BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Askerî müzedeki postallar ve hayal kırıklığı

Askerî müzedeki postallar ve hayal kırıklığı

Çevik Bir Paşa savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Soruşturmayı yürüten savcıya gönderdiği dilekçede özetle, o dönemde ben etkili bir makamda değildim. II. Başkandım. Karargahın yönetiminden sorumluydum.



Çevik Bir Paşa savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Soruşturmayı yürüten savcıya gönderdiği dilekçede özetle, o dönemde ben etkili bir makamda değildim. II. Başkandım. Karargahın yönetiminden sorumluydum. Komutanımız Karadayı Paşa’ydı. Ben ne yaptıysam onun emriyle yaptım. Yaptıklarım suçsa suçlu odur, demiş. Çevik Paşa, 28 Şubat döneminin sembol isimlerinden biriydi. Ben o yıllarda zannederdim ki, Paşa bu görüntüsüyle şöyle bir gürlese ses bombası patlamış gibi herkes kaçacak yer arar. Korkak ve pısırık mizacımdan dolayı çok heybetli görünürdü gözüme. Gazetelerde sık sık çıkan fotoğrafları, televizyonlarda zaman zaman dönen görüntüleri bende böyle bir duygu uyandırmıştı. O dönemde ufacık bir işareti bile yetiyordu. Dönemin Başbakanı bile bir yurt dışı gezisinde, gazetecilerin bir sorusu üzerine eliyle “bir” işareti yaparak gülümsemişti. Ben el işaretiyle verilen o mütebessim cevabı “elden ne gelir” olarak okumuştum. Benim derdim asker öyleydi sivil böyleydi, değil. Tek noktaya takıldım. O günün heybetli paşası, bugün verdiği dilekçeyle hayallerimi yıktı. Nasıl bir tavır sergilese yıkılmazdım? Mesela şöyle olabilirdi: O gün ne yaptıysam inanarak yaptım. O gün de suç işlediğimi düşünmüyordum bugün de düşünmüyorum. Veya; işin aslını yıllar sonra anladım. Bugün yanlış olduğunu fark etmiş olsam da yaptıklarımı kabul ediyorum. Bedelini de ödemeye hazırım. Yahut, daha samimi itiraflar: O günün şartlarının bana yüklediği rol çok hoşuma gitmişti. Ne yaptığımızın çok da farkında değildik. Bugün size garip geliyor olabilir ama o gün her işe burnumuzu sokup müdahil olmamızı siyasiler bile yadırgamıyordu. Karşımda sıra sıra dizilen insanların acizliği, korkuları, eğilip bükülmeleri karşısında çok önemli bir adam olduğum hissine kapıldım. İpin ucunu da biraz kaçırdım. Evren Paşa, hakimin bir sorusu üzerine, telekonferans yoluyla verdiği cevapta, pişman değilim bugün o şartlar olsa yine darbe yapardım, dedi. Mesela bu cevap bana sempatik geldi.. Ben de Evren Paşa gibi o dönemin yargılanamayacağına inananlardanım.. Ama yargılanabilir, yargılanmalıdır diyenlerden olsaydım.. Pişmanım beyanını değil, bugün olsa yine darbe yapardım beyanını hafifletici sebeb sayardım. ... 28 Şubat döneminin, Ergenekon ve Balyoz sanıklarının mahkeme safahatına girmeyeceğim. O konudaki kanaatimi birkaç defa paylaştım. Bu iş suç, suçlu, hüküm, infaz işi değil. Başlıktaki postallar konusuna gelince, Askerî Müzede, Somali-Bosna-Kosova ve İç Güvenlik Salonunda Çevik Paşa’nın eğitim elbiseleri ve postalları da sergileniyor. Muhtemelen o heybetli dönemlerinde şirinlik olsun diye müzede böyle bir bölüm oluşturulmuştur. Bu dilekçeden sonra belki o bölümü bir daha gözden geçirirler. Müzeleri de gelen ağam giden paşam misali sık sık değiştirdiğimiz cadde sokak isimleri gibi günün şartlarına göre düzenlemeyelim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT