkan seçiliyor, fakat halka gitmekten korkuluyor. ..... Düzeltme: “Hükumet, çatıkkaş dedikleri zat” mısraı, Necip Fazıl’ındır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT