BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vakıf Gureba’dan rahatsız olanlar...

Vakıf Gureba’dan rahatsız olanlar...

Vakıf Gureba Hastanesi, asıl adıyla “Bezm-i âlem Gureba Hastanesi” nedense, birilerinin gözüne batıyor; daha fenası, birilerinin umdukları menfaat hırsı azgınlaşıyor. Öyle olacak ki bu yüce ve yegâne Vakıf Hastane’mizin inkişafına balta vuruyor.



Vakıf Gureba Hastanesi, asıl adıyla “Bezm-i âlem Gureba Hastanesi” nedense, birilerinin gözüne batıyor; daha fenası, birilerinin umdukları menfaat hırsı azgınlaşıyor. Öyle olacak ki bu yüce ve yegâne Vakıf Hastane’mizin inkişafına balta vuruyor. Bakıyorsunuz, Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i âlem Valide Sultan’ın 1843’te kurdurduğu, ecdat merhametine timsal olan bu muhteşem Garipler Hastanesi’ne durup dururken üniversite veya devletçe el konuluyor. Tam da lâyık olduğu “Bezm-i âlem Üniversitesi” adı ile kurulmaya hazırlanırken cahil bir makamdan “Böyle ‘Sultan’ adı ile modern üniversite olmaz” diye ferman çıkarılıyor. Fakirleri koruyan bu merhamet şifahânesi ikide bir durduruluyor. Devletimiz adına yapılan bu çıkarcı, kasıtlı densizliklere karşılık, atalarımızın bu yüce insanlık hastanesine sahip çıkan halkımız, tâ Almanya’dan Amerika’dan topladıkları yardımlar ile bu garipler, yoksullar sığınağını kat kat yükseltiyorlar. En yeni tıbbi cihazlarla donatıyorlar. Bu hususu, en büyük tarih hastanemizi ayağa kaldırmak ve kurda kuşa cahile, çıkarcıya yedirmemek için ömrünü veren değerli idealist Prof. Asaf Ataseven’den dinleyelim: “Bizim vatandaştan para toplayarak yaptığımız hastane binasında devletin tek kuruşu yoktur. Fakat Almanya’dan 35 TIR tıbbî malzeme geldi... 1986-1990 yıllarında, bizim Türk işçilerimiz, sabaha kadar, Türkiye’ye gelecek kamyonlara mal yüklüyor, o yorgunlukla, sabahları işlerine gidiyorlardı.” Bu fedakarlığa rağmen, ecdadımızın binlerce çökertilmiş vakfı arasında tek ve yegane kalan bu hastaneye bilmem kaç kereler müdahale yapıldı. Bugün de maalesef aynı vefasızlık ve hukuksuzluk karşısındayız. Şöyle ki: Günümüzde hâlâ yoksullara, muhtaçlara en şefkatli biçimde hizmet götüren, Bezm-i âlem Gureba Hastanesi’nin Alemdaroğlu rektörlüğündeki İstanbul Üniversitesi’ne tahsis edileceğine dair bir belge hazırlanmıştır. Birçok defa denenip de, mahkemelerce reddedilmiş olan bu müdahale teşebbüsü Sayın Bakan Yalova’nın, (elbette razı olamayacağı) imzasını beklemektedir. Bu konu bütün aydınlarımız gibi sayın milletvekillerimizi de rahatsız etmiştir. Dünyanın her yerinde ecdat vakıfları, büyük ölçüde okul ve hastane hizmetleri görürken, bizim tarih, töre ve ecdat düşmanı cahiller böyle bir vurgun için gayet komik bahaneler türetiyorlarmış. O bahanelerin en asılsız ve esassız olanı ise: Fedakar halkımızın parası ile büyük hizmetler başaran bu hastanemizin “fonksiyonlarını ifa edemediği” yalanıdır. Bu konuyu da Prof. Ataseven’in mihengine vuralım “Biz, Türkiye’nin en modern ameliyathânesini yaptık, Vakıf Gureba’nın nakti değeri bugün bir trilyondur. Tıbbın her branşında hekimlik hizmeti veriliyor. İlk kalb nakli ameliyatının yapıldığı yerlerden biri Gureba’dır. Benim doktor eşim de bu hastanede ameliyat olmuştur. Ünül Prof. Bernar dahi bizi ziyaret ile takdir etmiştir.” Esasen bahane bulmak gayretliği boşunadır. Çünkü Türk adaleti, daha önce bu cins haksız müdahale oyunlarını reddetmiştir. Bu Bezm-i âlem, gerçek, hür bir üniversite cevheri taşırken, kendi binalarının çatılarını onarmaktan âciz bir sözde YÖK saltanatına nasıl devredilebilir? Bakınız daha önce yapılmış haksız müdahaleleri adaletimiz nasıl reddetmiştir: Vakıf Gureba Hastanesi’nin bir Kamu Kuruluşu’na tahsisi düşünülemez. Zira: Hastane halen Vakfiyesindeki fonksiyonunu mükemmelen ifa etmektedir. Farzımuhal Hastane’nin bir yere tahsisi düşünülse bile bu tahsis için Bakanlar Kurulu kararı şarttır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT