BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üfürükten tayyare

Üfürükten tayyare

Üfürükten tayyare misali sloganlarımız var. Parti içi demokrasi, kuvvetler ayrılığı, şeffaf yönetim gibi. Ben üşenmedim saydım, zorlanmadan 48 oldu.. 100’e tamamladıktan sonra listeleyeceğim.



Üfürükten tayyare misali sloganlarımız var. Parti içi demokrasi, kuvvetler ayrılığı, şeffaf yönetim gibi. Ben üşenmedim saydım, zorlanmadan 48 oldu.. 100’e tamamladıktan sonra listeleyeceğim. Kuvvetler ayrılığı ve parti içi demokrasi konusunda söyleyeceklerim var. Parti içi demokrasi ne demek? Kararların müşterek alınması mı, herkesin söz hakkının olması mı? Muhtemelen bu sloganı seslendirenler de tam olarak ne dediklerini bilmiyorlar. Liderlerin parti üzerindeki hakimiyetini kastediyor olabilirler. Genelde; düşündük, tartıştık, istişare ettik, ortak bir karara vardık görüntüsü verilir ama aslı öyle değildir. Nihai kararı bir kişi verir, itirazım yoktur. Bir kişi vaziyete hakim olduktan sonra her şey ondan sorulur. Biz buna mı itiraz ediyoruz.. İtiraz ediyorsak alternatif teklifimiz ne? Parti içi demokrasi deyince ortaya alternatif koymuş oluyor muyuz? Bu işlerin matematiği ve mekaniği var. Siyasi partiler kanununu hangi şekle sokarsanız sokun, iş yine dönüp dolaşıp bu noktaya gelir. Fiili durum değişmez. Meclis başkanı protokolde bir numaradır. Aslında ikidir de cumhurbaşkanına numara verilmediği için bir numara sayılır. Başbakan da iki numaradır. Peki fiili durum nedir? Başbakan bir numaradır. Neden? Çünkü meclis başkanı başbakanın işareti ile seçilir. Hangi düzenlemeyi yaparsanız yapın milletvekilleri parti genel merkezlerinden dolaşıp geldiği müddetçe, milletvekili olmak için parti merkezinin onayına muhtaç olunduğu müddetçe fiili sıralama değişmez. Meclis başkanı çok yücedir, yazmakla olacak iş değil. ... Kuvvetler ayrılığı diyorlar. Bu yapıda kuvvetler ayrılığı ilkesi de işlemez. Ne yazarsanız yazın, işlemez. Yürütme nereden çıkıyor? Yasamanın içinden.. Yasama nasıl oluşuyor? Parti başkanları adaylarını seçiyor.. Listeliyor.. O partinin aldığı oy oranında isim parlamentoya giriyor. Eğer tek parti iktidarı çıkmışsa parlamentonun en az yarıdan bir fazlası tek kişinin kontrolüne giriyor. Patron bir kişi.. O bir kişi yürütme oluyor.. peki bu durumda yasama üyeleri fiilen patronları olan yürütmenin başını nasıl denetleyecekler? Pratikte imkânı yoktur. Geriye bir yol kalıyor: Ya fiili durumu yazılı olana uyduracaksınız.. Ya da yazılı durumu fiili duruma.. Sahtekârlık neden hoşumuza gidiyor. Hani bir zamanlar televizyon kanunu vardı. Bir kimse bir kanalın güya yüzde 20’sinden fazlasına sahip olamıyordu. Kâğıt üzerinde bildik kanallar 5-10 kişinindi ama herkes biliyordu ki, bu kanal filan patronun.. şu kanal da falan patronun.. Türkiye o sahtekârlıktan kurtuldu. İsterse bundan da kurtulabilir. Kuvetler ayrılığının bir tek yolu var: Dar bölge, iki turlu seçim.. Bu sistemde milletvekili olmak isteyenler parti merkezine muhtaç olmuyor. Bu yapı bize uyar mı derseniz uymaz görünüyor. Genel başkanların ağırlığı ortadan kalkar.. Yerine ne koyacaksınız? O zaman araya bir yere bir senato sıkıştırmak lazım.. Hiç olmazsa onun seçimi iki turlu yapılabilir.. Bu da uymazsa kuvvetler ayrılığı takıntısından kurtulup sembolik cumhurbaşkanlığına dönebiliriz.. Bu da uymazsa başkanlık verelim diyeceğim ama -şimdilik- zor görünüyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT