BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ankara Pekin konuşması

Ankara Pekin konuşması

Çin ordusunun Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949’da bu ülkede yaşayanların ancak yüzde 8’i Çinli azınlıktı. Hatta bu kadar bile değil. Zira yüzde 8’in içinde başka ırklardan kimseler de bulunuyordu. Uygulanan göçmen siyaseti ile geçen zaman içinde bölgedeki Çinliler yüzde 90’ı aştı.



Çin ordusunun Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949’da bu ülkede yaşayanların ancak yüzde 8’i Çinli azınlıktı. Hatta bu kadar bile değil. Zira yüzde 8’in içinde başka ırklardan kimseler de bulunuyordu. Uygulanan göçmen siyaseti ile geçen zaman içinde bölgedeki Çinliler yüzde 90’ı aştı. Uygur Türkü kendi vatanında azınlık durumuna düştü. Bugün devlet daireleri, belediyeler, atölye, ticari ve sanayi kuruluşu gibi yerlerde çalışanların yüzde 95’i Çinlidir. Pekin yönetimi bir taraftan Doğu Türkistan’a nüfus kaydırırken bir taraftan da Uygur kadınlarına mecburi doğum kontrolü yapmaktadır. Bu konuda tavizsizdir. Gerektiğinde kolektif kürtaj yoluna bile gitmekteler. Kızıl Çin’in Doğu Türkistan stratejisi şöyledir: -Müslümanları iktisaden zayıflatarak Çinlilere mahkûm etmek. -Nüfusu tersine çevirme politikasını devam ettirmek. -Doğu Türkistan asimilasyonu için zemin hazırlamak. Dünyanın en büyük nüfus ve coğrafyasına sahip Çin Halk Cumhuriyeti açısından Doğu Türkistan’ın önemi: Bölgede 160 milyar ton petrol, 600 milyar ton kömür ve 12 trilyon uranyum rezervi vardır. Ayrıca İpek Yolu güzergâhındadır. Çin, ne yazık ki burayı nükleer deneme merkezi olarak kullanmaktadır. Bu denemeler yüzünden ölenlerin sayısı 250 bindir. Ayrıcı binlerce kişi sakat kalmış, onbinlerce bebek de sakat olarak doğmuştur... Doğu Türkistan’ın kuzey kısmı Kazak ve Kırgız tv’lerini seyredebilmekteler. 1996 Yılı Ramazan ayında bu tv’lerden Kadir Gecesi’nin girdiğini öğrenen Uygur hanımlar bir araya gelerek Kur’an-ı kerîm okumaya başlayınca Çin emniyet kuvvetleri bu 30 kadını önce nezarete aldı, sonra şehîd etti. Geçen yılki hürriyet gösterilerinde de bin Doğu Türkistanlı katledildi. Bunun üzerine Uygur Türkleri, kundaklama yaparak Çinli göçmenleri vatanlarından uzaklaştırmaya başladılar. İlk hareket 25 Şubat 1997’de vuku buldu. Urumçi’de bir banka önünde park etmiş otobüsün havaya uçurulması ile 60 kadar ölü ve yaralı oldu. Bunu diğerleri takip etti. Bugün Çin hapishanelerinde Uygur Türkleri yatmaktadır. Bazı Uygurlarsa kayıptır.* İşte bu Çin’in, soydaşlarımıza, dindaşlarımıza zulmeden, ülkelerini işgal ederek bir ırkı yok etmek isteyen Çin’in devlet başkanı Jiang Zemin Ankara’da. Jiang Zemin memleketimize gelmemeli miydi? Gelmesi en azından protokol icabıdır. Demirel’in 1995’teki Pekin ziyareti iade ediliyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e adı geçen gezide nişan verildi mi hatırlamıyoruz. Ankara ise gayet âlicenap davranarak Zemin’e devlet nişanı vermekte. Nişan fikri lüzumsuz olmuştur. Diyalog ise daima faydalıdır. Çin’in yukarıda özetlediğimiz insanlık suçları bir vakıa. Şu da bir vakıa: Çin’le Türkiye birbirinden uzaktır. Bu itibarla Türkiye’nin müdahil olma şansı fiilen azalmaktadır. Geriye kalan, diyalog yolu ile iknadır. Görünen o ki Türkiye Çin’le konuşmadan Doğu Türkistan meselesini yumuşatamaz. Önce yumuşama sonra da kaybedilmiş hakların kazanılması bu yolla gerçekleşebilir. Sertleşerek, inatlaşarak, sürtüşerek yol almak mümkün görünmüyor. Bir başka unsur da Çin’in dünyanın en büyük pazarı olduğudur. Bulgaristan’la, Suriye ile, Rusya ile ihtilafları diyalog yolu ile çözdük. Çin de batıya açılmak için Türkiye’ye muhtaç. Bu sebeple o koca kıtaya önce tüccarımız, müteahhidimiz, pazarlamacımız girecek, sonra doğan yakınlaşma ile Doğu Türkistan daha sıkı şekilde müdafaa edilecektir. Uygur Özerk Devletinin müktesep haklarına saygı gösterilsin yeter. Yani, her Uygur da her insan gibi, istediği gibi inanmalı, ibadet edebilmeli, eğitim, seyahat, ticaret yapabilmeli, mülkiyet edinmeli. İlaveten bu ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarına ilişilmemeli. Bölgedeki nükleer denemeler durdurulmalı. Şayet misafir devlet başkanı Çin’de Doğu Türkistan diye bir bölge, o bölgede Türkler ve bu Türklere zulüm ve haksızlık olmadığı iddiasında ise bu iddianın değeri yoktur. Nitekim Cumhurbaşkanı Demirel dün kabul ettiği Zemin’e Uygur Türkelerinin mes’elelerini açtı, beklentilerimizi dile getirdi. Jiang Zemin’in en ufak bir itirazı olamadı. Bir koca ülke hapishane olarak kalamaz. Zemin’in “Önceki uygulamaları kınıyoruz, benzerleri de bir daha yaşanmayacaktır” demesi lazım. Çin hapishanenin duvarlarını yıkma arayışında. Komünizm, sadece Uygurlara değil, öteki ırklara ve Çinlilere de kötülük etmiştir. Zemin, ikinci bir Gorbaçov olamaz mı?. Rusya kurtuldu, Çin de komünizmden kurtulmak istiyor. Elinden gelse Kastro dahi kurtulacak. ................................................................................ *mkayacan@hey.net.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT