BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu bir yönetici yazısıdır

Bu bir yönetici yazısıdır

İster bir spor kanalını yöneten ‘yönetici’ olsun, ister bir kulübün her hangi bir makamında olsun, gerçek hiç değişmez...



> Bir öncesinde ‘hakemler’ üzerine bir yazı yazdım ve hakem camiasından inanılmaz destek içeren geri dönüşler aldım. Bu gün yazdığım bu ‘yönetici’ yazısı kesinlikle geri dönüş almayacak; çünkü onlar ‘çirkin’ olmalarından daha yüksek bir oranla haklıdırlar. Değildirler de, kendilerini ‘haklı’ sanmaktadırlar... ------------ İster bir spor kanalını yöneten ‘yönetici’ olsun, ister bir kulübün her hangi bir makamında olsun, gerçek hiç değişmez... Silmek ister rakibini tarihten... Ona göre topu kirleten her maç sonunda çemkiren aktörler değil, onu eleştiren bizler oluruz... O tür yöneticiler art niyetlidir ama yöneticidir her nasılsa... Birine bir kanal verirler, diğerine bir takım... Her ikisi de futbol denilen sevimli oyuncağı ‘deforme’ etmekle görevlidir sanki. Yönetici bazen yöresinde köfteci dükkânı sahibi olur, bazen de market. Genellikle çapı sınırlı bir holdingi de olur. Kamera ve mikrofonu kullanabilmeyi öğrenmeden sallar ha bire. Yöresinin insanını yönlendirebilecek bir güce sahip olduğunu sanmaktadır. Takımı biraz daha büyükse, yönlendirebildiği kitlenin, örneğin muhalefet partisinden daha çok oy alabilecek sayıya ve potansiyele sahip olduğuna inanır. O hep haklıdır... Bütün rakiplerini ‘düşman’ kabul ettirebilirse başarılıdır ve ‘cemaate’ dönüştürdüğü kitlesini saflara sokar, sıklaştırır ve sonra da onun cebindeki son kuruşu alır. Onun acıması yoktur... Seçildiğini sanmaktadır ama satın aldığı delegeler veya tehdidi altında olan üyeler ya da menfaat sağladığı ‘müritler’ sayesinde oraya oturduğunu bir türlü kabullenemez. Ona göre istemediği haberi kullanan gazeteci suçludur, haindir, hatta rakibinin uşağıdır. Ama istediği haberi yazan ya da yazdığı haber işine gelen gazeteci ‘tarafsız’ oluverir aniden. Bu aktörler hep başroldedirler... Onlar çekilmedikçe bu sahneden; bu ‘sevimsiz replikler’; biri kalkıp da ‘perdeeeee’ diye bağırana kadar sürecektir... ARSIZ GÜÇLÜ OLUNCA, HAKLI SUÇLU OLURMUŞ ... Yasa olmuş masa, hukuk olmuş guguk... Kaybettiğinde ülke ona ‘kumpas’ kurmuş imajının peşine düşer, her açıklaması ‘didaktik ve epik’ bütün unsurlardan beslenir. Kibarlığının altında vazgeçilemez bir saldırganlık yatar. Bir anda 3,3 milyon euroyu avucuna saydığınız adam bilirse ki iki ay sonra 3 milyon euro daha koyacaklar avucuna, tabii ki yoldan çıkacaktır. Ve hemen orta sahaya ‘topu ısıran iri yarı bir siyahi’ peşine düşecektir. Oysa 3-5 yüz lira verip alsa bir ‘Sivas Kangal’ daha ucuza gelecektir... Başarısız olduğunda ilk suçlu hakem, sonra da medya olacaktır ona göre. Bazı oyuncuları ve teknik direktörü arkadan gelecektir. Herkes onun üstüne ‘örgütlü’ bir biçimde geldiği için değişmiştir belki de 58. madde... Rakibine saldırmak en kolay savunma yoludur o tür zatlar için. 20-30 manyak havaalanı basıp maçı kazanacağını, ‘bir daha bu hakemi bana vermeyin” söylemini üstü kapalı bir biçimde söyleyen de ilerdeki maçlarda avantaj sağlayacağını sanmaktadır... O ve benzerleri yönlendirmektedir Türk futbolunu... Futbol ahalisini de... >>> S-ÖZ: “Her başarılı erkeğin arkasında iki kadın vardır. Biri bu başarının nedeni olan karısı, diğeri de bu başarıya şaşırıp kalan kayınvalidesi...” ------------ Aeskileos demiş ki; “yeminine bakıp insana inanma, insana bakıp yeminine inan... “ Bu günlerde ben bir tek Caner’in yeminine ve Aydınus’un adamlığına inanıyorum!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT