BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zaferle buluşma

Zaferle buluşma

Nisan yağmurları biraz gecikmeli olarak başladı. Yapraklarla donanmış yemyeşil ağaçların şimdi kendilerini daha iyi hissettiklerini tahmin ediyorum. Galatasaray, Leeds’e dün ayak bastı. Maç bugün. Yeni baba olmuş Hakan ile gözümde her zaman iyi babalardan birisi olan Fatih Terim’in aileleri endişelidir şüphesiz.



Nisan yağmurları biraz gecikmeli olarak başladı. Yapraklarla donanmış yemyeşil ağaçların şimdi kendilerini daha iyi hissettiklerini tahmin ediyorum. Galatasaray, Leeds’e dün ayak bastı. Maç bugün. Yeni baba olmuş Hakan ile gözümde her zaman iyi babalardan birisi olan Fatih Terim’in aileleri endişelidir şüphesiz. Tabii takımdaki bütün oyuncuların aileleri huzursuzdur ama ne hikmetse Hakan ile Terim daha bir ilgilendiriyor beni! Gözü dönmüş holiganların memleketi İngiltere’yi oldum olası sevmemişimdir. Tuhaf bir tesadüf sonucu en çok da oraya düşer yolum. Hayatta en çok sevdiğim arkadaşlarımdan birisi ailesiyle birlikte Manchester’de yaşıyor çünkü. Bu da demek oluyor ki her yıl en az bir kere adaya ayak basıyorum. Kraliçenin ülkesine ilk gidişimi hatırlıyorum. Uçak havadayken İngiltere’ye bayılacağımı düşünüyordum. Sanıyordum ki o çok sevdiğim muhteşem porselenlerin zarif ülkesi; kraliyet ailesiyle, modasıyla, aristokrasisiyle beni büyüleyecek... Yanıldığımı havaalanına iner inmez anlamıştım. Gördüklerim beklediklerimden çok farklıydı. İngiltere vatandaşlarını ayrı bir kapıdan, diğer ülkelerden gelenleri başka bir kapıdan içeriye sokan İngilizler hiç de kibar değillerdi. O hep anlatılan terbiyeli İngilizler’in nerede olduklarını çok merak etmiştim. Hâlâ da ediyorum. Anladığım kadarıyla Londra’da safkan İngiliz bulmanız zor. Ancak devlet ile ilgili işlerin yürütüldüğü yerlerde var onlar. Onun dışında zengin ve elit kesim Londra’nın çok dışında ikamet ediyor. Hal böyle olunca koskoca şehirde her milletten bir insan yığınıyla karşılaşıyorsunuz. Ama en çok Hindistan izi görüyorsunuz. Sömürgeci ruhuyla bilinen İngiltere, üzerinde güneş batmasın diye yıllarca iliğini kemiğini kuruttuğu Hindistan’ın ceremesini çekiyor şimdi. Avrupa’da bulunmadığım, görmediğim ülke hemen hemen kalmadı diyebilirim. Ve içlerinde en pis olanı İngiltere’dir desem yeridir. Temizlik onları hiç ilgilendirmiyor gibi. Sokaklar leş, evsizler çok sayıda, işsizlik Türkiye’dekinden çok da farklı değil. Ve hayat tahmin edemeyeceğiniz kadar pahalı. Bütün bunlar onların sorunları tabii. Beni ancak orada bulunduğum zaman dilimlerinde bağlar. İtiraf edeyim orada bulunmaya pek de meraklı değilim. Bu satırları yazmamın sebebi şu meşhur maç... Ne yüzle ve ne hakla dünyanın en medeni ülkelerinden birisi olduklarını iddia ediyorlar anlayamıyorum. Bence tam tersine acımasız, soğukkanlı ve ürkütücüdür o ada. Holiganizm ise onların icat ettiği bir felakettir. Oynanacak maç ne olursa olsun onlar bir gece önceden içip dağıtmaya başlar. Bu sadece yurt dışında değil, kendi evlerinde de böyledir ve normal İngilizler’i bile tedirgin ederler. Utanacakları yerde bir de tutup dünyaya ve son haftalarda Türkiye’ye ders vermeye kalkışmaları yersizdir. Önce kendi problemlerini halletmeliler. Anlaşılması zor değil, biliyorum. Ben kendimi bildim bileli sıkı bir milliyetçiyim. Burada yaşananlar elbette hoş değildi. Ama bayrağına bizim gibi bağlı bir ülkede o hareketleri yapmamalıydılar. Şimdi nefeslerimizi tutmuş bekliyoruz. Dualarımız Galatasaray’la. Tıpkı Nisan yağmurları gibi gol olup Leeds kalesine yağmalarını bekliyorlar. Ama tatsız bir sonuçla dönseler de başımızın üstünde yerleri var. Onlar bizim gururumuz. İyi günde kötü günde beraber olacağız. Dışarıda bahar damlaları toprakla buluşuyor. İnşallah bu gece Cimbom zaferle buluşacak. Sözün Özü İtfaiye ile ateş arasında tarafsız kalınmaz. Levha Bilge olan kendisine sorar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT