BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölümü çoktan kabul etmiştim!

Ölümü çoktan kabul etmiştim!

“Göğsüm, içimden dev bir çalı çekiliyormuşçasına ağrıyor. Çenemi âdeta bir mengeneyle sıkıyorlar. Dişlerimin ağzıma döküldüğünü sanıyorum!..”



Üç yıl önceydi; eğitim ve istihdam ilişkileri konusunda politika dokümanı hazırlıyordum. Heyecan içindeyim. Milletin âli menfaatini düşünüyorum. Ama hizmetkâr bir ruha esir düşen bedenim feryat ediyor. Çalışma sonrası iki gün dinlendiğim halde şikâyetlerim artınca akşam yakındaki sağlık merkezine gittik. EKG çekildi. “Spazm geçiriyorsun, ağrı kesici yapalım” dediler. İtiraz ettim ama dermanım tükeniyor. Bitişikteki sedyeye oturdum. Eşim kızıma haber vermiş. Ağrılarım şiddetleniyor, sol kolumun parmak uçlarına kadar şiştiğini ve parmaklarımdan sanki kan fışkıracağını zannediyorum. Göğsüm, içimden dev bir çalı çekiliyormuşçasına ağrıyor. Çenemi âdeta bir mengeneyle sıkıyorlar. Dişlerimin ağzıma döküldüğünü sanıyorum ama dilimi hareket ettirip kontrol edemiyorum. Vücudum beton bir kalıp, beni içine hapsetmiş, yüzüstü düşmekten korkuyorum. Sağ kolum çözülüyor ve sağa doğru düşerken eşime ve kızıma ‘ben gidiyorum’ deyip Kelime-i şehâdet getiriyorum. Kızım ve eşim üzüntü içinde çırpınıyorlar. Odaya insanlar doluşuyor. “Ölümden korktu, şimdi şehadet getiriyor” diye suizan ederler düşüncesiyle dualarımı zihnimde yapıyorum. Vücudum benden emir almıyor, istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum ama beynim şimşek hızıyla çalışıyor. “Burada kalırsam ölürüm” düşüncesiyle vücudumdan çıkmak istiyorum ve anında “buradan çıkmak ölmek demek, öyleyse ben ölüyorum, her şey buraya kadarmış, bu dünyada yoktuk, var olduk şimdi vardan yok oluyoruz. Her şeyi, herkesi ve bedenimi de bırakarak gidiyorum...” diye düşünerek ölüme teslim olmak üzereyken acı, korku ve endişe içinde çırpınan eşim ve kızımı görüyorum. Yazık, benim için üzülüyorlar. Benim onların halinden haberdar olduğumu bilmiyorlar. Öldüğüme değil, onlara bu acıyı yaşattığıma üzülüyorum. Ölümü çoktan kabul etmişim. Annemin babamın ve her şeyden önemlisi de Sevgili Peygamberimin yanına gidiyorum. Gördüğüm rüyayı hatırlıyorum. “Şimdi beni bekliyorlar” diye sevinç ve hüzün arasında mekik dokurken; “insan ölünce uyanır” misali ölümden ziyade yeni bir uyanış içindeyim. Aklımdan; “Peki, onlara ne götüreceğim?” sorusu geçiyor. “Üzüm gitmez, mesir gitmez, ne götüreyim?” derdine düşmüşken Sanat Enstitüsüne kayıt olduğum senenin karne tatili töreni bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Ailemden ilk defa bu kadar uzağım. İçim hasretle dolu. Okuyordum ama ailemin olmayan parasını harcıyordum. Bu yüzden kendimi suçlu hissediyordum. Devamı yarın... > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT