BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Oğlum, gazetemi aksatma ha!”

“Oğlum, gazetemi aksatma ha!”

“Hasta yatağında bile gazetemizi okuyan Ali Amca beni çok duygulandırmıştı. Aradan dört beş ay geçmişti. Beni çağırtmış. Durumu çok ağır gözüküyordu...”



Anlatacağım hatıra, dağıtımını yaptığım Türkiye Gazetemizin her biri birbirinden değerli abonelerinden rahmetli Ali Soytürk Amca’nın rahatsızlığı ve dört beş ay sonra da vefatıyla ilgili... Onun gerek hastalığında gerek vefatı öncesi bana ve gazeteme olan tutum ve davranışını hiç unutamıyorum. Rahmetli Ali Soytürk Amca, ben gazetede dağıtıcı olarak çalışmaya başladığımda da gazetemize abone imiş... Benden sonra da abone olarak devam eden abonelerimden biriydi. O artık gazetemizle bütünleşmiş bir insandı... Öyle ki, Türkiye Gazetesi, sabah kahvesini yudumlarken mutlaka önünde olmalıydı... Kar kış, yağmur çamur hiç fark etmez... O, sabahleyin kahvesini yudumlarken gazetenin mutlaka kendisine ulaşmasını gözü yolda beklerdi. Kendisine gazetemizi takdim ettiğim hemen her gün de teşekkür ederdi. Gazetenin kendisine ulaşmasında emeği geçen başta gazetemizin sahibi Enver Ören Ağabeyimiz olmak üzere biz dağıtıcılarına varana kadar bu gazetenin yayınlanmasında kimin emeği geçmişse herkese çok dua ederdi... Bir gün değil beş gün değil... Hem de her gün... Aradan yıllar geçti. Bir gün gazetesini bırakırken Ali Amca’yı göremedim... Hastalandığını öğrendim. Biz abonelerimizle ağabey kardeş olduğumuz için evine hasta ziyaretine gittim. Yatağında bitkin bir şekilde yatıyordu: -Geçmiş olsun Ali Amca deyip elini öptüm. Beni görünce gözleri doldu. Hal hatır sorduktan sonra yanından ayrılırken arkamdan seslendi: “Oğlum, gazetemi aksatma ha!” Döndüm cevap verdim: “Sen düşünme Ali Amca.” Hasta yatağında bile gazetemizi okuyan Ali Amca’nın bu hassasiyeti beni çok duygulandırmıştı... Aradan dört beş ay geçmişti. Ali Amca beni çağırtmış. Yanına gittim. Durumu bu defa çok ağır gözüküyordu: -Buyur Ali Amca beni istetmişsin. -Oğlum Zeynel bana artık gazete getirme. Şaşırdım tabii. Çok da zor konuşuyordu. -Neden Ali Amca, dedim. Konuşmasına devam etti: -Borcum da ne kadarsa çıkart ve hesabını al. Hakkını da helal et. Yanında torunu vardı: “Dede parasını ben vereyim bir ay daha gelsin” dedi. “Evladım mesele para değil. Benden bu kadar” deyince biz gözyaşlarına boğulduk. Ben vedalaşıp oradan ayrıldım. Ertesi sabah evlerinin önünde taziye çadırı kurulmuş olduğunu görünce çok sarsıldım. Ali Amca vefat etmişti ha... Hakkın rahmetine kavuşmuştu. Bir gün önce bana “bende hakkın kalmasın” dediğinde anlamıştım, öleceğini bildiğini... Rabbim gani gani rahmet eylesin Ali Amca... Nur içinde yat. Mekânın Cennet olsun. Zeynel Abidin Güloğlu-Antakya/Hatay ------ Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT