BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslam Âlemi’nin uyanışı -2-

İslam Âlemi’nin uyanışı -2-

Dünyanın her tarafında yaşayan Müslümanlar, kendi dinlerinden ve hakikatlerinden uzaklaşmalarına paralel olarak birbirlerinden de fert, cemiyet ve devlet bazında kopup ayrıldılar.



Dünyanın her tarafında yaşayan Müslümanlar, kendi dinlerinden ve hakikatlerinden uzaklaşmalarına paralel olarak birbirlerinden de fert, cemiyet ve devlet bazında kopup ayrıldılar. Bu durum ise, en ziyade, kendilerini bu hâle getiren Batılı sömürgeci güçlere yarıyordu. Böylece lokma lokma doğradığı İslam Âlemi’ni kolaylıkla yutabiliyordu! Gelişen teknoloji ile birlikte insanlık ‘enformasyon’ çağını yakaladı ve; hemen herkesin her şeyden haberdar olması ile birlikte totaliter rejimler sarsılmaya başladı. Bunun ilk örneğini Sovyet Bloku’nun yıkılışı ile gördük. İletişimin tüm imkânlarına sahip İslam ülkeleri halkları da her şeyden haberdar olup için için kaynamaya devam ediyordu. Ama başlarındaki aymaz yöneticiler bu uyanışı bir türlü fark edemiyordu! Şimdiye kadar uyutup-sindirdikleri gibi; bundan böyle de uyutup sindirebileceklerini zannediyorlardı. Dünyanın çeşitli ülkeleri gibi İslam ülkeleri de çeşitli birliktelikler kurup yönetiyorlardı. Hatta, özellikle İsrail’e karşı olmak üzere; bir kısım İslam ülkelerinden oluşan ‘Arap Birliği’ de kurulmuştu. Bu birliktelikler, İslam ülkeleri arasındaki sosyal, siyasi ve ekonomik dayanışmayı pekiştirip geliştirecek ve her şeyden önemlisi onları bir ve beraber bulundurabilecekti. Bunun için de her sene değişik bir ülkede olmak üzere çeşitli toplantılar düzenlediler. Vuku bulan önemli olaylar karşısında olağanüstü toplandılar. Dışişleri, devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı onlarca toplantı yapıp dağıldılar. Bütün bu toplantılar, sözde olmaktan ileri gidemedi ve kuvveden fiile çıkabilecek hiçbir iş yapılamadı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın belirttiği gibi; ‘yiyip içip dağılıp gittiler!’ Ve yine Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği gibi; İslam ülkeleri hiçbir zaman kendi göbek bağlarını kesmediler, kesemediler! Tepedekiler kendi gafletleri içinde uyumaya devam etsinler, ancak; görüldüğü üzere halkların uyanması ve başkaldırması birbirini tetikleyerek genişliyor ve yakında tüm İslam Âlemi’ni kaplayacak şekilde gözüküyor. Değil İslam ülkelerinin birlikteliği, yalnızca Arap ülkeleri; İsrail karşısında tek yumruk olabilselerdi; seneler senesi yaşanan ve el an da yaşanmaya devam eden rezil ve rüsvalıklar yaşanır mıydı ve ‘Biz yapamıyoruz; Amerika, sen gel ateşkesi sağla ve bizi kurtar!’ denir miydi?!. Müslümanlar, dinlerinden kopmalarının bedelini ödemiyorlar mı? Zira; inandık dedikleri Kur’an-ı kerim: ‘... birlikte rahmet (Allah’ın yardımı), ayrılıkta ise azap’ olduğunu bildiriyor. O halde bugünkü duruma hayret etmeye hakkımız var mı?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT