BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Siz hangi şehirde yaşamak istersiniz

Siz hangi şehirde yaşamak istersiniz

Her geçen gün artan nüfus yoğunluğuyla birlikte gelişip Büyükşehir statüsü kazanacak olan 13 ilimiz hızlı bir kalkınma süreci yaşayacak. Büyükşehirlerimizi idare edecek yetkililerin ‘çevre’ odaklı politikalar geliştirerek nefes alınabilir kentler oluşturmaları hayatî önem arz ediyor.



Sevgili okurlar, büyük şehirlerde özellikle sonbahar ve kış aylarında havada bulunan ve gözle görülmeyen çeşitli zararlı kimyasallar, yağmurla birlikte zemine inip sağlığımızı tehdit etmektedir. Bu parçacıkları her gün farkında olmadan nefes alıp verirken ciğerlerimize çekiyoruz. Bunların arasında aerobik olarak havada asılı mikroorganizmalar da ağırlıkla sağlığımızı tehdit ediyor. Ayrıca bazı ağaç polenleri de alerjik hastalıklara yol açabiliyor. KUŞ SESİ VEYA TRAFİK ÇİLESİ... Bir yanda kuş cıvıltısı, yeşil alan ve ağaçlarla doğa dostu bir yaşam; diğer yanda uçak gürültüsü, trafik çilesi ve kirli havayla hayatı çekilmez kılan bir kent... Artık tercihimizi yapmak zorundayız! HAVADAKİ ASILI ZEHİRLER Bu kirlilikler ve tozlar çeşitli tehlikeli maddeler ve gazlar içeriyor. Bunların arasında; Kükürtdioksit (S02), Klor ve Florlu Bileşikler, Karbonmonoksit (C0), Benzopiren ve Kurşun Buharının yanında bazı Radyoaktif Maddelere de rastlamak mümkün. Bu mikroskobik çekirdeklerin sayısı büyük nüfusa sahip şehirlerde 1 metreküp havada ortalama 200.000 iken, kırsal kesimde 8000'e kadar düşüyor. Bir insan günde 12 metreküp havayı soluyor. Ciğerlerimize ulaşan küçücük parçacıklar 10 milimetreküp= 20 miligramlık bir miktar oluşturuyor. Bu zararlı mikron seviyesindeki maddelerin sağlığımızı olumsuz etkilediği ve "Akut Bronşit, Akciğer Hastalıkları ve Grip" gibi tatsız sağlık problemlerine yol açtığı da bir gerçek. Bilhassa sonbahar aylarında bazı Ağaç Polenlerinin sebep olduğu alerjik hastalıklar da üst solunum yollarında çok rahatsız edici sıkıntılar meydana getiriyor. Bütün bu sağlığımızı olumsuz etkileyen maddeler, bilhassa geceleri soğuk havanın yeryüzüne inmesi sebebiyle, ağırlık kazanarak, buğulu, rutubetli ve kısmen sisli bir hava içinde hastalıklara yol açabiliyor. KENTLER NEDEN DAHA SICAK? Çok sık iskan edilmiş büyük şehirlerimizde sıcaklık yükselmesi kaçınılmaz olmaktadır. Şehirlerdeki asfalt ve parke taşlı yollar ve betonarme binalar, atmosferle toprak zemin arasında dengeli hava akımlarını bloke ettiğinden, ayrıca beton binaların sıcaklığı tutmaları sebebiyle de hava sıcaklığının ilk 250-300 metrede artmasına neden olmaktadır. Ev ve sanayide kullanılan kazanlardan, taşıtlardan ortama karışan atıklardan havaya deşarj edilen maddeler, hava kirliliğine yol açar. Aynı zamanda atmosferde termal (sıcak) adacıklar oluşturarak havadaki Karbodioksit (CO2) miktarını arttırmakta, bu da Sera Efektini beraberinde getirmektedir. Büyükşehir merkezlerinde yüksek rant geliri düşünülerek imara açılan yeşil alanların çok azalmış olması ayrı bir problemdir. Oysa ağaç grupları hava katmanları ile yeryüzü arasındaki iletişimi en iyi şekilde dengeleyen sistemlerdir. Buharlaşma, terleme ile yağmur bulutlarının yoğunlaşmasına sebep olurlar. Kırsal bölgelerimizde buharlaşmanın üçte ikisi orman ve ağaçların mevcudiyetinden kaynaklanarak yağmur döngüsünü devamlı kılmaktadır. Buralarda akan yüzey suyu çok azdır, çoğunluğu toprak tarafından yavaş yavaş emilerek yer altı suyunu oluşturur. Ancak şehirlerdeki bitki örtüsünün azlığı, yağan yağmurun tamamen akıp gitmesine yol açmaktadır. Bu sebepten buharlaşma mümkün olamamaktadır. Size Almanya'dan çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: Bu ülkede sokak, cadde ve parklarda bulunan her cins ağaç kayıt altına alınmış ve numaralanmış olarak bilgisayar ortamında takip edilmektedir. Evinizin dışındaki ağacı kesmeniz mümkün olmadığı gibi, tapunuzda kayıtlı bahçenizdeki ağaçlara da iyi bakmak zorundasınız. Soğuk iklime sahip Almanya'da her taraf yemyeşil, şehir merkezleri ise geniş alanları kapsayan parklarla doludur. Hiç şüphe yok ki, şehirlerde yeşil alanların çoğaltılması çok olumlu sonuçlar verecektir. MERKEZLERE GENİŞ PARK ALANLARI Şehirlerin temiz havaya kavuşması için ağaçlandırmanın yanında şu tedbirler alınmalıdır: > Şehirlerin içinde ve hinterlandında bulunan sanayi tesisleri mutlaka Baca Gazı Arıtma Donanımına sahip olmalıdır. > Evsel yerleşim bölgelerinde bina kazanları kontrol edilmeli, fueloil ve kalitesiz kömür kullanan binalara doğal gaza dönüş için gerekli ikazlar yapılmalıdır. > Oto sanayi tesislerinde ısınmak için sac sobalarda eski araba yağı yakımı, son derece tehlikeli olup, bu işletmelerden havaya Furan ve Dioksin gibi kanser tetikleyici tehlikeli kimyasal bileşikler deşarj edilmektedir. > Bilhassa il ve ilçelerimizin merkez bölgelerinde geniş park alanları ayrılmalıdır. Hava temizliğinde ağaçların önemi tartışılamayacak kadar büyüktür. Bitkiler sadece buharlaşma ile dengeyi sağlamakla kalmamakta, ayrıca havada bulunan tozları tutmakta ve gürültüye engel olmaktadırlar. BİR AĞAÇ SAATTE 2 TON OKSİJEN ÜRETİR Ağaçsız yollardaki toz bulutları, ağaçlandırılmış asfaltlardan 5 kat daha fazladır. > 100 yaşındaki bir Kayın Ağacı'nın (Fagus sylvatica) yaprak tacı; 160 metrekarelik bir mekanı gölgelendirir. Fotosentez için saatte 2352 kg Karbondioksiti harcayarak, aynı zaman biriminde 1712 kg Oksijen üretmektedir. > Beş dönümlük ağaçlardan oluşan yeşil alan; 12 saatte 900 kg Karbondioksiti nötralize ederek, bulunduğu ortama 650 kg Oksijen bırakmaktadır. Dünyada birçok şehirlerarası yolda gürültüye engel olmak için otoban kenarlarına size isimlerini vereceğim ağaçlar dikilmektedir. En büyük olumlu etki, yaprağını döken büyük yapraklı ağaçlardan alınmaktadır. İğne yapraklı ağaç grupları, kış aylarında sesten korusalar da, ancak çok sık dikildikleri takdirde faydalı olabilmektedir. Değerli okurlar, bugün Yeşil Alanların şehir yaşamımızdaki önemini vurgulamaya çalıştım. Verdiğim örnekler büyük çeşitlilikteki ağaç cinslerinin küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Yeşil alanlar sadece sağlığımız açısından önemli bir işleve sahip değildir. Aynı zamanda yarınların Türkiyesinde ciddi görevler üstlenecek olan yeni yetişen yavrularımızda da estetik duygusunun gelişmesi açısından ehemmiyet arz etmektedir. Yeni kurulan ve mevcut bulunan büyükşehirlerimizin değerli idarecilerinin bunları gözeterek çevre politikaları üretmeleri gerekmektedir. Bu vesile ile sizi sevgi ve muhabbetle selamlıyor, güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum. NEREYE HANGİ AĞACI DİKMELİ? > Otoban ağaçları Dağ Akça Ağacı (Acer pseudoplatanus) Yapışkan Kızılağaç (Alnus glutinosa) Huş Ağacı (Betula verrucosa) Gürgen Ağacı (Carpinus betulus) Kış Meşesi (Quercus petrea) Kuş Üvezi (Sorbus aucuparia) Çiçek Ihlamuru (Tilia cordata) > Toz ve gürültüyü emen ağaçlar Dağ Akça Ağacı (Acer pseudoplatanus) Büyük Yapraklı Ihlamur (Tilia platyphyllos) Selvi Piramidal Kavak (Populus nigra italica) Çiçek Ihlamuru (Tilia cordata) Gürgen Ağacı (Carpinus betulus) > Cadde ağaçları Çınar Yapraklı Akça Ağaç (Acer platanoides) At Kestanesi Türleri (Aesculus spp.) Cennet Ağacı (Ailanthus altissima) Adi Dişbudak (Fraxinus exelsior) Çınar türleri (Platanus spp.) Kızıl Meşe (Quercus rubra) KARACAYI DOĞAYA SALDILAR Ormanın narini evine geri döndü Kafkas Üniversitesi Rehabilitasyon Merkezinde tedavisi ve rehabilitasyonu tamamlanan Karaca (Capreolus capreolus) doğaya geri bırakıldı. Merkeze getirilene kadar köylüler tarafından bakılan yavru karacanın boynuna radyo vericisi de takıldı. Yaban hayatının nadide canlılarından karacalar yavrularını bir kaç aylık olduktan sonra bir süre yalnız bırakabilir. Yalnız başına bulunan yavrular alınmamalı, alınan da kısa sürede doğal ortama geri bırakılmalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5255
    % -0.35
  • 4.1259
    % -0.63
  • 4.5333
    % -0.35
  • 144.338
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT