BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mafya mahkemesi

Mafya mahkemesi

Bir adamın, "Ben mafyanın racon kesmesine, kendine göre ayaküstü haklıyı haksızı ayırıp bedel ödetmesine hayranım" demesi dengesiz ve çaresiz biri olduğunun işareti sayılabilir mi? Eğer sayılmaz derseniz, lafı dolandırmadan bu adamların pratik karar verme usullerine tutkun olduğumu söyleyeceğim.



Bir adamın, "Ben mafyanın racon kesmesine, kendine göre ayaküstü haklıyı haksızı ayırıp bedel ödetmesine hayranım" demesi dengesiz ve çaresiz biri olduğunun işareti sayılabilir mi? Eğer sayılmaz derseniz, lafı dolandırmadan bu adamların pratik karar verme usullerine tutkun olduğumu söyleyeceğim. Mafya deyince siz ne anlıyorsunuz.. Ekranlarda resmedilen çeteler mi? Bir dönem tahsilatçılıkla nam salmış it kopuk taifesi mi? Benim aklıma "Baba" filmi geliyor. Artık mafyanın da namuslusu kalmadı (!) Mafya da bozuldu (!) Oysa teorik olarak büyüklüğüne göre devlet kontrolü olmadan bu tarz illegal yapıların yaşama şansı yoktur. Çoğuna belli amaçlar için göz yumulur, kollanır, yönlendirilir, o dönemin şartlarına göre istifade edilir, yerel hassasiyetlere dikkat edilir vs. Mesela uygulamaları nispeten kamu vicdanı ile örtüşür. Halk korkuyla karışık saygı duyar, yahu şu kararı ya da raconu da haksız olmuş demez. Yine dolaylı olarak bu yapılar iyi kontrol edilirse, milleti bir canlı organizma olarak hayal ettiğiniz zaman tıkanan damarları açar uzuvlarının kangren olmasını önler. Yargılama usulleri çok pratiktir. Duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesi yoktur. İftira ihtimali de sıfır.. Çünkü davacı bilir ki, yalan söylemenin ve iftira etmenin de ağır bir bedeli var. Tamam, yapı illegal ama uygulama pratik. Bu pratikten istifade edilemez mi? Zaten bir ülkede sıradan insan, mafya pratiğine ilgi duyuyorsa, korka çekine hayransa onu bu hayranlığa iten bir çaresizlik var demektir. O ülkede adalet olsa adam deli mi ki böyle işlere kafa yorsun. ..... National Geographic'in sunucusu Conor Woodman, "Dolandırıcılar Şehri" belgeseliyle dünyanın farklı şehirlerinde yaşanan dolandırıcılık olaylarını gündeme taşırken, son olarak İstanbul'da yaşadıklarını gizli kameraya çekerek aktardı. Turizmle ilgili dernek başkanı feveran etti. Yok öyle şey, iftira.. Madem başına böyle bir şey geldi bize gelseydi.. Gelseydi ne yapacaktınız, diyecektim ki cevabını dün bulduk. Beyoğlu'ndaki bir otelde Kanadalı turist dolandırılmış. Polise gitmiş. Polis otelde ne var ne yok savcılık emriyle toplamış.. Bundan sonrası mahkeme safahatı.. Ama orası daha önce onlarca defa basılmış. Cezalar kesilmiş. Sonuç yok, devam. Efendim mevzuat.. Bana ne mevzuattan, bu işi önleyemiyorsun. Üstelik kafa da yormuyorsun.. Aklın fikrin başka işlerde. Mafya bu işe el atıp kendi usulüyle çözseydi bir daha değil o otelde, civarında, aynı ilde, aynı ülkede, benzeri bir dolandırıcılık olayı yaşanmazdı. Sen devlet olarak sıradan bir vakanın kökünü kurutup bedeli meşru yoldan ödetemiyorsan.. pratik ve caydırıcı müeyyideler bulup yürürlüğe sokamıyorsan... Hasan Cemal, kısa kesiyorum yoksa sertleşeceğim, dedi ya.. ben de kısa kesiyorum. Sert olsan ne yazar diyerek beni mahcup etmeyin.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT