BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aydınus’ları yedirmeyiz!..

Aydınus’ları yedirmeyiz!..

Daha Federasyon’a “hakem ve gözlemci raporları gelmeden, incelenmeden” TV kameralarına “Fırat Aydınus’u dinlendireceklerini” müjdeleyen bir Federasyon Başkanımız ile, TV ekranlarına bağlanıp “bülbül gibi konuşan” ve bu arada mesela “Hakeme, ‘neden sahaya giren ve itiraz eden teknik direktöre kırmızı kart göstermediğini sorduğunu’ anlatan” bir Merkez Hakem Kurulu Başkanımız var!..



Daha Federasyon’a “hakem ve gözlemci raporları gelmeden, incelenmeden” TV kameralarına “Fırat Aydınus’u dinlendireceklerini” müjdeleyen bir Federasyon Başkanımız ile, TV ekranlarına bağlanıp “bülbül gibi konuşan” ve bu arada mesela “Hakeme, ‘neden sahaya giren ve itiraz eden teknik direktöre kırmızı kart göstermediğini sorduğunu’ anlatan” bir Merkez Hakem Kurulu Başkanımız var!.. Ama TV ekranlarında ve spor sayfalarında “Savcılık / Hakimlik / İnfazcılık görevlerinin hepsine ve aynı anda kendi kendilerini tayin ederek Fırat Aydınus’un ipini çekmek için yarışanların” bu acı tablo umurun da mı?.. Aslında, Sanal İletişim Alemi’nde “Aydınus’un ipini çekme kampanyasında önderlik eden” Murat Özaydınlı adlı “eski” Fenerbahçe yöneticisinin “orkestra şefliğinde” hâlâ ülkenin en iyi hakemlerinin başında gelen, ama “sahipsiz olan” Aydınus değildi elbette “asıl hedef”; asıl hedef, “hakemlere Aydınus’un çaldığı düdükleri çaldırmamak”, yani İstanbul’un Üç Büyükleri’nin korunması ve kollanmasındaki iş ve güç birliğine karşı çıkmaya cesaret eden hakemlere “tam bir göz dağı” vermekti!.. Ey Murat Özaydınlı, zatıâlinize birkaç sorum var!.. “Hak / adalet / spor / itibar / Fenerbahçe” konularında “bu kadar” hassassınız ve daha “hakem / gözlemci raporları bile ortada yokken” kalkıp “Aydınus düdüğünü asmalı” kampanyası başlatabiliyorsunuz, öyleyse söyleyin bakalım bana: 1 - Fenerbahçe Kulübü’nün Yönetim ve Divan kurulu başkanlıklarında oturan zatların, oralarda oturmaya devam etmeleri konusunda neden sesiniz sedanız çıkmıyor?.. 2 - Fenerbahçe’ye ve Başkanınıza karşı komplo olduğunu söylediğiniz iddia / soruşturma / tutuklama / dava / mahkumiyet sürecinde, hem kendisinin, hem Divan Kurulu Başkanınızın, hem zamanın yöneticileri olarak sizlerin özel / resmi beyanlarınızda, “asıl sebep” olarak ortaya attığınız “Atatürk ve Atatürkçülük” kalkanını nasıl kullanıyorsunuz ve kullanmaya devam ediyorsunuz? Söyleyiniz bana, “yüz kızartıcı suçlardan” mahkûm olmuşların, “kulüp için o en önemli o iki koltukta oturmaya devam ederken” ve de “Atatürk’ün adını ağızlarına alırken” nasıl yüzleri kızarmıyor?.. “Yüz kızartıcı suçlar” ile “Atatürkçülüğü” nasıl bağdaştırabiliyorsunuz?.. 3 - Dahası, “sahte sağlık raporları ile askerlik yapmadığı” isnat ve iddialarına karşı çıkıp da “İşte benim sağlık raporum, evet bacağım 7 santim kısadır, onun için askerlikten muaf tutuldum, işte o rapor, artı bu da dün hastaneden aldığım bacağımın 7 santim kısa olduğuna dair yeni rapor, bütün bu iftiraları atanlara dava açması için avukatlarıma talimat verdim, şu anda adliyedeler ve dava açıyorlar” diyememiş bir Başkan’ın, “Şike / çete ve askerlik” iddialarından aklanmadan “Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü ağzından düşürmemesine” neden itiraz etmiyor, edemiyorsunuz?.. 4 - “Yerlerine başkalarını sınavlara sokan” öğrencilerin, “sahte raporlarla askerlik yapmayan” onca insanın ve onlara bu raporları veren / verdiren onca doktorun, askerlik şubesi başkanının, albayların, yarbayların yargılanıp mahkûm olduğu, mesela Cem Uzan’ın kızının “sahte sağlık raporu ile sürücü ehliyeti aldığı için” 178 kişiyle beraber 2 yıldan 5 yıla kadar hapis isteği ile ve “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla yargılandığı şu günlerde, “yeni çıkmış bir kanun” ile “30 bin TL ödeyerek”, dahası “askerliğini yapan onca gencin” şehit olduğu, yaralandığı, sakat kaldığı bir süreçte, askerlik işini “temizlemeye çalışan” bir Başkan’a sesiniz sedanız çıkmazken, gücünüz Fırat Aydınus’a mı yetiyor?.. Kimler “kimleri” koruyor ve “kimler” kimleri “yemek” istiyor; bu halk, bu millet, bu kamuoyu “bu gerçekleri” açık açık öğrenmeli ve bilmeli!.. Ve de “Fırat Aydınus’ları” da “bunlara” yedirmemeli!.. >> Samet Aybaba’ya mesaj!.. Sevgili Aybaba, senden özür dilerim, hem de bin defa!.. Doğrusu ya, “göreve geldiğinde” dudak büküp, “Koca Beşiktaş, kulüp zor durumda da olsa takımın başına getire getire Samet Aybaba’yı mı getirdi” diyenlerin, hatta “tam böyle olmasa” da, “bunu ima eden” yazılar yazanların arasında ben de vardım!.. Şimdi, “öyle düşündüğüm ve yazdığım için” utanıyorum; utandırdın beni, ama mutluyum, yanıldığım için mutluyum, bizlere “böyle” bir Beşiktaş’ı seyrettirdiğin için mutluyum!.. Üstelik “bu Beşiktaş daha yarım Beşiktaş”; yarınlarda “defansını da tamamlayarak ‘tamam’ olacak bir Beşiktaş”, kim bilir “nasıl” olacak?.. O günleri merakla ve heyecanla bekliyorum; helâl olsun sana!.. Ve inan, dünlerde “seni antipatik bulan” ben, bugünlerde ve saha kenarındaki “yaka bağır açık ve saç sakal birbirine karışmış” hâline rağmen, “çok sempatik bulmaya başladım”; devam Aybaba, devam!.. >> Fatih Terim!.. Dost acı söyler, hem de “Manchester zaferinin ardından” söyler; saha kenarındaki “bazı” görüntülerin “kariyerini ve karizmanı” ağızlara sakız ediyor ve de sana yakışmıyor!.. Ortam ne olursa olsun, ruh hâlin ne olursa olsun, takımın ve futbolcuların aleyhine ne yapılırsa yapılsın, sen saha kenarında “tarihin yazacağı Fatih Terim gibi” olmalısın!.. Şampiyonlar Ligi’nin ilk maçlarında alınan “kötü” sonuçlar Senin de, talebelerinin de hakkınız değildi. İnancını kaybetmedin, futbolcularına da inandırdın ve bugüne geldin; helâl olsun!.. Ama “görev” bitmedi; bundan sonrası daha da önemli; gruptan çıkmak!.. O günlerde de “inanmıştım” ve bugün de inanıyorum ki, onu da başaracaksınız; kutlarım!.. >> Galatasaray!.. Muslera, topu tuttuktan sonra “neyi, nasıl yapması gerektiğini”, Galatasaray defansı, kalesinin civarında ve rakip basarken “topu en basit şekilde ve hızla tehlike bölgesinin dışarısına vurmayı”, Selçuk “dikine oynamayı”, Melo ve Engin “serinkanlı olmayı”, Emre Çolak “topaç gibi dönmemeyi”, Amrabat “topla koşarken başını kaldırmayı”, Burak “ofsaytta düşmemeyi” ve “paylaşımcı olmayı”, Umut “kırılganlığı bırakmayı”, Hamit “güçlenmeyi”, Eboue “geriye koşmayı”, Riera “arkasına adam kaçırmamayı”, Dany, Semih, Cris “birbiriyle uyum sağlamayı”, Elmander “sakatlanmamayı”, Yekta ve Aydın “istikrarlı futbol oynamayı”, Galatasaray takımı “rakip kaleye şut” ve de “taç / korner atmayı” öğrenirse, “Avrupa Kupaları’nda 2000’li yıllar sürecini” yeniden yaşayabilir, sarı-kırmızılı camia!.. Bunda da görev Fatih Terim’e düşüyor!.. >> Müthiş!.. Fenerbahçe Futbol Takımı, hocasıyla, oyuncularıyla “inanılmazı başarmayı” başardı; helâl olsun!.. Her türlü olumsuzluğun kulübün ve takımın başına çöktüğü bir süreçte, gerek Avrupa Kupaları’nda, gerek Süper Lig’de gelinen nokta için ne söylense, ne yazılsa az!.. “Yönü zirveye doğru olarak” yakalanan çizgide devam etmek, hem çekilen ve çekilmekte olan acıları hafifletecek, hem “kötü günleri” unutturacak, hem de camiayı rahatlatacaktır!.. Aykut Kocaman’ı ve öğrencilerini kutlamak gerek!.. Hele hele, “kornerli / Gökhan’lı / rövaşatalı” müthiş goller serisinin sonuncusunu atan Bekir başta, “sahada görevlerini tam olarak yaparak” Marsilya’yı Marsilya’da mars eden bütün Fenerbahçeli futbolcuları!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5255
    % -0.35
  • 4.1259
    % -0.63
  • 4.5333
    % -0.35
  • 144.338
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT