BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazret-i Hasan Efendimiz (radıyallahü anh)

Hazret-i Hasan Efendimiz (radıyallahü anh)

Hazret-i Hasan bin Ali (radıyallahü anhümâ); Resûlullahın torunu, Ehl-i Beyt’in üçüncüsü, Oniki İmâmın ikincisi, İslâm halîfelerinin de beşincisidir.



Geçen haftaki iki makâlemizde, denizden damla misâli, Hazret-i Hüseyin Efendimizden bahsetmiştik. Bugün ve yarın ise, ağabeyi Hazret-i Hasan Efendimizden bahsetmek istiyoruz... Hazret-i Hasan bin Ali (radıyallahü anhümâ); Resûlullahın torunu, Ehl-i Beyt’in üçüncüsü, Oniki İmâmın ikincisi, İslâm halîfelerinin de beşincisidir. Hazret-i Ali’nin oğlu olup annesi ise, Sevgili Peygamberimizin mübârek kızı Fâtımatü’z-Zehrâ’dır. Künyesi “Ebû Muhammed” olup, lâkabı da “Müctebâ”dır. Medîne-i münevverede, h. 3 (m. 625) senesinin ramazân ayı ortasında doğdu. Mübârek dedesi (sallallahü aleyhi ve sellem), sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet okuyup ismini “Hasan” koydu. Yedinci günü akîka olarak, iki koç kesti. Sünnet ettirip, saçını da kestirdi ve ağırlığınca gümüş sadaka verdi. Medîne’de 49 (m. 669) senesinde zehirlenerek vefât etti... Hazret-i Hasan, âlemlere rahmet olarak yaratılan Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) terbiyesiyle yetiştirilip büyüdü. Bu, çok az kimseye nasip olan, fakat çok büyük bir şeref ve saâdettir. Mükemmel bir tahsîl ve terbiye gördü. Resûlullah Efendimiz tarafından pek çok hadîs-i şerîfle medh edildi ve onun nice iltifâtlarına mazhar oldu. RESÛLULLAHA ÇOK BENZERDİ Hazret-i Hasan, henüz âkıl-bâliğ olmadan, Resûlullaha bîat eden çocuklardandı. Sekiz yaşında iken, h. 11 (m. 632) senesinde, önce dedesi Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), sonra da annesi Hazret-i Fâtımatü’z-Zehrâ vefât edince, yetîm kaldı. Bundan sonra babası Hazret-i Ali’nin (radıyallahü anh) terbiyesinde büyüdü. Hazret-i Hasan, beyâz ve güzel yüzlü olup, yüzü, Resûlullahın yüzüne çok benzeyen yedi kişiden biridir. Resûlullah’a, bundan daha çok benzeyen kimse yoktu. Peygamberimiz Hazret-i Hasan’ı çok sever, ona şefkatle muâmele ederdi. Bir gün Hazret-i Hasan ve kardeşi Hazret-i Hüseyin, Resûlullahın huzûrunda güreşiyorlardı. Resûlullah Efendimiz, Hazret-i Hasan’ı teşvîk ve teşcî buyuruyordu. Hazret-i Fâtımatü’z-Zehrâ babasına: “Yâ Resûlallah! Hazret-i Hasan büyüktür, siz buna rağmen onun tarafını tutuyorsunuz. Hâlbuki, küçüğe yardımcı olmak daha uygun değil midir?” deyince: “Yâ Fâtıma! Cebrâîl (aleyhisselâm) da, Hüseyin’e yardım ediyor” buyurdu. Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb-i Ensârî (radıyallahü anh) anlatıyor: “Bir gün Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) huzûruna girmiştim. Hasan ile Hüseyin, O’nun önünde oynuyorlardı. “Yâ Resûlallah! Sen bunları çok mu seviyorsun?” dedim. “Nasıl sevmem. Bunlar, benim dünyâda öpüp kokladığım iki reyhânımdır!” buyurdu. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, en fazla hadîs-i şerîf nakleden Ebû Hureyre (radıyallahü anh) anlatır: “Hasan’ı gördüğümde, gözlerim hep yaşlarla dolar. Zirâ bugünkü gibi hâtırlıyorum: Allahü teâlâ’nın Resûlü Onu kucağına oturturdu. O da, onun mübârek sakalları ile oynardı. Resûlullah, Hazret-i Hasan hakkında, üç kerre şöyle buyurdular: “Ben, bunu çok seviyorum. Onu, sen de sev. Onu sevenleri de sev!” Yine Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin’i kastederek buyurdu ki: “Allahım! Ben, bu ikisini seviyorum. Sen de bunları sev. Onlardan nefret edenleri, Sen de sevme!” “EY EHL-İ BEYTİM!..” Peygamber Efendimiz, Hazret-i Hasan, Hazret-i Hüseyin, Hazret-i Fâtıma ve Hazret-i Ali’yi (radıyallahü anhüm) örtü içine alıp, Ahzâb sûresinin otuzüçüncü âyet-i kerîmesini okuyup, “Ey Ehl-i Beytim! Allahü teâlâ, sizlerden ricsi yani her kusûr ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tâm bir tahâret ile temizlemek irâde ediyor” buyurdu. Sonra da, “Allahım! Bunlar, benim Ehl-i Beytim’dir” buyurdu. Hazret-i Hasan; hilm (yumuşaklık), rızâ, sabır ve kerem (cömertlik) sâhibiydi. Fitne çıkıp, halîfe Hazret-i Osmân’ın evi sarıldığında, onun imdâdına, yardımına gitti. Sadaka vermeden edemezdi. İki defa, her şeyini, Allah rızâsı için dağıttı. Bir kişinin münâcâtında; “Yâ Rabbî! Bana onbin altın ihsân eyle” dediğini işitince, aceleyle evine gitti. Adamın münâcâtında istediğini gönderdi... [Hazret-i Hasan Efendimiz hakkında, bugünlük, bu kadarcık bilgi ile iktifâ edelim. Yarın da inşâallah, tekrâr ondan bahsetmeye çalışırız.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT