BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madımak faciası için yeni bir araştırma

Madımak faciası için yeni bir araştırma

Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp kardeşim, 114 kuruluşun desteğini alarak, Cumhurbaşkanımıza çıkmış. Ondan, Madımak faciasının yeniden ele alınmasını istemiş.



Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp kardeşim, 114 kuruluşun desteğini alarak, Cumhurbaşkanımıza çıkmış. Ondan, Madımak faciasının yeniden ele alınmasını istemiş. Cumhurbaşkanımız da Devlet Denetleme Kurulu’na emir vermiş; “Madımak faciasını yeniden ele alıp inceleyin!” demiş... Sivas benim memleketim. Sivas, şiirlerimde bir sultan şehir. Ama Alevi-Sünni gerginliği veya düşmanlığı da, milletimizin bin yıldan beri devam eden cehalet kumkuması. Kabul edelim ki, Devlet Denetleme Kurulu, hem Madımak, hem de Başbağlar vahşetinin bütün kaatillerini, teşvikçilerini bir bir bulup çıkardı. Mahkemelerimiz de o ahmak kişileri ömür boyu hapse mahkûm etti. Acaba, 950 yılından beri, beynimize çöreklenip kalan cehalet ve gaflet illeti def olup gidecek mi? İşte biz Türkiye’de cinayet işleyen kişileri yakalayıp mahkûm ediyoruz. Hırsızları, kalpazanları, ırz düşmanlarını... içeri tıkıyoruz. Peki ne oluyor? Bu ve benzeri suçlar ortadan kalkıyor mu? Hayır! Bizim, bir türlü anlayamadığımız, göremediğimiz bir yanlışımız var. Biz, sanıyoruz ki; şuna-buna ceza verdik mi, şunu bunu içeri tıktık mı meselelerimizi halletmiş oluruz. Suçlular elbette cezalandırılsın. Ama bilmeliyiz ki, doğru olan, suçu meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmaktır. Hani meşhur örnektir: Sıtma ile mücadele ederken sivrisinekleri öldürmek çare değildir. Aynı zamanda bataklıkları da kurutmak lâzımdır. Bugün bütün İslâm dünyasının bir Şii-Sünni çatışması var. Türkiyemizin de Alevi-Sünni gerginliği gözlerimizin önünde. Çünkü en büyük düşmanımız cahilliğimizdir. Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun’un açıkladığı gibi, Birleşmiş Milletlerin bir tespitine göre “Son yirmi yıl içinde, on milyon insan mezhep kavgaları yüzünden öldürülmüşlerdir...” İşte Irak, İşte Suriye!.. Şiiler de Sünnilerin câmilerini bombalıyorlar. Niçin? Sözüm ona “Din-i mübini İslâmı korumak kurtarmak için!” Ah biz bilmeliyiz ki cehâlet, canavarlardan bile daha tehlikelidir... Şimdi ben biliyorum ki, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Madımak faciasını araştırmaya başlayacak olan Devlet Denetleme Kurulu, çok büyük bir dikkatle, çok büyük bir gayretle, suya delik açmak için çırpınıp duracaktır. Ama, göremeyeceklerdir ki, Madımak ve Başbağlar facialarının başında, sonunda altında, üstünde, önünde, arkasında mağara devri insanlarını bile utandıracak dehşetli bir cehalet vardır. Bu cehalet giderilmeden, yeni Madımaklar, yakılıp yıkılacaktır... Bazı boş kafalar, Kültür Bakanımız Günay’dan, Madımak Otelinin müze haline getirilmesini istediler. O da bu çok ucuz, çok kolay teklifi kabul etti. Bu sütunda Kültür Bakanımıza beş mektup yazdım: Yapmayın dedim orayı müze haline getirmek kel başa şimşir tarak almaktır. Siz, Alevi-Sünni gerginliğini giderecek, cehâleti yok edecek bir çalışma içinde olmalısınız. Mesela, Hacı Bektaş Veli’nin MAKALAT isimli eserini birkaç milyon bastırıp, bütün Türkiye’de okutmalısınız. Çünkü Alevimiz de Sünnimiz de doğruları katiyyen bilmiyorlar. Siz o Madımak Otelini altın bir çerçeve içine alarak müze haline getirebilirsiniz. Ama 1993 yılının o cahil insanları bu defa gidip o müzeyi bombalayabilirler! dedim... Geçen ay Sivas’taydım. Gördüm ki Madımak Otelini müze hâline getirmişler kapısında bir polis aracı ve iki polis var. Günün 24 saatinde nöbet tutuyorlar. Çok ama çok utandım. Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp kardeşim, 114 kuruluşun desteğini alarak, Cumhurbaşkanımıza çıkmış. Ondan, Madımak faciasının yeniden ele alınmasını istemiş. Cumhurbaşkanımız da Devlet Denetleme Kurulu’na emir vermiş; “Madımak faciasını yeniden ele alıp inceleyin!” demiş... Sivas benim memleketim. Sivas, şiirlerimde bir sultan şehir. Ama Alevi-Sünni gerginliği veya düşmanlığı da, milletimizin bin yıldan beri devam eden cehalet kumkuması. Kabul edelim ki, Devlet Denetleme Kurulu, hem Madımak, hem de Başbağlar vahşetinin bütün kaatillerini, teşvikçilerini bir bir bulup çıkardı. Mahkemelerimiz de o ahmak kişileri ömür boyu hapse mahkûm etti. Acaba, 950 yılından beri, beynimize çöreklenip kalan cehalet ve gaflet illeti def olup gidecek mi? İşte biz Türkiye’de cinayet işleyen kişileri yakalayıp mahkûm ediyoruz. Hırsızları, kalpazanları, ırz düşmanlarını... içeri tıkıyoruz. Peki ne oluyor? Bu ve benzeri suçlar ortadan kalkıyor mu? Hayır! Bizim, bir türlü anlayamadığımız, göremediğimiz bir yanlışımız var. Biz, sanıyoruz ki; şuna-buna ceza verdik mi, şunu bunu içeri tıktık mı meselelerimizi halletmiş oluruz. Suçlular elbette cezalandırılsın. Ama bilmeliyiz ki, doğru olan, suçu meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmaktır. Hani meşhur örnektir: Sıtma ile mücadele ederken sivrisinekleri öldürmek çare değildir. Aynı zamanda bataklıkları da kurutmak lâzımdır. Bugün bütün İslâm dünyasının bir Şii-Sünni çatışması var. Türkiyemizin de Alevi-Sünni gerginliği gözlerimizin önünde. Çünkü en büyük düşmanımız cahilliğimizdir. Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun’un açıkladığı gibi, Birleşmiş Milletlerin bir tespitine göre “Son yirmi yıl içinde, on milyon insan mezhep kavgaları yüzünden öldürülmüşlerdir...” İşte Irak, İşte Suriye!.. Şiiler de Sünnilerin câmilerini bombalıyorlar. Niçin? Sözüm ona “Din-i mübini İslâmı korumak kurtarmak için!” Ah biz bilmeliyiz ki cehâlet, canavarlardan bile daha tehlikelidir... Şimdi ben biliyorum ki, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Madımak faciasını araştırmaya başlayacak olan Devlet Denetleme Kurulu, çok büyük bir dikkatle, çok büyük bir gayretle, suya delik açmak için çırpınıp duracaktır. Ama, göremeyeceklerdir ki, Madımak ve Başbağlar facialarının başında, sonunda altında, üstünde, önünde, arkasında mağara devri insanlarını bile utandıracak dehşetli bir cehalet vardır. Bu cehalet giderilmeden, yeni Madımaklar, yakılıp yıkılacaktır... Bazı boş kafalar, Kültür Bakanımız Günay’dan, Madımak Otelinin müze haline getirilmesini istediler. O da bu çok ucuz, çok kolay teklifi kabul etti. Bu sütunda Kültür Bakanımıza beş mektup yazdım: Yapmayın dedim orayı müze haline getirmek kel başa şimşir tarak almaktır. Siz, Alevi-Sünni gerginliğini giderecek, cehâleti yok edecek bir çalışma içinde olmalısınız. Mesela, Hacı Bektaş Veli’nin MAKALAT isimli eserini birkaç milyon bastırıp, bütün Türkiye’de okutmalısınız. Çünkü Alevimiz de Sünnimiz de doğruları katiyyen bilmiyorlar. Siz o Madımak Otelini altın bir çerçeve içine alarak müze haline getirebilirsiniz. Ama 1993 yılının o cahil insanları bu defa gidip o müzeyi bombalayabilirler! dedim... Geçen ay Sivas’taydım. Gördüm ki Madımak Otelini müze hâline getirmişler kapısında bir polis aracı ve iki polis var. Günün 24 saatinde nöbet tutuyorlar. Çok ama çok utandım.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT