BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milletin sessizliği darbecilere cesaret verdi

Milletin sessizliği darbecilere cesaret verdi

Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun tarihe ışık tutan çalışmasını anlatan Nimet Baş, önemli tespitlerde bulundu.



ÖZEL RÖPORTAJ Yücel KAYAOĞLU DERİN DEVLET BÖLDÜ Arkadaşımız Yücel Kayaoğlu'nun sorularını cevaplayan AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş, derin devletin toplumu böldüğünü söyledi. Belge gönderme konusunda en cömert kurumların Köşk ve Başbakanlık olduğunu belirten Baş, "En cimriler ise Genelkurmay ve MİT'ti" dedi. Meclis Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş, komisyon çalışmalarına ilişkin raporu aralarında Genelkurmay Başkanlığının da bulunduğu kurumlara göndermeyi planladıklarını söyledi. Nimet Baş, gazetemizin komisyon çalışmaları hakkındaki sorularını cevapladı. Baş’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle: Komisyon raporunun sunuşunda Mevlana’dan alıntı yapmanızın sebebi nedir? Hazreti Mevlana’nın ‘Her dil, gönlün perdesidir, perde kımıldadı mı sırlara ulaşılır’ sözü ile başladım. Çünkü her şeyden önce büyük dramların ve acıların tarihini araştırıyorduk. İçinde insan olan, insanı anlatabilecek en iyi kelimeleri seçmeye çalıştım. O yüzden biraz duygu dili, biraz insani ve biraz daha insana değen bir şey olsun istedim. Bütün bu süreçte ne kadar çok yaralanmış bir toplum olduğumuzu gördüm. Bu bir hissiyat paylaşımıydı benimki. Toplumun da bunu anladığını ve algıladığını düşünüyorum. Darbecileri nasıl tanımlıyorsunuz? İnsan yanları yok, vicdanları yok. Adaletleri yok, insani duyguları yok. Raporda ‘Kanımızın donduğu ve gözlerimizin yaşardığı anlar oldu’ diyorsunuz. Bu tespiti biraz açar mısınız? İşkenceler, işkence yapanlar. Mağdurlar. İşkence yapanlar ile işkence görenler yüzleşti. İstanbul Milletvekilimiz Harun Karaca, BDP’li Sırrı Süreyya Önder ve MHP’li Atilla Kaya işkencecileri ile yüzleşti. Acıları en ağır şekilde yaşamış olanlara adadık aslında bu yüzleşmeleri. Biz aslında işkencecileri deşifre ettik. Bu yüzleri deşifre etmeliydik ki toplum neyle muhatap olduğunu anlasın. 12 Eylül döneminin mahkemelerinde bile beraat eden insanlara, insanlık dışı en ağır işkenceler yapıldı. Bu affedilebilir bir şey değil. Bu toplum bunları affetmedi. 28 Şubat sürecinde mağdur avukatlığı yapıyordunuz. Bir gün gelecek 28 Şubat’ı araştıracağınız aklınıza gelir miydi? 2011 seçimlerindeki sloganımız aklıma geliyor. Hayaldi gerçek oldu diye. Gerçekten bugün de hayaldi gerçek oldu diyorum. Arzu ederdim, çok isterdim. Ama hayallerimizi zorlayan bir şey olurdu. Türkiye şartlarında olağanüstü bir şey bu. Ben o dönemleri yaşayan biri olarak, bugün komisyona gelen belgelere bakınca, “Yok artık. Bu kadar da olmaz ki” dediğim şeyler oldu açıkçası. Milyonlarca insanın fişlendiği, hayatlarının altüst edildiği bir dönem. Bin yıl sürecek denilen bir dönem. O karanlık örtünün yıllarca kalkmayacağını düşünüyorsunuz. Hiç geçmeyecek algısını derinleştirdiler. Toplum her darbede sessiz kaldı diye, bunu biraz da darbeciler güvence olarak gördüler kendilerine. Kontrgaranti gibiydi. Ama toplumun desteği size mi bize mi diyen bir irade çıktı 27 Nisan’da. Hodri meydan seçime gidiyoruz diyen bir irade olmasaydı bir geri adım atılsaydı o durumda zaten kazanılmıştı, Türkiye farklı bir sürece girerdi. Darbelerin dış bağlantıları konusunda ne düşünüyorsunuz? Özellikle 28 şubatı bir ABD kriptosunun başlattığı ileri sürülmüştü. Siz çalışmalarınızda bu konuyu da araştırdınız mı? Doğrulatamadık o kriptoyu. Dış bağlantılarda dahil olmak üzere bütün bu boyutlarını ortaya tam net olarak koymak için bilgi ve belge, veriye dayanarak konuşmanız gerekir. Bilgiye belgeye dayanmayan hiçbir şeyi rapora koymadım. Raporu değerli kılan da bu oldu. Komisyona gelip birbirlerini suçlayanlar oldu. Ama bu iddiaları rapora almadık. Çünkü bu bizim için dedikodu mahiyetinde. Ama komisyonumuzun bütün üyeleri uluslar arası sistemin desteği olmadan böyle bir şeyin yapılamayacağına inanıyorlar. Raporu kimlere göndereceksiniz? Köşke, Başbakanlığa, Genelkurmay’a göndeririz. Bir kitap olarak basılması ve dağıtılması konusunda çok talep var. Bunu Meclis Başkanımızla görüşeceğiz. Üniversitelerden istiyorlar. Hepsine göndermeyi düşünüyoruz. Ayrıca ben bu çalışmalar sırasında çok şey gördüm, çok şeye tanık oldum. O nedenle rapor dışında ayrıca bizzat bir kitap yazmayı düşünüyorum. Çalışmalar sırasında herhangi bir dirençle karşılaştınız mı? Hayır bir dirençle karşılaşmadık ama bilgi belge göndermeyen kurumlar oldu. Bilgi belge gönderme konusunda en cömert davranan kurum Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık oldu. En cimri kurumlar ise Genelkurmay Başkanlığı ve MİT oldu. Bilgisine başvurduğunuz isimlerden zorlandığınız biri oldu mu? Zorlandığımız biri olmadı ama etkilendiğimiz dinlemeler oldu. En kötü ana bile tanıklık etmenin çok anlamlı yanları oldu. Zorlanmaktan ziyade, bunun nasıl bir katkı sağlayacağını düşündüm. Darbe mağdurlarının hak kayıpları konusunda ne yapılabilir? Çok şey yapılabilir. Bir disiplin affı kanun teklifi getirilebilir. Mağdurların durumu çok daha kapsamlı bir araştırmayı gerekli kılan bir durumdu. Olağanüstü dönemlerde yargılanmış müebbet hapse mahkum olmuş, hükmün infazı devam eden cezaevindeki insanlar var. Kamu görevlisiyken işinden olmuş insanlar var. Bunlar tek tek ele alınmalı ve bu gibi mağduriyetlerin çerçevesi çizilmek suretiyle giderilmeye çalışılmalı. Bunun çerçevesinin ne olacağına Meclis karar verir. Mağdurların durumu cidden çok araştırılmaya muhtaç bir konu, çok kapsamlı ortaya konması gereken bir durum. Biz bir mağduriyet olduğunu tespit ederiz ettik de bu mağduriyetin giderilmesi ve bunların fotoğraflarının netleştirilmesi için bir çalışma daha yapılması gerekiyor. “28 ŞUBAT’TA NE OLDU Kİ” DİYEN VAR! Bazı kesimin 28 Şubat’ta yapılanları göremediğini belirten Nimet Baş, “O dönem herkes kendinden farklı olana tahammül edemez hale geldi ve bu derinleştirildi. Kitleler bölündü. Kimse birbirini tanımamaya başladı. ‘28 Şubat’ta ne oldu ki’ diyenler var, bu kesim diğer kesimi tanımıyor. O kesime ne yapıldığının farkında bile değil” dedi. Darbe riski imkânsız değil Her darbe diğer darbenin altyapısını oluşturdu diyorsunuz. 28 Şubat süreci, başka bir darbe için tohum bıraktı mı? Size göre hâlâ darbe riski var mı? 28 Şubat’ta 27 Nisan’ın tohumu atıldı ama ölü doğum oldu. Darbe riskini mümkün görmemekle birlikte, imkansız diyemeyeceğim. Bu vesayetçi yapının her manada tavsiyesi gerekiyor. O yüzden bu sivil anayasa çalışmasını önemsiyorum. Bu Meclis Türkiye’ye sivil bir Anayasa armağan etmelidir. Demokrasiyi taçlandırmalı, tüm darbe mevzuatı ayıklanmalıdır. Bugün halen yürürlükte olan darbe yasaları var. Bu yasalar vesayetçi anlayışı en ince ayrıntısına kadar kurgulamış durumda. Bütün bu mekanizmaların tavsiye edilmesi gerekir ki, Türkiye ‘Oh’ desin. BAŞ’I EN ETKİLEYEN OLAY Ordudan atılan memur ‘Keşke şehit olsaydım’ diye dert yanmış Kızına Rüveyda ismini koyduğu için atılan babadan çok etkilendiğini belirten Baş, onun “Keşke bugünleri görmeseydim” dediğini anlattı. Çalışmalarınızda çok sayıda darbe mağdurunun başvurusu da oldu. Sizi bu anlamda en çok kim etkiledi? Kızına Rüveyda adını koyduğu, eşinin başörtülü olması ve evinde Kur’an-ı kerim bulundurduğu gerekçesiyle TSK’dan atılan sivil memurun hikayesi beni çok etkiledi. Türkiye Gazetesi bu konuyu işledikten sonra Rüveyda’nın babası bana ulaştı. Telefonla görüştük. 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Rüveyda’nın babası düşünün ki iki üniversite mezunu, donanımlı biri. Aynı zamanda Güneydoğu gazisi ama ‘irtica’ nedeniyle atılmış. Baba ile görüşmemizde bana ‘Keşke şehit olsaydım da bugünleri görmeseydim’ dedi. Eşi o dönemde neden ordudan atıldığını sormuş, o da ‘İrtica’ deyince eşi ‘O ne ki’ diye sormuş. İrtica kavramının ne olduğunu bile bilmiyorlarmış. Birçoğu belini doğrultamadı. Bir de kınanan, ayıplı kitlelere dönüştü bunlar. Bu insanlar, bu ülkenin ordusuna zarar vermedi ki. Ordusuna peygamber ocağı diyen, askerine Mehmetçik diyen bir topluma bu yapılmamalıydı. Bu, çok büyük bir haksızlık. Çalışmalar sırasında da sonrasında da öldürülmüş, işkence görmüş, siyasi cinayetlerde hayatını kaybetmiş olanların yakınlarından bir çoğu telefon açtı. ‘Bugünleri gördük ya. Rahat uyuyabiliriz’ diyenler oldu. İRTİCA MI O DA NE? 28 Şubat döneminde ilişiği kesilen talihsiz memur, gazetemizde haberi yayınlandıktan sonra TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş’ı aramış. Baş, “Ordudan atıldıklarında irticanın ne olduğunu bile bilmiyorlarmış” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT