BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gazze Notu (Çakaralmaz roketler kimin için atılıyor)

Gazze Notu (Çakaralmaz roketler kimin için atılıyor)

Ben de sizin gibi Gazze ile ilgili haberleri, yorumları okudum.. Görüntüleri seyrettim. Bir noktaya takıldım. Takıldığım yeri sizinle paylaşmak istiyorum:



Ben de sizin gibi Gazze ile ilgili haberleri, yorumları okudum.. Görüntüleri seyrettim. Bir noktaya takıldım. Takıldığım yeri sizinle paylaşmak istiyorum: Hain İsrail, vurdumduymaz Batılılar, Doğulular tamam. Masum insanlar ölüyor, çocuklar ölüyor tamam. Filistin neden karşı tarafa roket atıyor? Bu soruya cevap bulamadım. Şöyle diyebilirsiniz: İsrail havadan bomba yağdırırken, füze atarken Filistinliler hiçbir şey yapmasın mı? Yapsın tabii.. Ama bu işi bir hesapla yapsın. Roket karşı tarafı durdurur mu, hayır.. Ölen insan sayısını azaltır mı, hayır. Savunma sistemi olarak işe yarar mı, hayır. Haklılığın bir işareti olur mu, hayır. O zaman neden karşı tarafa roket atıyoruz. Misilleme geleceğini bile bile, şartlar ve imkânlar elverişli olmadığı halde çakaralmaz roketleri göndermek kime hizmet? Bütün acılarına rağmen bu işte yerli yerine oturmayan noktalar var. Mavi Marmara baskınında da oturtamadığım yerler vardı. >> İstanbuuuul.. İstanbul İstanbul eskiden suriçinden ibaretti. 950’li yıllarda suriçi dar gelince imar çalışmaları başladı. Binalar yıkılıp geniş caddeler açıldı. Kat izni verildi. Bitişik nizama geçildi. Beş kat olsun denilen yerler altı oldu, yedi oldu.. Şehir kontrolden çıktı. Sur dışına akın başladı.. Bir Allahın kulu, “yahu içeride olan oldu hiç olmazsa sur dışına yanmamış kireçle çizgiler çekelim.. Şu bölge sanayi olsun, bu bölge üç katlı olsun, ilerisi çok katlı site olsun, canı isteyen de kendi imkânları ile şuraya evini yapsın ama hepsi aynı yöne baksın.. Biz nezaret edelim, gecekondu furyasını durduralım” demedi. Sur dışı da dolup taştı. Suriçi’nden beter oldu. İnsanlar kendi şehrini istila etti. Geldik 80’lere.. Ne düşünür insan, o yıllarda planlayacak, ileriye bakacak mecalimiz yoktu. Gördük geçirdik.. Bari şu anda boş olan yerleri bir düzene koyalım.. Caddeleri geniş tutalım.. Nerdeeee.. Aynı hastalık devam.. Taa 2000’lere kadar.. Şimdi biraz kontrol altında gibi görünüyor ama iş işten geçmiş. Dönüşüm belki 50 yıl sürer. Suriçi 100 yıl önceki haline döner, ama bizim olmaz artık. İşi gücü olmayan taifeyi sur dışına sepetlerler.. Suriçi’ne girişi bile kontrollü yaparlar.. Gidişat o yöne doğru. Anlayamıyorum: Neden hâlâ bu şehre göçü azaltacak yerde örtülü şekilde teşvik ediyoruz. Sanki bütün Anadolu’ya, pılınızı pırtınızı alın gelin.. Aha size ucuz ev, erzak yardımı, işiniz olmasa da size bakarız, yiyin, için, işsiz, sefil ortalıkta dolaşın diyoruz.. Kimden intikam almış oluyoruz? ..... Bir ülkede insanlar kendi şehirlerini istila ediyorsa o ülke ya örtülü işgal altındadır ya da müstemleke. Derseadeti tarumar ettik. Bu şehir 70 düvelin payitahtı idi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT