BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil serbestliği ayrıştırmaz birleştirir

Dil serbestliği ayrıştırmaz birleştirir

Aydoğan, Norveç, İsveç ve Belçika gibi ülkelerde anadilde eğitimin devlete olan aidiyet duygusunu ve saygıyı artırdığını belirtiyor.



> Adem Demir İsveç’te yaşayan dilbilimci, yazar ve çevirmen Mustafa Aydoğan, anadil üzerinden “bölünme paranoyası” üretilmemesi gerektiğini söylüyor. 12 Eylül’den bu yana Avrupa’da yaşayan Aydoğan, bugüne kadar birçok ünlü yazarın kitabını Kürtçe’ye çevirdi. Ayrıca yazdığı dikkat çekici kitapları var. Son olarak Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” adlı romanını da Kürtçe’ye tercüme eden Aydoğan, dilin ayrıştırmadığını aksine birleştirdiğini ifade ediyor. Kürtçenin önündeki yasakların kaldırılması için olumlu adımların atıldığını ve bunun küçümsenmemesi gerektiğini anlatan Aydoğan, “Yapılanlar yeterli değil ancak görmezden gelinemez. Atılan adımlar, toplumun yararınadır. Toptan retçi olmanın mantıki bir izahı yoktur” diyor. Anadilin doğuştan gelen temel bir insani hak olduğunun altını çizen Yazar Aydoğan, “Türkiye, anadil de eğitim imkânı sağlamakla hiçbir şey kaybetmez “ diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor: “Hatta böyle yapmakla Kürtleri daha fazla kazanacak bir hamle dahi atmış olur. Kültürel değerleri ve temel hak ve özgürlükleri sunan bir devlet saygıyı hak ediyor. Dolayısıyla da vatandaşlar çatısı altında yaşadıkları devlete zorla değil, gönül bağıyla vatandaş olmayı kabul edeceklerdir. Bu da beraberinde bireyle devlet arasındaki sorunları ortadan kaldırmayı getiriyor. İletişim aracı olan dilden bölünme paranoyası üretilmesini çok şaşırtıcı. Kendi ülkesinden göç edip İsveç’te yaşayan tüm topluluklar, anadillerinde eğitim alma hakkına sahip. Anne ve babalar başvurduktan sonra dilin ne ölçüde ve kaç kişi tarafından konuşulduğuna bakılmaksınız çocuklara anadilde eğitim imkânı sunuluyor. Bu durum İsveç’e özgüven sağladığı gibi buraya gelenlerin bu ülkeyi sevmelerine ve buraya aidiyet duygusuyla bağlanmaya bile yol açıyor. Avrupa’da birçok ülkenin uygulamasını model olarak gösterebilirim. Norveç, Belçika ve İsveç modellerinin örnek alınması halinde sorun çözülebilir. Irak Anayasasında bile Arapça ve Kürtçe, ülkenin resmi dilleri olduğu kabul edilmiş. Ayrıca Türkmence, Asurice ve Ermenice gibi anadillerde ve özel eğitim kurumlarında herhangi bir dille eğitim yapma hakları güvence altına alınmıştır. Norveç’te okula giden her çocuk, iki dili birlikte öğreniyor. Türkiye’de de böyle bir durum söz konusu olabilir. Yani hem Türkçe hem Kürtçe tüm okullarda aynı anda öğretilen dil olabilirler. Kürtçe ikinci resmi dil olarak kabul edilirse Türkiye bir şey kaybetmez.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT