BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zengin sevilmez mi?

Zengin sevilmez mi?

Rahmetli Turgut Özal, vakti zamanında “Ben zengin severim” demiş ve çok başı ağrımıştı bu sözünden dolayı. Her gün ısıtılıp ısıtılıp önüne sürülmüştü. Rahmetli, “fakirden bana ne, benim işim zenginle” demek istememişti tabii. De... siyaset bu. Belden aşağı vurmaya bayılıyor!



Rahmetli Turgut Özal, vakti zamanında “Ben zengin severim” demiş ve çok başı ağrımıştı bu sözünden dolayı. Her gün ısıtılıp ısıtılıp önüne sürülmüştü. Rahmetli, “fakirden bana ne, benim işim zenginle” demek istememişti tabii. De... siyaset bu. Belden aşağı vurmaya bayılıyor! Halbuki her ülkenin olduğu gibi Türkiye’nin de zengine ihtiyacı var. Zengin, fakir kadar dahi yiyemiyor belki ama kazanmasını biliyor. Onun bu basireti, kendisine ve yakınlarına olduğu kadar (belki de daha fazla) ülkeye faydalı oluyor. Devlet vergi alıyor bir kere. Bankalar ihtiyaçları olan finansmanı sağlıyorlar onun tasarrufu ile. Gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleri sayesinde öğrenciler okula kavuşuyor. Onun kurduğu vakıftan burs alan gençler eğitimlerini tamamlama fırsatı buluyorlar. Neresinden bakarsanız bakın, faydalı yani. Geçenlerde Mersin ziyaretim esnasında Arbel Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Arslan’la karşılaştım. O da zengin ve sayısız sosyal desteği var Mersin’e. Sohbet arasında “Bir ara işi rölantiye alıp ailemle ilgilenmeye karar verdim” dedi. Ardından da Aydın Doğan’ın kendisine söylediği bir sözü tekrarlayıp “Bu söz bana kamçı oldu. Yeniden işime sarıldım” diye konuştu. Aydın Doğan, Arslan’a “Kaç yaşındasın” diye sormuş. O da “Atmış” cevabını vermiş. Aydın Doğan, “Ben o yaştayken koşuyordum” demiş. “Bu yaşta emeklilik de ne oluyor?” Mersin merkezli Arbel 5 kıtanın 28 ayrı noktasında üretim yapıyor ve dünya mercimek ticaretinin yüzde 45’ini tek başına karşılıyor. Dünyanın en büyük bakliyat üreticilerinden biri olan Arbel Grubu, Kanada Toronto Borsası’nda halka açılan tek Türk firması. Kanada’nın bakliyat ihracatının yüzde 45’ini yine Arbel gerçekleştiriyor. “Geçenlerde” dedi Mahmut Arslan. “Kanada Başbakanı Kanada’daki fabrikamızı ziyarete geldi ve halkın önünde bize teşekkür etti. Beni, Kanada vatandaşı olarak taltif etti.” Kanada siyasetçisinden çok, Kanada Çiftçi Birlikleri seviyor Mahmut Arslan’ı; onu da söyleyeyim. Nasıl sevmesinler ki? Ürünlerini değerlendiriyor. Amerikalı ve Kanadalı iş adamları Türkiye’ye yatırım yapmak istiyor ama bölgedeki kargaşa, onların bu arzularını ertelemelerine neden oluyor. Arslan, onları Türkiye’ye davet edip “Endişe etmeyin” mesajı veriyor. Arslan’ın lobi faaliyeti de var yani. Arbel’in bir başka yatırımı da makarna. Günlük üretim kapasitesi 600 ton. Arbella markasıyla ürettiği makarnayı en başta Japonya olmak üzere birçok ülkeye ihraç ediyor. AB kotalarından dolayı Avrupa ülkelerine makarna ihracatı 20 bin tonla sınırlı. Arbella, AB kotlarını ve ABD anti-damping uygulamalarını Kanada’daki üretimiyle aşmaya çalışıyor. Mahmut Arslan piyasayı iyi koklayan ve geleceğe yönelik doğru tahmin yapan bir müteşebbis. Full markasıyla açtığı akaryakıt istasyonları çok ilgi gördü ve sayısı kısa sürede 60’a çıktı. Daha sonra Full Akaryakıt’ın yüzde 60 hissesini Doğan Holding’e sattı. Ayrıca, European Tobacco sigara fabrikasını da sattı ve elindeki paralarla yeni yatırım yapmaya hazırlanıyor. Bunun nesi kötü? Sözün özü: Ben zengini severim. Tavsiye ederim, siz de sevin.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT